denize - Türkçe İngilizce Sözlük

denize

"denize" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 1 sonuç

İngilizce Türkçe
Siyasal
denize f. vatandaşlığa kabul etmek

"denize" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
denize overboard zf.
I threw a rope at the man who fell overboard.
Denize düşen adama halat attım.

More Sentences

"denize" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
denize açılma sailing i.
denize açılmak sail f.
(gemi) denize indirmek launch f.
denize ait maritime s.
Genel
akarsuyun denize döküldüğü yer mouth i.
denize nazır ev flat with sea view i.
denize yakın arsa waterfront i.
karanın denize doğru çıkıntısı ness i.
kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi seafront i.
gemiden denize atılan yük jetsam i.
özellikle tahta bir kutu içinde çapa yerine denize atılan büyükçe taş killick i.
denize dökülen akarsu freshet i.
karadan denize doğru esen rüzgar land breeze i.
akarsuların denize veya göle döküldüğü yer mouth i.
denize alışık olmama landlubberliness i.
denize açılma sail i.
iskoçça'da denize çıkıntı yapan kara burnu anlamında sözcük mull i.
uzay gemisinin denize düşmesi splash down i.
denize uzanmış iskele pier i.
denize uzanan kara parçası spit i.
arsanın denize bakan tarafı frontage i.
uzay gemisinin denize inmesi splash down i.
denize çıktıktan sonra açılmak üzere kaptana verilen kapalı zarf içindeki emir sealed orders i.
denize açılamama innavigability i.
denize uzaklık sea distance i.
denize uzaklık distance from the sea i.
(gemiyi) denize indirme launch i.
denize açılma hwyl i.
denize indirme launching i.
denize atılan eşya jetsam i.
ayışığının denize (suya) vuran yansıması moonglade i.
denize bakan ev house facing the sea i.
denize mecburi iniş ditching i.
denize kıyısı bulunmayan ülke landlocked state i.
denize çıkıntı yapan toprak parçası nook [obsolete] i.
denize kıyısı olmayan kentlere sahil bölgelerinden balık getiren kimse ripper [obsolete] i.
denize dökülme disemboguement i.
denize boşalma disemboguement i.
denize açılma günü packet day i.
su yolunun göle veya denize aktığı alt ucu outlet i.
enginlik, çalkantılılık, taşkın gibi sebeplerden denize benzetilen şey sea i.
(gemi üzerinde) denize elverişlilik tespit muayenesi survey i.
denize açılmak put to sea f.
denize girmek go swimming f.
denize dökülmek disembogue f.
denize atmak (tehlike anında gemiyi hafifletmek için yükü) jettison f.
denize girmek have a swim f.
denize indirmek launch f.
denize atmak (gemiden vb) throw overboard f.
parayı denize atmak waste money f.
denize açılmak stand off f.
denize açılmak shove off f.
denize açılmak protrude to sea f.
denize açılmak put off f.
denize açılmak put out to sea f.
gemiden denize düşmek fall overboard f.
denize açılmak put away f.
denize akmak flow into the sea f.
denize atlamak jump into the sea f.
denize kıyısı olmayan bir kentte yaşamak live in a city with no coast f.
denize kıyısı olmayan bir kentte yaşamak live in an inland city f.
denize kıyısı olmayan bir kentte yaşamak live in a landlocked city f.
denize kıyısı olmak have a coast on f.
(nehir) denize dökülmek flow into the sea f.
(nehir) denize dökülmek empty into the sea f.
düşmanı denize dökmek drive the enemy into the sea f.
düşmanı denize dökmek throw the enemy into the sea f.
düşmanı denize dökmek drive the enemy forces into the sea f.
denize iniş yapmak ditch f.
denize açılmak go sailing f.
(hava aracını) denize indirmek land f.
(denize, okyanusa) dökülmek disgorge f.
denize sıfır beachfront s.
denize alışkın seafaring s.
denize açılabilir seaworthy s.
denize sıfır seafront s.
denize yakın maritime s.
denize nazır seafront s.
denize çıkmaya elverişsiz unseaworthy s.
denize doğru giden seaward s.
denize nazır with sea view s.
denize ait marine s.
denize nazır beachfront s.
denize kıyısı olmayan shoreless s.
denize nazır beachside s.
tatlı suda yaşayıp denize yumurtlayan catadromous s.
denize ait naval s.
denize elverişli seaworthy s.
denize ait olmayan nonaquatic s.
denize açılamayan innavigable s.
havadan denize air-to-sea s.
denize bakan beachside s.
denize sıfır beachside s.
dip denize ait dipsie s.
derin denize ait dipsy s.
dip denize ait dipsy s.
dip denize ait dipsey s.
derin denize ait dipsie s.
derin denize ait dipsey s.
denize benzeyen salty s.
denize ilişkin saltwater s.
(açık denize) yola çıkmış outward-bound s.
denize kıyısı olan seaboard s.
denize yakın olan seaboard s.
denize giden seabound s.
denize yönelmiş seabound s.
denize kıyısı olan sea-bordering s.
denize bakmaya alışık olan seawardly s.
(gemi) denize indirilmiş off the stocks s.
denize kıyısı olmayan landlocked s.
denize bakan seaward s.
denize doğru seaward zf.
denize doğru seawards zf.
kıyıdan denize doğru offshore zf.
gemiden denize overboard zf.
denize doğru asea zf.
denize doğru a-sea zf.
denize açılamayacak şekilde innavigably zf.
denize doğru seawardly zf.
yetişin! adam denize düştü man overboard! ünl.
denize giren bather N.
Öbek Fiiller
(dalgalar) tekneden denize düşürmek wash someone or something overboard f.
(suya, havuza, denize) dalmak plunge into (something) f.
İfadeler
denize doğru down the country expr.
denize doğru down the sound expr.
Atasözü
denize düşen yılana sarılır a drowning man will catch at a straw
denize düşen yılana sarılır a drowning man will clutch at a straw
iyilik yap, denize at, balık bilmezse hâlik bilir cast one's bread upon the waters
denize düşen yılana sarılır desperate times call for desperate measures
denize düşen yılana sarılır desperate times require desperate measures
denize düşen yılana sarılır a drowning man will grasp at a straw
denize düşen yılana sarılır a drowning man will grab at a straw
Konuşma Dili
denize defnedilme deep six i.
denize gömülme deep six i.
geminin yükünün bir kısmının denize atılması deep six f.
denize atmak deep six f.
cesedi denize atmak deep six f.
abd ve kanada'nın denize kıyısı olmayıp taşra sayılan iç kısımlarına ait veya ilişkin flyover s.
Deyim
denize alışma one's sea legs i.
denize düşüp yılana sarılmak clutch at straws f.
denize açılmak go to sea f.
denize su taşımak carry coals to newcastle f.
denize su taşımak preach to the converted f.
denize alışmak find one's sea legs f.
denize alışmak get one's sea legs f.
denize su taşımak take coals to newcastle f.
denize düşmek fall in the drink f.
tekneden denize düşmek fall overboard f.
tekneden denize düşmek go overboard f.
denize su taşımak carry owls to athens f.