embarrass - Türkçe İngilizce Sözlük

embarrass

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

embarrass — Definition

Anlamı ve Tanımı:
utandırmak, zor durumda bırakmak
Okunuş (IPA):
(AmE /ɪmˈbærəs/ – BrE /ɪmˈbærəs/)
Terim Türü:
Fiil: embarrass (embarrasses – embarrassed – embarrassing)
Rahatsızlık veya mahcubiyet yaratmak. Fransızca embarrasser kökünden gelir. Sosyal etkileşimde yüz kızartıcı durumu belirtir
Eş Anlamlılar:
mortify
Zıt Anlamlılar:
reassure

"embarrass" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
embarrass f. mahcup etmek
You'll embarrass her.
Sen onu mahcup edeceksin.

More Sentences
embarrass f. utandırmak
The paparazzi embarrassed the actor with their stupid questions.
Paparazziler aptalca sorularıyla aktörü utandırdılar.

More Sentences
Genel
embarrass f. utandırmak
The paparazzi embarrassed the actor with their stupid questions.
Paparazziler aptalca sorularıyla aktörü utandırdılar.

More Sentences
embarrass f. sıkıntıya sokmak
The last decision of the parliament will embarrass the government.
Parlamentonun son kararı hükümeti sıkıntıya sokacaktır.

More Sentences
embarrass f. utanmak
This would embarrass anyone.
Bundan herkes utanırdı.

More Sentences
embarrass f. mahcup olmak
Tom said that he wasn't embarrassed.
Tom mahçup olmadığını söyledi.

More Sentences
embarrass f. sıkıntı vermek
embarrass f. bozum etmek
embarrass f. sıkmak
embarrass f. şaşırtmak
embarrass f. engellemek
embarrass f. rahatsız etmek
embarrass f. eli darda olmak
embarrass f. para sıkıntısına düşürmek
embarrass f. bozmak
embarrass f. hareket özgürlüğüne engel olmak
embarrass f. ket vurmak
embarrass f. mani olmak
embarrass f. zor durumda bırakmak
Deyim
embarrass f. façasını almak
embarrass f. morartmak
Coğrafya
embarrass i. wisconsin eyaletinde yerleşim yeri
Eski Kullanım
embarrass f. zorlaştırmak
embarrass f. güçleştirmek
embarrass f. çetrefilleştirmek

"embarrass" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
embarrass somebody f. yüzünü kara çıkarmak
embarrass someone f. birisini utandırmak
embarrass someone into doing something f. birine bir şeyi yaptırmak için onu utandırmak
embarrass someone into doing something f. birini mahcup ederek ona bir şeyi yaptırmak
embarrass someone about something f. birini bir konunda utandırmak
Öbek Fiiller
embarrass someone with something f. birini bir şey kullanarak utandırmak
embarrass someone with something f. birini bir şeyle utandırmak
embarrass (someone) with (something) f. (birini bir şeyle) utandırmak
embarrass (one) about (something) f. (birini bir konuda) mahcup etmek
embarrass with f. ile utandırmak
embarrass with f. ile mahcup etmek
embarrass about f. ile ilgili utandırmak/mahcup etmek
embarrass into doing f. mahcup ederek bir şeyi yaptırmak
embarrass someone about someone or something f. birini biri/bir şey konusunda mahcup etmek
embarrass about f. (bir konuda) mahcup etmek
embarrass (one) about (something) f. (birini bir konuda) utandırmak
embarrass someone about someone or something f. birini biri/bir şey konusunda utandırmak
embarrass about f. (bir konuda) utandırmak
embarrass with f. bir şey kullanarak utandırmak
embarrass into doing f. yaptırmak için utandırmak
embarrass someone about someone or something f. birini biri/bir şey hakkında utandırmak
embarrass (one) about (something) f. (birini bir şey hakkında) utandırmak
embarrass about f. (bir şey hakkında) utandırmak
Konuşma
I don't want to embarrass you expr. seni utandırmak istemem
don't embarrass me expr. beni utandırma