| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | engine i. | motor | ||
|
The producers started to give up using diesel engines in cars. Üreticiler arabalarda dizel motor kullanmaktan vazgeçmeye başladılar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | engine i. | lokomotif | ||
|
The steam-powered train had a beautiful red coloured engine. Buharla çalışan trenin kırmızı renkli güzel bir lokomotifi vardı. More Sentences |
||||
| Genel | engine i. | makine | ||
|
The engine was running. Makine çalışıyordu. More Sentences |
||||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | engine i. | motor | ||
|
The producers started to give up using diesel engines in cars. Üreticiler arabalarda dizel motor kullanmaktan vazgeçmeye başladılar. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | engine i. | motor | ||
|
The producers started to give up using diesel engines in cars. Üreticiler arabalarda dizel motor kullanmaktan vazgeçmeye başladılar. More Sentences |
||||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | engine i. | itici kuvvet | ||
|
The incident in 1938 was the engine of changes in the country. 1938'de yaşanan olay ülkedeki değişimin itici kuvveti olmuştur. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | engine i. | taşıt motoru | ||
| Genel | engine i. | cihaz | ||
| Genel | engine i. | itfaiye arabası | ||
| Genel | engine i. | alet edevat | ||
| Genel | engine i. | başarı aracı | ||
| Genel | engine i. | başarı araçları | ||
| Genel | engine f. | makine takmak | ||
| Genel | engine N. | itici güç | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | engine i. | motor numarası | ||
| Teknik | engine i. | temel işlevleri gerçekleştiren yazılım | ||
| Teknik | engine f. | motorla donatmak | ||
| Teknik | engine f. | motorlarla donatmak | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | engine i. | arama motoru | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | engine i. | alet | ||
| Eski Kullanım | engine i. | takım | ||
| Eski Kullanım | engine i. | alet-edevat | ||
| Eski Kullanım | engine i. | cesaret veren kimse | ||