ciddiyetle - Türkçe İngilizce Sözlük

ciddiyetle

"ciddiyetle" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 15 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
ciddiyetle earnestly zf.
Our Committee is earnestly discussing the various approaches to solving the problems.
Komitemiz sorunların çözümüne yönelik çeşitli yaklaşımları ciddiyetle tartışmaktadır.

More Sentences
ciddiyetle in earnest zf.
Let me reassure you that preparations for publication continue in earnest.
Yayın hazırlıklarının ciddiyetle devam ettiği konusunda sizi temin ederim.

More Sentences
ciddiyetle solemnly zf.
He spoke so solemnly that no one dared to confront him.
O kadar ciddiyetle konuştu ki kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemedi.

More Sentences
ciddiyetle agood zf.
ciddiyetle earnest [obsolete] zf.
ciddiyetle earnestfully [obsolete] zf.
ciddiyetle engagedly zf.
ciddiyetle hard zf.
ciddiyetle scrutinously zf.
ciddiyetle statelily zf.
ciddiyetle stayedly zf.
ciddiyetle stour zf.
ciddiyetle seriously zf.
Konuşma Dili
ciddiyetle no messing expr.
Deyim
ciddiyetle (as) straight as a ramrod s.

"ciddiyetle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 27 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
cenaze, anma töreni için yavaş ve ciddiyetle çalmak (çan) knell f.
özellikle bir cenaze için yavaş ve ciddiyetle çalmak (çan) knoll f.
ciddiyetle aramak desiderate f.
ciddiyetle üzerinde durmaktan kaçınmak dismiss f.
ciddiyetle ifade etmek prim f.
ciddiyetle konuşmak deadpan f.
ciddiyetle yaklaşmak primp f.
(iddiayı) ciddiyetle öne sürmek press f.
ciddiyetle söz vermek protest f.
gerçeği ciddiyetle beyan etmek protest f.
ciddiyetle söz vermek swear f.
büyük ciddiyetle yapılan humourless s.
büyük ciddiyetle yapılan humorless s.
ciddiyetle yalvaran imploring s.
gereksiz ciddiyetle davranan schoolmarmish s.
tüm ciddiyetle in all seriousness zf.
Öbek Fiiller
ciddiyetle bir işe girişmek buckle down to f.
ciddiyetle (bir şeyi yapmaya) koyulmak get down to (doing something) f.
Konuşma Dili
bir işin üzerine ciddiyetle eğilmek mean business f.
ciddiyetle söylenen bir şeyi komikleştirmek için kullanılan mizahi bir ifade I approve this message expr.
Deyim
birini bir konuyu ciddiyetle düşünmeye teşvik etmek give someone furiously to think f.
(birini) bir konuyu ciddiyetle düşünmeye teşvik etmek give (one) furiously to think f.
(birine/bir şeye) ciddiyetle yaklaşmak take (someone or something) seriously f.
ciddiyetle ele almak sink one's teeth f.
büyük bir ciddiyetle in a serious spirit expr.
Dini
aşai rabbani ayinine katılmayı hak edenlere ciddiyetle hitap ederek katılamayanları dışarıda bırakmak fence the tables f.
Müzik
yavaş ve ciddiyetle grave zf.