dallar - Türkçe İngilizce Sözlük

dallar

"dallar" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 4 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
dallar branches i.
When you go to the other branches of biotechnological research we have a lot of work to do.
Biyoteknolojik araştırmanın diğer dallarına geçtiğinizde yapmamız gereken çok iş var.

More Sentences
dallar twigs i.
That’s why it’s important to notice twigs and celebrate them.
Bu yüzden dalları fark etmek ve onları kutlamak önemlidir.

More Sentences
Biyoloji
dallar rami i.
Botanik
dallar ramage i.

"dallar" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 41 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kırbaçlama için kullanılan ince dallar cane i.
dokunaçlarda bulunan, yakıcı kapsüller açısından zengin dallar tentillum i.
geyiklerin geçtiği yola konan dallar blink i.
budama yoluyla kesilmiş dallar brash i.
kış süslemelerinde kullanılan herdem yeşil dallar green i.
kış süslemelerinde kullanılan herdem yeşil dallar greens i.
dallar ile süslemek sprig f.
küçük dallar eklemek sprig f.
dal ya da dallar ile ilgili ramular s.
ince dallar ile dolu sprayey s.
küçük dallar çıkaran sprayey s.
Medikal
dahili dallar internal branches i.
cerrahi dallar surgical branches i.
Anatomi
bacak ve ayağın iç yan kısımlarındaki deriye dallar şeklinde dağılan uyluk sinirinin bir dalı nervus saphenus i.
Zooloji
sindirim boşluğundan yanal dallar çıkan planaryaları içeren bir turbellarya şubesi dendrocoela i.
Botanik
ak köknar ağacında bazı mantarların neden olduğu kısa ve biçimsiz dallar witches' besoms i.
parazitler nedeniyle bir ağaç veya çalıda gelişen kısa dallar witch broom i.
parazitler nedeniyle bir ağaç veya çalıda gelişen kısa dallar staghead i.
parazitler nedeniyle bir ağaç veya çalıda gelişen kısa dallar hexenbesen i.
1 mayıs eğlencesinde süsleme olarak kullanılan yeşil veya çiçekli dallar may i.
(abd'nin wisconsin eyaletinde) çelenk yapımında kullanılan dallar brush [dialect] i.
bitkinin yan dallar oluşturarak tek bir hat boyunca büyüyen ana ekseni monopodium i.
sınır işareti işlevi görmesi için tepesindeki dallar hariç tümüyle budanmış ağaç lopstick [canada] i.
sınır işareti işlevi görmesi için tepesindeki dallar hariç tümüyle budanmış ağaç lobstick [canada] i.
ölü dallar deadwood i.
yaprak, çiçek ve dallar kümesi foliage i.
normal dallar yerine birbirine dolanmış çok fazla küçük dalın geliştiği hastalıklı durum plica i.
uzun, zayıf dallar ile farklı bitkiler üzerinde büyüyen bitki scrambler i.
ikincil dallar meydana getirmek rebranch f.
dallar üreten viminal s.
tepesinde dallar olan comate s.
tepesinde dallar olan comose s.
(gövde ve dallar) birleşme nedeniyle anormal derecede düzleşmiş fasciated s.
(gövde ve dallar) birleşme nedeniyle anormal derecede düzleşmiş fasciate s.
Tarım
obur dallar bull woods i.
obur dallar water sprouts i.
sap ve dallar arasındaki boğumların kısalması ile karakterize bir pamuk hastalığı loggerhead i.
Ormancılık
birbiri üstüne binmiş dallar overlapping branches i.
birbiri üzerine binmiş dallar overlapping branches i.
üst üste binmiş dallar overlapping branches i.
Çevre
ağacın genel çerçevesini belirleyen büyük dallar scaffold i.