combines - Türkçe İngilizce Sözlük

combines

combines — Definition

Anlamı ve Tanımı:
birleştirmek, birleşmek
Okunuş (IPA):
(AmE /kəmˈbaɪn/ – BrE /kəmˈbaɪn/)
Terim Türü:
Fiil: combine (combines – combined – combining)
Ayrı unsurları tek yapı hâline getirmek anlamına gelir. Latince combinare kökünden gelen fiil, birlikte bağlama düşüncesini taşır. Kimya ve organizasyonda, bütünleşme sürecini belirtir
Eş Anlamlılar:
merge
Zıt Anlamlılar:
separate

"combines" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
combine f. birleştirmek
Hence this oral amendment, which I think should combine various proposals better.
Bu nedenle, çeşitli önerileri daha iyi bir şekilde birleştirmesi gerektiğini düşündüğüm bu sözlü değişiklik önergesi.

More Sentences
combine f. birleşmek
State terrorism combined with corruption and drought are converging to create a national catastrophe.
Devlet terörizmi, yolsuzluk ve kuraklıkla birleşerek ulusal bir felaket yaratıyor.

More Sentences
Genel
combine i. biçerdöver
Today's modern tractors and combines are equipped with high technology.
Bugünün modern traktörleri ve biçerdöverleri yüksek teknoloji ile donatılmıştır.

More Sentences
combine f. birleşmek
State terrorism combined with corruption and drought are converging to create a national catastrophe.
Devlet terörizmi, yolsuzluk ve kuraklıkla birleşerek ulusal bir felaket yaratıyor.

More Sentences
Hukuk
combine f. bir araya getirmek
He would therefore combine very different responsibilities, leading to a formidable mix of styles.
Dolayısıyla çok farklı sorumlulukları bir araya getirecek ve bu da zorlu bir tarz karışımına yol açacaktır.

More Sentences
combine f. birleştirmek
Hence this oral amendment, which I think should combine various proposals better.
Bu nedenle, çeşitli önerileri daha iyi bir şekilde birleştirmesi gerektiğini düşündüğüm bu sözlü değişiklik önergesi.

More Sentences
Teknik
combine f. birleşmek
State terrorism combined with corruption and drought are converging to create a national catastrophe.
Devlet terörizmi, yolsuzluk ve kuraklıkla birleşerek ulusal bir felaket yaratıyor.

More Sentences
Tarım
combine i. biçerdöver
Today's modern tractors and combines are equipped with high technology.
Bugünün modern traktörleri ve biçerdöverleri yüksek teknoloji ile donatılmıştır.

More Sentences
Genel
combine i. uzlaşma
combine i. birlik
combine i. kartel
combine i. tor
combine i. üretim ve dağıtımı kontrol ederek rekabeti sınırlayan bağımsız kuruluş konsorsiyumu
combine f. toplamak
combine f. bileştirmek
combine f. karıştırmak
combine f. karışmak
combine f. kombine etmek
combine f. kaynaştırmak
combine f. toplanmak
combine f. katıştırmak
combine f. karmak
Konuşma Dili
combine i. londra metrosu
Ticaret/Ekonomi
combine i. kartel
combine i. kombina
combine i. tröst
Hukuk
combine f. tertip etmek
Demiryolu
combine i. farklı şeyleri aynı anda taşımak için birkaç parçaya bölünmüş yolcu treni vagonu
Kimya
combine f. bileşmek
combine f. kaynaşmak
Tarım
combine f. (ekini) kesme, harman ve temizleme makineleriyle biçmek
Coğrafya
combine i. teksas eyaletinde şehir
Spor
combine i. profesyonel spor liginde takımların gözlemcilerce izlendiği ve seçilecek oyuncuların değerlendirildiği etkinlik
Osmanlıca
combine f. mezc etmek

"combines" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 34 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
combine harvester i. biçerdöver
Genel
combine by multiplication f. çarparak birleştirmek
combine into one f. tek parça olarak birleştirmek
combine the forces f. güçlerini birleştirmek
combine holidays f. tatilleri birleştirmek
combine with f. ile birleştirmek
Öbek Fiiller
combine (something) against (someone or something) f. bir şeye karşı bir araya gelmek
combine (something) against (someone or something) f. (birine veya bir şeye) karşı (bir şeyle) birlik oluşturmak
combine (something) against (someone or something) f. '-e karşı güç birliği etmek
combine something against someone or something f. bir şeye karşı bir araya gelmek
combine something against someone or something f. '-e karşı güç birliği oluşturmak
combine something against someone or something f. birine veya bir şeye karşı bir şeyle birlik oluşturmak
combine (something) against (someone or something) f. '-e karşı el ele vermek
combine something against someone or something f. '-e karşı el ele vermek
combine something against someone or something f. birine ya da bir şeye karşı bir şeyi bir araya getirmek
combine something against someone or something f. biri ya da bir şeyi toplamak
combine (something) against (someone or something) f. (birine ya da bir şeye) karşı (bir şeyi) bir araya getirmek
combine something against someone or something f. biri ya da bir şeyi birleştirmek
combine (something) against (someone or something) f. (biri ya da bir şeyi) birleştirmek
combine (something) against (someone or something) f. (biri ya da bir şeyi) toplamak
combine (something) with (something) f. (bir şeyi bir şeyle) karıştırmak
combine (something) with (something) f. (bir şeyi bir şeyle) birleştirmek
combine against f. '-e karşı el ele vermek
combine (something) with (something) f. (bir şeyi bir şeyle) bir araya getirmek
combine (something) with (something) f. (bir şeyi bir şeye) eklemek
combine against f. '-e karşı güç birliği etmek
combine against f. -e karşı birlik oluşturmak
combine against f. '-e karşı birleşmek
Deyim
combine forces (with one) f. işbirliği yapmak
combine forces (with one) f. (biriyle) güçleri birleştirmek
Teknik
gtcc (gas turbine combine cycle) i. gaz türbini kombine çevrim
Ağaç İşleri
surface planning and combine machine i. yüzey palanya ve kombine makinesi
Tarım
combine harvester i. biçerdöver
Star Wars
stark commercial combine i. stark ticari birleşimi