clock - Türkçe İngilizce Sözlük

clock

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

clock — Definition

Anlamı ve Tanımı:
saat, zaman ölçer
Okunuş (IPA):
(AmE /klɑːk/ – BrE /klɒk/)
Terim Türü:
İsim: clock (clocks)
Zamanı ölçen ve gösteren mekanizmayı ifade eden kelimedir. Orta İngilizce clokke biçiminden gelir ve mekanik zaman anlayışıyla yaygınlaşmıştır

"clock" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 50 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
clock i. saat
There is a huge clock on the west side of the tower.
Kulenin batı tarafında devasa bir saat var.

More Sentences
Genel
clock i. duvar saati
Tom looked at the clock on the wall.
Tom duvardaki saate baktı.

More Sentences
clock i. saat
There is a huge clock on the west side of the tower.
Kulenin batı tarafında devasa bir saat var.

More Sentences
İnşaat
clock i. duvar saati
Tom looked at the clock on the wall.
Tom duvardaki saate baktı.

More Sentences
Otomotiv
clock i. saat
There is a huge clock on the west side of the tower.
Kulenin batı tarafında devasa bir saat var.

More Sentences
clock i. saat
There is a huge clock on the west side of the tower.
Kulenin batı tarafında devasa bir saat var.

More Sentences
İngiliz Argosu
clock f. aracın kilometre sayacıyla oynamak
The mechanic said the car we bought had been clocked.
Tamirci bize aracın kilometre sayacıyla oynandığını söyledi.

More Sentences
Genel
clock i. taksimetre
clock i. masa saati
clock i. kronometre
clock i. duvar veya masa saati
clock i. hız göstergesi
clock i. hız ölçer
clock i. biyolojik saat
clock i. puantör
clock i. işi zamanında bitirme baskısı
clock i. esnek olmayan zaman çizelgesi
clock i. katı planlama
clock f. ölçmek
clock f. saat tutmak
clock f. zamanlanmak
clock f. (süre, mesafe, hız, sayı) mekanik kayıt cihazına kaydetmek
clock f. zamanlamasını belirlemek
clock f. çan çalmak
clock f. zil çalmak
clock f. (hızı) tespit etmek
clock f. takip etmek
clock f. fark etmek
clock N. zaman ölçer
Bilgisayar
clock i. pals üreteci
Elektrik
clock i. pals devresi
clock f. (dijital cihaza) yeni bir duruma geçmesi için pals sinyali göndermek
Tekstil
clock i. çorap süslemesi
clock i. çorapta işleme
clock f. (çorap kenarına) işleme yapmak
Otomotiv
clock i. odometre
clock f. kilometreyle oynamak
clock f. zaman tutmak
Gökbilim
clock i. saat (takımyıldızı)
clock i. saat takımyıldızı
Botanik
clock i. karahindiba bitkisinin tüylü çiçek başı
Spor
clock i. zamana karşı yarışma
İskambil
clock i. bir tür soliter oyunu
Böcek Bilimi
clock i. bok böceği
Argo
clock f. suratına bir tane çakmak
İngiliz Argosu
clock i. surat
clock i. faça
clock f. fark etmek
clock f. vurmak
clock f. aracın kilometresini düşürmek

"clock" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
clock key i. kurgu
water clock i. su saati
mean time clock i. ortalama zaman saati
system clock i. sistem saati
pendulum clock i. sarkaçlı saat
ten minutes by the clock i. tam on dakika
clock mechanism i. saat mekanizması
24 hour clock i. 24 saatlik zaman biçimi
clock pulse i. saat darbesi
grandfather clock i. sandıklı saat
grandfather clock i. büyük sarkaçlı saat
clock tower i. saat kulesi
astronomical clock i. astronomi saati
alarm clock i. alarmlı saat
cuckoo clock i. guguklu saat
clock face i. kadran
grandfather clock i. ayaklı duvar saati
12 hour clock i. 12 saatlik zaman biçimi
body clock i. bir bireyin belirli bir eylemi yapması için gereken süre
wall clock i. duvar saati
clock method i. saat yöntemi
electronic clock i. elektronik saat
twelve hour clock i. oniki saatlik zaman
grandfather clock i. dolaplı saat
clock pulse i. saat atışı
longcase clock i. sarkaçlı büyük saat
clock signal i. saat sinyali
master clock i. anasaat
time clock i. puantör
twelve hour clock i. 12 saatlik zaman
three o'clock wind i. doğudan esen rüzgar
alarm clock i. çalar saat
clock and watch making i. saat yapımı
clock speed i. bilgisayar çalışma hızı
body clock i. vücudun hareketleri ayarlayan doğal mekanizması
clock circuit i. saat devresi
clock pulse i. saat vurumu
five o'clock shadow i. bir günlük sakal
five o'clock shadow i. kirli sakal (bir günlük)
clock-watcher i. tembel işçi veya öğrenci
clock-watcher i. aklı ve gözü hep saatte olan (işin veya dersin bitmesini bekleyen)
clock-towers i. saat kuleleri
mean-time clock i. ortalama zaman saati
twent-four hour clock i. yirmidört saatlik zaman
the train leaves at four o'clock i. tren saat dörtte kalkar
five o'clock tea i. beş çayı
table clock i. masa saati
shadow clock i. güneş saati
ebony clock i. abanoz saat
quartz clock i. kuvars saati
candle clock i. mum saati
biological clock i. biyolojik saat
internal clock i. biyolojik saat
clock dial i. saat kadranı
clock face i. saat kadranı
antique clock i. antika saat
five o'clock tea i. 5 çayı
calendar clock i. takvimli saat
tambour clock i. alt tarafı geniş, üst tarafı kadranın etrafında bir daire oluşturacak şekilde daralan masa saati
carriage clock i. seyahat edenler için tasarlanmış, üstten saplı kutu biçiminde portatif saat
the clock i. bir işçinin çalışmaya başladığı veya çalışmayı bitirdiği saatlerini kaydeden saat
the clock i. puantör
analogue clock i. analog saat
analogue clock i. dijital olmayan saat
year clock i. aralıksız bir yıl çalışan saat
banjo clock i. dar kasalı yuvarlak bir tür sarkaçlı saat
jack-of-the-clock i. antika gonglu saatlerde erkek figürü
dandelion clock i. çocukların karahindibayı üfleyerek oynadıkları bir oyun
grandfather's clock i. antika duvar saati
grandmother clock i. sarkaçlı büyük saat
round-the-clock patrol i. kesintisiz devriye
round-the-clock patrol i. devamlı devriye
clock time i. saatin üstünde görünen zaman
clock-radio i. alarmlı radyo
clock [obsolete] i. kol saati
clock-watching i. (iş bitsin diye) sürekli saate bakma
clock time i. saat
clock [obsolete] i. vuruşla belirtilen saat başı
clock [obsolete] i. analog saat
clock pendulum i. saat sarkacı
clock [obsolete] i. tam saati gösteren saat vuruşu
clock radio i. alarmlı radyo
doomsday clock i. küresel yok oluşa kalan süreyi gösteren bir saat
doomsday clock i. kıyamet günü saati
doomsday clock i. kıyamet saati
five o'clock shadow i. (çene ve yanakta) kirli sakal
hands of clock i. saatin akrep ve yelkovanı
set a clock forward f. saati ileriye almak
set a clock back f. saati geriye almak
clock out f. işten çıkış saatini kaydetmek
clock somebody one f. şamar atmak
clock out f. puantöre kaydettirerek paydos etmek
clock up f. yazmak
clock in f. puantöre kaydettirerek işbaşı yapmak
wind up clock f. saati kurmak
clock in f. işe gelme saatini kaydetmek
clock somebody one f. şamar vurmak
wind a clock f. saati kurmak
work round the clock f. gecesini gündüzüne katmak
clock out f. işten çıkmak
clock in f. işe başlamak
put the clock forward f. saati ileri almak
watch the clock f. saati kollamak
set the clock ahead f. saatleri ileri almak
set the clock back f. saatleri geri almak
clock someone at speeds of up to one hundred miles per hour f. birini saatte yüz mil hız yaparken yakalamak
clock out early f. erken paydos etmek
clock [dialect] [uk] f. kuluçkaya yatmak
clock [dialect] [uk] f. gıdaklamak
clock [dialect] [uk] f. civciv çıkarmak
around-the-clock s. gün boyu süren
round-the-clock s. gece gündüz yapılan
round-the-clock s. devamlı
around-the-clock s. aralıksız devam eden
around-the-clock s. ara vermeden yapılan
around-the-clock s. gün boyu süren
off-the-clock s. iş yerinde olmayan
off-the-clock s. dinlendiren
off-the-clock s. işte olmayan
off-the-clock s. huzur veren
off-the-clock s. çalışmak için ücret almayan
off-the-clock s. rahatlatıcı
o'clock zf. saate göre
at four o'clock sharp zf. saat tam dörtte
round the clock zf. gece gündüz
o'clock zf. saat
around the clock zf. tam gün devam eden
around the clock zf. gün boyunca
at one o'clock sharp zf. saat tam 1'de
o'clock zf. saat (tam saatlerle kullanılır)
at eleven o'clock zf. saat on birde.
around the clock zf. gece ve gündüz
off-the-clock zf. fazladan ücret almadan mesai dışı (çalışmak)
at six o'clock zf. saat altıda
at 6 o'clock zf. saat altıda
at three o'clock sharp zf. saat tam üçte
at three o'clock sharp zf. tam saat üçte
at 6 o'clock zf. saat 6'da
o’clock zf. saat uyarınca
o’clock zf. göreceli konumu belirtmek için kullanılan hayali bir saate göre
o'clock zf. konumu saate göre belirterek
the table is booked for nine o'clock this evening expr. masa bu akşam saat dokuz için rezerve edildi
Öbek Fiiller
clock off f. birisinin işten çıkış saatini kaydetmek
clock in f. birisinin işe giriş saatini kaydetmek
clock out f. birisinin işten çıkış saatini kaydetmek
clock on f. birisinin işe giriş saatini kaydetmek
clock off f. işten çıkış saatini kaydetmek
clock in f. işe giriş saatini kaydetmek
clock in f. hız yapmak
clock in f. belli bir hıza çıkmak