| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | land i. | kara | ||
|
It has been months since he set foot on land. Karaya ayak basalı aylar oldu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | land i. | arsa | ||
|
Tom built a house on the land he bought three years ago. Tom üç yıl önce satın aldığı arsaya bir konut inşa etti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | land i. | arazi | ||
|
We are planning to acquire a piece of land. Bir parça arazi edinmeyi planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | land i. | toprak | ||
|
Inland erosion and desertification again come down to the use of our land. İç bölgelerdeki erozyon ve çölleşme yine toprağımızın kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | land f. | karaya çıkmak | ||
|
On August 16, the first American detachments landed. 16 Ağustos'ta ilk Amerikan müfrezeleri karaya çıktı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | land f. | karaya ayak basmak | ||
| Yaygın Kullanım | land f. | kıyıya çıkmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | land i. | arazi | ||
|
We are planning to acquire a piece of land. Bir parça arazi edinmeyi planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | arsa | ||
|
Tom built a house on the land he bought three years ago. Tom üç yıl önce satın aldığı arsaya bir konut inşa etti. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | diyar | ||
|
Exploring foreign lands is his favorite pursuit. Yabancı diyarları keşfetmek en sevdiği uğraş. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | kara parçası | ||
|
I saw land in the distance. Uzakta bir kara parçası gördüm. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | kara | ||
|
It has been months since he set foot on land. Karaya ayak basalı aylar oldu. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | toprak | ||
|
Inland erosion and desertification again come down to the use of our land. İç bölgelerdeki erozyon ve çölleşme yine toprağımızın kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | ülke | ||
|
The Europe of the future must become a land of exchange, of meetings and mixing. Geleceğin Avrupa'sı bir değişim, buluşma ve kaynaşma ülkesi olmalıdır. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | memleket | ||
|
I order you to exterminate storks from our land at once. Memleketteki leylekleri derhâl itlaf etmenizi emrediyorum. More Sentences |
||||
| Genel | land i. | tarla | ||
|
It can be found in arable land, fields, yards, rubbish dumps, roadsides and shores. Ekilebilir arazilerde, tarlalarda, bahçelerde, çöplüklerde, yol kenarlarında ve kıyılarda bulunabilir. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | inmek | ||
|
A drone landed in our yard. Bahçemize bir drone indi. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | indirmek (gemiden yük/yolcu vb'ni) | ||
|
Zhao Feng finally landed one punch on the opponent’s left shoulder. Zhao Feng sonunda rakibinin sol omzuna bir yumruk indirdi. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | sokmak | ||
|
This one is a tricky question; both could land him in trouble! Bu zor bir soru; her ikisi de başını belaya sokabilir! More Sentences |
||||
| Genel | land f. | düşmek | ||
|
I thought that everything was sorted out, but then this news lands on my desk. Her şeyin hallolduğunu sanıyordum ama bu haber masama düştü. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | karaya çıkarmak | ||
|
It costs more and more to land fewer and fewer fish. Giderek daha az balığı karaya çıkarmak giderek daha pahalıya mal oluyor. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | yere inmek | ||
|
The eagle is about to land. Kartal yere inmek üzere. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | karaya indirmek | ||
|
The combat soldiers were landed at midnight. Muharip askerler gece yarısı karaya indirildi. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | konmak | ||
|
The paraglider landed in the tree. Yamaç paraşütü ağaca kondu. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | iniş | ||
|
We might experience a shaky landing. Sarsıntılı bir iniş yaşayabiliriz. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | fırsatını kapmak | ||
|
The band landed a gig at the Arcadian Bar. Grup Arcadian Bar'da bir konser fırsatı kaptı. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | (balık) tutmak | ||
|
I don't believe he landed that large fish on his own. O büyük balığı tek başına tuttuğuna inanmıyorum. More Sentences |
||||
| Genel | land f. | (uçak vb.) inmek | ||
|
His flight landed earlier than expected. Uçağı beklenenden erken iniş yaptı. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | land i. | arazi | ||
|
We are planning to acquire a piece of land. Bir parça arazi edinmeyi planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | land i. | arazi | ||
|
We are planning to acquire a piece of land. Bir parça arazi edinmeyi planlıyoruz. More Sentences |
||||
| Hukuk | land i. | kara | ||
|
It has been months since he set foot on land. Karaya ayak basalı aylar oldu. More Sentences |
||||
| Hukuk | land i. | toprak | ||
|
Inland erosion and desertification again come down to the use of our land. İç bölgelerdeki erozyon ve çölleşme yine toprağımızın kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | land i. | memleket | ||
|
I order you to exterminate storks from our land at once. Memleketteki leylekleri derhâl itlaf etmenizi emrediyorum. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | land i. | toprak | ||
|
Inland erosion and desertification again come down to the use of our land. İç bölgelerdeki erozyon ve çölleşme yine toprağımızın kullanımına bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. More Sentences |
||||
| Teknik | land i. | ülke | ||
|
The Europe of the future must become a land of exchange, of meetings and mixing. Geleceğin Avrupa'sı bir değişim, buluşma ve kaynaşma ülkesi olmalıdır. More Sentences |
||||
| Teknik | land f. | yere inmek | ||
|
The eagle is about to land. Kartal yere inmek üzere. More Sentences |
||||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | land i. | arazi | ||
|
We are planning to acquire a piece of land. Bir parça arazi edinmeyi planlıyoruz. More Sentences |
||||
| İnşaat | land i. | arsa | ||
|
Tom built a house on the land he bought three years ago. Tom üç yıl önce satın aldığı arsaya bir konut inşa etti. More Sentences |
||||
| Havacılık | ||||
| Havacılık | land f. | iniş yapmak | ||
|
Our plane couldn't land on account of the dense fog. Uçağımız yoğun sis yüzünden iniş yapamadı. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | land f. | karaya çıkmak | ||
|
On August 16, the first American detachments landed. 16 Ağustos'ta ilk Amerikan müfrezeleri karaya çıktı. More Sentences |
||||
| Denizcilik | land f. | yanaşmak (gemi) | ||
|
I saw a few boats landing at Parliament this week and notified the security service. Bu hafta Parlamentoya birkaç teknenin yanaştığını gördüm ve durumu güvenlik birimlerine bildirdim. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | land i. | vatan | ||
| Genel | land i. | emlak | ||
| Genel | land i. | arz | ||
| Genel | land i. | yer | ||
| Genel | land i. | yerey | ||
| Genel | land i. | bir ülkenin halkı | ||
| Genel | land i. | bir ülkede yaşayanlar | ||
| Genel | land f. | yere indirmek | ||
| Genel | land f. | karaya çıkartmak | ||
| Genel | land f. | indirmek | ||
| Genel | land f. | tutup karaya çıkarmak (balık) | ||
| Genel | land f. | aşk etmek | ||
| Genel | land f. | elde etmek | ||
| Genel | land f. | çakmak | ||
| Genel | land f. | durmak | ||
| Genel | land f. | yerleştirmek | ||
| Genel | land f. | yapıştırmak | ||
| Genel | land f. | boylamak | ||
| Genel | land f. | durdurmak | ||
| Genel | land f. | indirmek (yumruk) | ||
| Genel | land f. | kazanmak | ||
| Genel | land f. | yapmak | ||
| Genel | land f. | yenmek | ||
| Genel | land f. | vurmak | ||
| Genel | land f. | (yumruk/tokat) indirmek | ||
| Genel | land f. | (yumruk/tokat) geçirmek | ||
| Genel | land f. | varmak | ||
| Genel | land f. | ulaşmak | ||
| Genel | land f. | (bir aracı) karaya indirmek | ||
| Genel | land f. | (bir aracı) zemine indirmek | ||
| Genel | land f. | belirli bir şekilde durmak | ||
| Genel | land f. | belirli bir yerde durmak | ||
| Genel | land f. | (bir şeyi) aktarmak | ||
| Genel | land f. | gemi veya tekneden kıyıya indirmek | ||
| Genel | land f. | kıyıya varmak | ||
| Genel | land f. | uçuştan sonra karaya inmek | ||
| Genel | land f. | (bir şeyi) uçuştan sonra karaya indirmek | ||
| Genel | land f. | sıçrayıştan sonra karaya inmek | ||
| Genel | land f. | (bir şeyi) sıçrayıştan sonra karaya indirmek | ||
| Genel | land f. | belirli bir noktaya gelmek | ||
| Genel | land f. | belirli bir noktaya getirmek | ||
| Genel | land f. | belirli bir hale gelmek | ||
| Genel | land f. | belirli bir hale getirmek | ||
| Genel | land f. | (balıkçılıkta) oltaya gelen balığı sudan çıkarmak | ||
| Genel | land f. | (hava aracını) karaya indirmek | ||
| Genel | land f. | (hava aracını) denize indirmek | ||
| Genel | land ünl. | şaşkınlık bildiren ifadelerde kullanılan bir kelime | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | land i. | doğal kaynaklar | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | land i. | gayrimenkul sayılan şey | ||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | land i. | almanya'da eyalete karşılık gelen bir yerel yönetim birimi | ||
| Sanayi | ||||
| Sanayi | land i. | doğal kaynakları kapsayan üretim faktörü | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | land i. | arazi ve arsalar | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | land i. | levhada veya çipte kabloları bağlamak için bulunan iletken alan | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | land i. | faz | ||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | land i. | boşluk | ||
| Otomotiv | land i. | segman seti | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | land i. | bindirmeli geminin levhalarının bindirme kısımları | ||
| Denizcilik | land i. | demir gemilerdeki levhaların bindirme kısımları | ||
| Denizcilik | land f. | boşaltmak | ||
| Denizcilik | land f. | karaya çıkarmak (gemi) | ||
| Denizcilik | land f. | tahliye etmek | ||
| Silah/Atıcılık | ||||
| Silah/Atıcılık | land i. | tüfek namlusunun içindeki yivli yüzeyin girintisiz kısmı | ||
| Silah/Atıcılık | land i. | yivli yüzeyin girintisiz kısmı | ||
| Spor | ||||
| Spor | land f. | (atletik hareketi) ayaklarının üzerine düşerek tamamlamak | ||