delinquent - Türkçe İngilizce Sözlük

delinquent

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

delinquent — Definition

Okunuş (IPA):
(AmE /dɪˈlɪŋkwənt/ – BrE /dɪˈlɪŋkwənt/)
Terim Türü:
Sıfat/İsim: delinquent (delinquents)
Suç işleyen veya yükümlülüğünü aksatan kişiyi/hesabı niteleyen sözcüktür; hukuk ve finans bağlamında farklı ama akraba anlamlar taşır. Latince delinquere kökünden türemiştir; modern dilde hem “juvenile delinquent” kalıbıyla sosyal politika alanına, hem de “delinquent payments” ile kredi riskine yerleşmiştir.
Eş Anlamlılar:
offender, overdue (payment)
Zıt Anlamlılar:
law-abiding, current (payments)

"delinquent" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
delinquent i. suç işleyen (çocuk)
Most delinquent children have poor backgrounds.
Suç işleyen çocukların çoğu yoksul bir geçmişe sahiptir.

More Sentences
delinquent i. çocuk suçlu
There are an alarming number of delinquents in juvenile corrections.
Islah evlerinde endişe verici sayıda çocuk suçlu bulunmaktadır.

More Sentences
delinquent s. suçlu
It is now common to draw parallels between immigrants, young people, delinquents and terrorists.
Göçmenler, gençler, suçlular ve teröristler arasında paralellik kurmak artık yaygındır.

More Sentences
delinquent s. ödemesi gecikmiş
The businessman was fined for delinquent taxes.
İşadamı ödemesi gecikmiş vergiler nedeniyle para cezasına çarptırıldı.

More Sentences
Hukuk
delinquent i. suçlu
Years ago, comic books were turning us into delinquents and anarchists.
Yıllar önce çizgi romanlar bizi suçlulara ve anarşistlere dönüştürüyordu.

More Sentences
delinquent i. çocuk suçlu
There are an alarming number of delinquents in juvenile corrections.
Islah evlerinde endişe verici sayıda çocuk suçlu bulunmaktadır.

More Sentences
Teknik
delinquent s. suçlu
It is now common to draw parallels between immigrants, young people, delinquents and terrorists.
Göçmenler, gençler, suçlular ve teröristler arasında paralellik kurmak artık yaygındır.

More Sentences
Genel
delinquent i. kabahatli kimse
delinquent i. ihmalcilik
delinquent i. zamanında yapılmayan ödeme
delinquent i. ihmalkar kimse
delinquent s. ihmali olan
delinquent s. görevini yerine getirmeyen
delinquent s. borçlarını ödememiş
delinquent s. hatalı
delinquent s. mücrim
delinquent s. ödenmemiş (hesap/vergi/borç)
delinquent s. kabahatli
delinquent s. ihmalci
delinquent s. geciktirilmiş
delinquent s. suça eğilimli
delinquent s. suç işleyen
delinquent s. suçlu/kuralları çiğneyen
delinquent s. sorunlu genç
delinquent s. gecikmiş borçlu
Ticaret/Ekonomi
delinquent s. mütemerrü
delinquent s. vadesinde ödenmemiş
Hukuk
delinquent i. ihmalkar
delinquent i. kanunları ihlal eden kimse
delinquent s. borcunu ödemeyen
delinquent s. kabahatli
Teknik
delinquent s. görevi yerine getirmeyen

"delinquent" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 11 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
juvenile delinquent i. çocuk suçlu
juvenile delinquent i. suçlu çocuk
Ticaret/Ekonomi
delinquent account i. açık hesap
delinquent tax i. geciktirilmiş vergi
delinquent tax i. vadesinde ödenmemiş vergi
delinquent tax i. ödemesi gecikmiş vergi
delinquent receivables i. zamanında ödenmeyen alacaklar
Hukuk
juvenile delinquent i. çocuk suçlu
delinquent child i. suçlu çocuk
delinquent minor i. 17 yaşından önce suç işlemiş genç
Askeri
delinquent account i. gecikmiş cari hesap