bulan - Türkçe İngilizce Sözlük

bulan

"bulan" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bulan finder i.

"bulan" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 148 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
kusur bulan captious s.
Genel
uygun bulan endorsor i.
bulan kimse inventor i.
bulan kimse procurer i.
her şeye kusur bulan kimse faultfinder i.
bulan kimse finder i.
herşeyde hata bulan kimse rebuker i.
güçlük ve eksiklere çare bulan kimse expeditor i.
geniş anlamda yer bulan görüşler much publicized views i.
hataları bulan proofreader i.
kusur bulan kimse momus i.
herşeyde hata bulan kimse scolder i.
güçlük ve eksiklere çare bulan kimse expediter i.
yeni anlam veya kelimeler bulan veya kullanan kimse neologist i.
her şeye kusur bulan nitpicker i.
yazı matbaasını bulan alman mucit johannes gutenberg i.
her şeye kusur bulan kimse crab i.
evet/hayır karşılığı bulan soru kalıpları rising intonation i.
ara bulan kimse compromiser i.
yeni sözler bulan kimse phrasemaker i.
her şeye kusur bulan kimse caviller i.
her şeye kusur bulan kimse caviler i.
yeniden bulan kimse rediscoverer i.
devamlı kusur bulan kimse nagger i.
kaybolan eşyaları bulan kimse tracer i.
zekaya aşık kimse. zeki insanı romantik veya cinsel yönden çekici bulan kişi sapiophile i.
her şeye kusur bulan kimse hafter i.
geyiği izleyip yuvasını bulan avcı harborer i.
kusur bulan kimse word-catcher i.
hata bulan kimse reprover i.
hata bulan kimse reproacher i.
ara bulan kimse lubricant i.
bir topluluğun değer yapıları ile geçmiş tecrübeleri arasında yer alan ve genellikle sanat aracılığıyla ifade bulan ilişki mythus i.
çaren bulan kimse obviator i.
zeval bulan kimse decliner i.
çocukları cinsel açıdan tahrik edici bulan kimse paedophiliac i.
devamlı kusur bulan kimse insectator [obsolete] i.
her şeyde kusur bulan kimse findfault [obsolete] i.
şans eseri değerli veya hoş şeyler bulan kimse serendipitist i.
çözüm bulan şey solvent i.
her şeye kusur bulan kimse criticizer i.
bulan kişi finder i.
kusur bulan uncharitable s.
sık sık vuku bulan eterne s.
bir yıldan fazla süre vuku bulan interannual s.
kusur bulan waspish s.
arada sırada vuku bulan sporadic s.
devamlı kusur bulan censorious s.
her şeye kusur bulan nitpicking s.
kusur bulan critical s.
hata bulan fault-finding s.
hata bulan snippy s.
fazlasıyla kusur bulan overcritical s.
kusur bulan faultfinding s.
kendinde kusur bulan self-critical s.
düz ve dar bir uçta son bulan acuminose s.
işçi bulan recruiting s.
her şeye kusur bulan cavilous s.
sürekli kusur bulan nit-picky s.
sürekli kusur bulan nitpicky s.
ara bulan upknitting [obsolete] s.
çabuk kafayı bulan weak-headed s.
talep edilen fiyattan çok aşağısında alıcı bulan wide s.
kusur bulan hypercritic s.
yer bulan locative s.
vuku bulan occurrent s.
mezarda vuku bulan graveside s.
farklı bölgelerde vuku bulan multiregional s.
bir kereden fazla vuku bulan multiple s.
oracıkta vuku bulan on the spot s.
geçmişte vuku bulan one-time s.
aniden vuku bulan impromptu s.
olay yerinde vuku bulan drumhead s.
kusur bulan findfaulting s.
beklenenden erken vuku bulan preschedule s.
kusur bulan fribbling s.
kusur bulan sneaking s.
çözüm bulan solutional s.
kusur bulan stigmatic s.
(birinde) can bulan personate [obsolete] s.
(yüzdeleri) bulan in ed.
bulan kişi discoverer N.
Konuşma Dili
çıtır sevgili bulan cradle-robber i.
tedavi için kullanılan ilaçlarla kafayı bulan kişi drugstore cowboy i.
devamlı kusur bulan on ed.
siz osunuz sanırım (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
siz osunuz, değil mi? (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
sizi buldum sanırım (19. yüzyıl'da afrika'da kaybolan iskoç kaşif david livingstone'u bulan h.m. stanley'in kayıp kaşifi ilk gördüğünde ağzından çıkan sözlere ithafen) doctor livingstone, I presume? expr.
Deyim
İlaç satan, çalan ya da ilaçlarla kafa bulan kişi drugstore cowboy [us/south africa] i.
...bulan kazanır (the) best of (an odd number) expr.
üçü/beşi bulan kazanır the best of three, five, etc. expr.
Ticaret/Ekonomi
anahtarı bulan kurum key recovery agency i.
şirketin çıkardığı ve alıcı bulan hisse senetleri outstanding share i.
satış için potansiyel müşteri bulan kimse bird dog i.
Hukuk
vuku bulan zarar incurred loss i.
uyuşturucu veya patlayıcı gibi yasadışı maddeleri koklayarak bulan köpek sniffer dog i.
uyuşturucu veya patlayıcı gibi yasadışı maddeleri koklayarak bulan köpek detection dog i.
bilişim suçlarına ilişkin delil bulan ve inceleyen çalışma alanı forensics i.
çare bulan remedial s.
vuku bulan ex post expr.
Siyasal
aşırı sağ ve aşırı sol tarafından önerilen yolların ortasını bulan ekonomik ve politik gelişme third way i.
ingiltere ile galler arasındaki sınır bölgesi üzerinde yargı yetkisi bulan ve kraliyetin özgürlüklerinde faydalanan ingiliz lordu lord marcher i.
Sanayi
eski çalışanlar için yeni iş bulan kimse outplacer i.
toplam maliyet, gelir veya müşteri memnuniyeti0 gibi alanlarda vuku bulan küçük değişimlerle ilişkili marginal s.
iş başlamadan önce vuku bulan prework s.
Sigortacılık
vuku bulan ve fakat sigortacı veya reasüröre ihbar edilmemiş olan hasarlar incurred but not reported losses i.
trete döneminde vuku bulan hasarların temin edilmesi losses occurring i.
Teknik
mineral bulan aygıt doodlebug i.
Bilgisayar
yazılım hatalarını bulan kişilere verilen para ödülü bug bounty i.
Havacılık
üstünde serbest dönen bir rotor aracılığıyla kaldırma gücünü bulan uçak gyroplane i.
hedef bulan homing s.
sinyalleri takip ederek hedefi bulan on the beam s.
Medikal
belirli aralıklarla vuku bulan periodic s.
trigeminal gangliyonu bulan casserio ile ilgili gasserian s.
Psikoloji
insan zekasını cinsel açıdan çekici bulan kişi sapiosexual i.
zeki insanları seksi bulan kişi sapiosexual i.
entelektüel kişileri cinsel açıdan çekici bulan kişi sapiosexual i.
maskülenliği çekici bulan kimse androsexual i.
çift cinsiyetli/cinsiyet kimliklerini ne kadın ne de erkek olarak tanımlayan kimseleri çekici bulan kimse androgynesexual i.
çift cinsiyetli çekici bulan kimse androgynosexual i.
Gökbilim
gemi boylamını bulan bir yöntem lunar method i.
Zooloji
yuvayı bulan homing s.
Botanik
kusur bulan stigmatose s.
Ormancılık
kereste arayıp bulan ve değer biçen kimse looker i.
Eğitim
öğrencilerin okurken bir yanda da çalışıp para kazanmaları için onlara iş bulan bir program work-study i.
Dilbilim
yerini bulan loc (locative) kısalt.
Tarih
1940’ta nazi işgaliyle son bulan, 1870’de fransa’da kurulan cumhuriyet third republic i.
olaylarda gerici güçlere karşı kesintisiz bir ilerleyiş örüntüsü bulan ve bugünü geçmişin kaçınılmaz bir sonucu olarak gören tarihi yoruma ait veya ilgili whig s.
Dini
bazı görüş ve ayinleri önemsiz bulan bir alman protestan adiaphorite i.
bazı görüş ve ayinleri önemsiz bulan bir alman protestan adiaphorist i.
tanrı/tanrıça biçiminde vücut bulan mutlak gerçeklik truth i.
Futbol
kaleyi bulan şut shot on target i.
çerçeveyi bulan şut shot on target i.
kaleyi bulan atış shot on goal i.
kaleyi bulan şut shot on goal i.
çerçeveyi bulan şut shot on goal i.
kaleyi bulan vuruş shot on goal i.
kaleyi bulan şutlar shot at goal i.
kaleyi bulan şut shot at goal i.
Kütüphanecilik
kütüphane kataloğunda eserin veya koleksiyonun belirli bir bölümünü bulan veri girişi analytical entry i.
kütüphane kataloğunda eserin veya koleksiyonun belirli bir bölümünü bulan veri girişi analytic i.
Mitoloji
kutsal kaseyi bulan mitolojik kahraman parzival i.
Eski Kullanım
kusur bulan exceptive s.
Argo
kökleri kazıp çıkararak yemek bulan kuzey amerika yerlisi digger indian i.
kökleri kazıp çıkararak yemek bulan kuzey amerika yerlisi digger i.
her şeyde kusur bulan bitchy s.
havasını bulan grooving s.
(bir erkeği cinsel olarak çekici bulan kişi tarafından kullanıldığında) yakışıklı big boy ünl.