| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | discriminate f. | fark gözetmek | ||
| Yaygın Kullanım | discriminate f. | ayrım yapmak | ||
| Genel | ||||
| Genel | discriminate f. | ayırmak | ||
|
Committing sins is a property that discriminates man from angels. Günah işlemek, insanı meleklerden ayıran bir özelliktir. More Sentences |
||||
| Genel | discriminate f. | ayrımcılık yapmak | ||
|
Companies that discriminate based on gender fail to attract talent. Cinsiyete dayalı ayrımcılık yapan şirketler yetenekleri çekmekte başarısız olurlar. More Sentences |
||||
| Genel | discriminate f. | ayırt etmek | ||
|
I can't discriminate between teal and turquoise. Deniz mavisiyle turkuazı ayırt edemiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | discriminate f. | ayırım yapmak | ||
|
Tom doesn't discriminate. Tom ayırım yapmaz. More Sentences |
||||
| Genel | discriminate f. | ayırmak | ||
|
Committing sins is a property that discriminates man from angels. Günah işlemek, insanı meleklerden ayıran bir özelliktir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | discriminate f. | ayırım yapmak | ||
|
Tom doesn't discriminate. Tom ayırım yapmaz. More Sentences |
||||
| Siyasal | ||||
| Siyasal | discriminate f. | ayrımcılık yapmak | ||
|
Companies that discriminate based on gender fail to attract talent. Cinsiyete dayalı ayrımcılık yapan şirketler yetenekleri çekmekte başarısız olurlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | discriminate f. | ayırmak (ırk ayrımı vb) | ||
| Genel | discriminate f. | ayrıcalık yapmak | ||
| Genel | discriminate f. | farklı muamele etmek | ||
| Genel | discriminate f. | ayırdetmek | ||
| Genel | discriminate f. | ayrı tutmak | ||
| Genel | discriminate f. | ayrım gözetmek | ||
| Genel | discriminate f. | farklı muamele yapmak | ||
| Genel | discriminate f. | farkı görmek | ||
| Genel | discriminate f. | zevk konusunda seçici davranmak | ||
| Genel | discriminate f. | çözmek | ||
| Genel | discriminate f. | çıkarmak | ||
| Genel | discriminate f. | çözümlemek | ||
| Genel | discriminate f. | analiz etmek | ||
| Genel | discriminate f. | fark etmek | ||
| Genel | discriminate f. | seçmek | ||
| Genel | discriminate s. | ayrım yapan | ||
| Genel | discriminate s. | ayıran | ||
| Genel | discriminate s. | dikkatle ayırt edici olan | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | discriminate f. | farklı muamele yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | discriminate f. | ayrım yapmak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | discriminate s. | farklılığı belirli olan | ||
| Eski Kullanım | discriminate s. | belirli özelliklerle ayırt edici olan | ||
| Eski Kullanım | discriminate s. | farklı | ||
| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | discriminate between f. | ayrım yapmak | ||
| Genel | discriminate against somebody f. | kötü davranmak | ||
| Genel | discriminate favor of somebody f. | ayrıcalık yapmak | ||
| Genel | discriminate against f. | -e karşı ayırım yapmak | ||
| Genel | not to discriminate f. | ayrım gözetmemek | ||
| Genel | discriminate against f. | ayrımcılık yapmak | ||
| Genel | discriminate in favor of f. | ayrımcılık yapmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | discriminate between (someone or something) f. | (birilerini/bir şeyleri) birbirinden ayırmak/ayırt etmek | ||
| Öbek Fiiller | discriminate against (someone or something) f. | (birine/bir şeye) karşı ayrımcılık yapmak | ||
| Öbek Fiiller | discriminate between (someone or something) f. | (birilerini/bir şeyleri) ayırt etmek | ||
| Öbek Fiiller | discriminate against (someone or something) f. | (birine/bir şeye) karşı ayrım yapmak | ||
| Öbek Fiiller | discriminate against somebody f. | birisine ayrımcılık yapmak | ||