| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | dozen i. | düzine | ||
|
The class has enough room for two dozen students. Sınıfta iki düzine öğrenciye yetecek yer var. More Sentences |
||||
| Genel | dozen i. | onlarca | ||
|
I heard this excuse a dozen times before. Bu bahaneyi daha önce onlarca kez duydum. More Sentences |
||||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | dozen i. | düzine | ||
|
The class has enough room for two dozen students. Sınıfta iki düzine öğrenciye yetecek yer var. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | dozen i. | çok miktar | ||
| Genel | dozen f. | düzineler halinde ayırmak | ||
| Genel | dozen f. | düzineler haline getirmek | ||
| Genel | dozen s. | on iki tane | ||
| Genel | dozen N. | on iki | ||
| Konuşma Dili | ||||
| Konuşma Dili | dozen i. | zibilyon tane | ||
| Konuşma Dili | dozen i. | sayılamayacak miktar | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | dozen i. | eski bir ingiliz cevher ölçü birimi | ||
| Tarih | ||||
| Tarih | dozen i. | (eskiden) ingiltere'de dokunan kaba yünlü bir çeşit kumaş | ||
| İskambil | ||||
| İskambil | dozen i. | rulette üzerine bahis oynanabilen 1, 12, 13-24 ve 25-36 arası sayıları temsil eden üç sütundan her biri | ||