seriously - Türkçe İngilizce Sözlük

seriously

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

seriously — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ciddiyetle
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈsɪrɪəsli/ – BrE /ˈsɪərɪəsli/)
Terim Türü:
Zarf: seriously
Bu zarf, bir eylemin ağırbaşlılıkla yapıldığını belirtir. Serious sıfatından türetilmiştir. Söylemde vurgu ve niyet netliği sağlamak için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
earnestly
Zıt Anlamlılar:
jokingly

"seriously" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
seriously zf. cidden
Are you seriously going to fire him?
Onu cidden kovacak mısın?

More Sentences
Genel
seriously zf. ciddi olarak
Some of us seriously question whether the outcome really achieves that.
Bazılarımız sonucun gerçekten bunu sağlayıp sağlamadığını ciddi olarak sorguluyor.

More Sentences
seriously zf. ciddi biçimde
You should seriously consider studying abroad.
Yurtdışında eğitim görmeyi ciddi biçimde düşünmelisin.

More Sentences
seriously zf. ağır şekilde
Barney was wounded seriously.
Barney ağır şekilde yaralandı.

More Sentences
seriously zf. ağır
Hundreds of businesses were seriously affected by the floods, their plant and buildings badly damaged or wrecked.
Yüzlerce işletme selden ciddi şekilde etkilendi, tesisleri ve binaları ağır hasar gördü ya da yıkıldı.

More Sentences
seriously zf. ciddi bir şekilde
However, I must also seriously criticise the outcome of the Council reading.
Bununla birlikte, Konsey okumasının sonucunu da ciddi bir şekilde eleştirmek durumundayım.

More Sentences
seriously zf. ciddi ciddi
Are you seriously going to fire him?
Onu ciddi ciddi kovacak mısın?

More Sentences
seriously zf. ciddi anlamda
Something was seriously wrong.
Bir şeyler ciddi anlamda yanlıştı.

More Sentences
seriously zf. ciddi anlamda
Something was seriously wrong.
Bir şeyler ciddi anlamda yanlıştı.

More Sentences
seriously zf. ciddi ölçüde
seriously zf. samimiyetle
seriously zf. candan
seriously zf. içtenlikle
seriously zf. yürekten
seriously zf. ciddiyetle

"seriously" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 47 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
take something seriously i. ciddiye almak
take something seriously f. kaale almak
take somebody seriously f. kaale almak
take up seriously f. benimsemek
be injured seriously f. ağır yara almak
take seriously f. ciddiye almak
treat something seriously f. işi ciddiye almak
be taken seriously f. kaale alınmak
not to take seriously f. alayında olmak
be taken seriously f. ciddiye alınmak
be seriously wounded f. ağır yaralanmak
be seriously injured f. ağır yaralanmak
approach more seriously f. daha ciddi yaklaşmak
approach something more seriously f. daha ciddi yaklaşmak
be seriously injured f. ciddi bir şekilde sakatlanmak
seriously cripple f. ciddi oranda sekteye uğratmak
take it seriously f. ciddiye almak
be seriously ill f. ağır hasta olmak
seriously wounded s. ağır yaralı
very seriously ill s. oldukça ağır hasta olan
very seriously ill or injured s. oldukça ağır hasta veya yaralı olan
not seriously zf. yalandan
İfadeler
but seriously, folks expr. neyse, e millet
but seriously, folks expr. şimdi bunları bir kenara/tarafa bırakalım millet
but seriously, folks expr. onu bunu geçelim millet
but seriously, folks expr. neyse, uzatmayayım
Konuşma Dili
ishygddt (I seriously hope you guys don't do this) expr. hangi yıldayız/devirdeyiz?
ishygddt (I seriously hope you guys don't do this) expr. bu devirde hala bunu yapıyor olamazsınız
Deyim
take (someone or something) seriously f. (birine/bir şeye) ciddiyetle yaklaşmak
take (someone or something) seriously f. (birine/bir şeye) gereken önemi vermek
take (someone or something) seriously f. (birini/bir şeyi) kale almak
take (someone or something) seriously f. (birini/bir şeyi) ciddiye almak
Konuşma
I want to be taken seriously expr. ciddiye alınmak istiyorum
you don't value me/take me seriously expr. bana değer vermiyorsun
I am seriously offended here expr. cidden rencide olmuş durumdayım
if you want people to take you seriously then act accordingly expr. eğer insanların seni ciddiye almasını istiyorsan ona göre davran
take a joke way too seriously expr. şakayı çok ciddiye almak
I don't take you seriously expr. seni ciddiye almıyorum
Teknik
faults which seriously impair i. önemli şekilde etkileyen arıza
Medikal
not seriously injured i. yaralanması ciddi olmayan ya da hastaneye yatırılması gerekmeyen bir hastanın tıbbi statüsü
seriously ill i. durumu ciddi olan hasta
seriously ill i. durumu ağır olan hasta
seriously ill or injured i. (acil hasta) ağır hasta veya yaralı
sii (seriously ill or injured) kısalt. (acil hasta) ağır hasta veya yaralı
Askeri
seriously ill i. ağır hasta
seriously wounded s. ağır yaralı
Modern Argo
afs (always, forever and seriously) expr. daima, ebediyen ve cidden