brazen - Türkçe İngilizce Sözlük

brazen

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

brazen — Definition

Anlamı ve Tanımı:
küstahça cesur, arsız
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈbreɪzən/ – BrE /ˈbreɪzən/)
Terim Türü:
Sıfat
Utanmazca, meydan okurcasına cesur olmayı niteleyen sözcüktür. “Brass” (pirinç/bakır) ile aynı metal alanından beslenir; “metal gibi yüzsüz” mecazı İngilizcede “brazen”i ahlâkî bir nitelemeye dönüştürmüştür

"brazen" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 22 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
brazen s. sarı
The car has brazen rims.
Arabanın sarı jantları var.

More Sentences
brazen s. küstah
The brazen man laughed at the police officers.
Küstah adam polis memurlarına güldü.

More Sentences
brazen f. cesur bir şekilde yüzleşmek
brazen f. kendine cesaret vermek
brazen f. kendini cesaretlendirmek
brazen s. pirinçten
brazen s. pirinç gibi
brazen s. şımarık
brazen s. pişkin
brazen s. pirinçten yapılmış
brazen s. utanmaz
brazen s. pirinç
brazen s. yüzsüz
brazen s. arsız
brazen s. tunçtan
brazen s. çınlayan
brazen s. aşırı
brazen s. yoğun
brazen s. edepsiz
brazen N. küstahça cesur
Eski Kullanım
brazen s. aşırı derecede güçlü
brazen s. geçilmez

"brazen" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 48 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
brazen it out f. yüzsüzlüğe vurmak
be brazen-faced f. yüzsüz olmak
be brazen f. yüzsüz olmak
brazen-faced s. (surat) mahkeme duvarı
brazen-faced s. pişkin
brazen-faced s. yırtık
brazen-browed s. yüzünün astarı kalmamış
brazen-browed s. arsız
brazen-browed s. hayasız
Öbek Fiiller
brazen out f. geçiştirmek
brazen out f. yüzsüzlüğe vurmak
brazen out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşme cesareti göstermek
brazen out f. cesurca göğüs germek
brazen out f. (tehlike/zorluk) karşısında cesur olmak
brazen out f. arsızca/yüzsüzce üstünü kapatmak
brazen out f. cesurca dayanmak/katlanmak
brazen out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşmek
brazen out f. arsızca/yüzsüzce geçiştirmek
brazen out f. pişkinliğe vurmak
brazen out f. arsızlığa vurmak
brazen (out) f. bir şeyin hakkından cesur ve ağırbaşlı bir şekilde gelmek
brazen (through) f. (suçlamayla) kararlı, cesur veya küstah bir şekilde yüzleşmek
brazen (out) f. (suçlamayla) kararlı, cesur veya küstah bir şekilde yüzleşmek
brazen (through) f. bir şeyin hakkından cesur ve ağırbaşlı bir şekilde gelmek
Konuşma Dili
brazen it out f. üzerinde durmamak
brazen it out f. aldırmayarak geciktirmek
brazen it out f. geçiştirmek
brazen it out f. (uygunsuz bir duruma rağmen) kasıla kasıla/kurum kurum kurumlanarak yapmaya devam etmek
brazen it out f. işi pişkinliğe vurmak
brazen it out f. işi yüzsüzlüğe vurmak
brazen it out f. işi arsızlığa vurmak
brazen it out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşme cesareti göstermek
brazen it out f. (tehlike/zorluk) karşısında cesur olmak
brazen it out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşme cesareti göstermek
brazen it out f. (tehlike/zorluk) karşısında cesur olmak
brazen it out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşmek
brazen it out f. (tehlikeyle/zorlukla) yüzleşmek
brazen and pushy s. yüzsüz ve pişkin
Deyim
brazen something out f. pişkinliğe vurmak
brazen-faced s. yüzsüz
brazen-faced s. arsız
Ticaret/Ekonomi
brazen law of wages i. ücretlerin tunç kanunu
brazen law of wages i. ücreti belirli bir sınırın altına düşürmenin olanaksızlığını açıklayan teori
Havacılık
hydrogen brazen i. hidrojen kaynağı
Tarih
brazen sea i. rahiplerin kullanımı için süleyman'ın tapınağına konulan pirinçten yapılmış büyük su teknesi
Mitoloji
brazen age i. gümüş çağdan sonra gelen savaş ve hukuksuzluk çağı
Argo
brazen hussy i. (aşağılayıcı) oynak kadın
brazen hussy i. (aşağılayıcı) katmerli aşüfte