executes - Türkçe İngilizce Sözlük

executes

executes — Definition

Anlamı ve Tanımı:
uygulamak, yürütmek, icra etmek, idam etmek
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈɛksɪkjuːt/ – BrE /ˈeksɪkjuːt/)
Terim Türü:
Fiil: execute (executes – executed – executing)
Bir planı/kararı uygulamayı ve süreci sonuç üretecek şekilde yürütmeyi; ayrıca hukuk bağlamında idam cezasını yerine getirmeyi tanımlamaktadır. Latince exsequi/executus (“izini sürüp yerine getirmek”) kökünden gelir; modern yönetim dilinde execute “plan→eylem→sonuç” disiplinini vurgularken, ceza hukuku anlamı tarihsel olarak ayrı ve daha ağır bir kullanım alanıdır.
Eş Anlamlılar:
implement, carry out, perform
Zıt Anlamlılar:
abandon, neglect, botch

"executes" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
execute f. idam etmek
In Iran alone a total of 35 people, both men and women, have already been executed this year in various ways.
Sadece İran'da bu yıl içinde kadın ve erkek olmak üzere toplam 35 kişi çeşitli şekillerde idam edildi.

More Sentences
execute f. infaz etmek
Execute her.
Onu infaz edin.

More Sentences
execute f. yapmak
That seems like a poorly executed portrait.
Bu kötü yapılmış bir portre gibi görünüyor.

More Sentences
Genel
execute f. yerine getirmek
We are bound to execute your father's will.
Bizler babanızın vasiyetini yerine getirmekle yükümlüyüz.

More Sentences
execute f. gerçekleştirmek
We collected the data, but the analysis was executed by a computer.
Verileri biz topladık, ancak analiz bir bilgisayar tarafından gerçekleştirildi.

More Sentences
execute f. uygulamak
Please execute all the steps in the right order.
Lütfen tüm adımları doğru sırada uygulayın.

More Sentences
execute f. yürütmek
Parliament has to play an even greater role in the interinstitutional communication strategy executed by the Commission.
Parlamento, Komisyon tarafından yürütülen kurumlar arası iletişim stratejisinde daha da büyük bir rol oynamalıdır.

More Sentences
execute f. idam edilmek
He was executed for first-degree murder.
Birinci derece cinayetten idam edildi.

More Sentences
Ticaret/Ekonomi
execute f. yürütmek
Parliament has to play an even greater role in the interinstitutional communication strategy executed by the Commission.
Parlamento, Komisyon tarafından yürütülen kurumlar arası iletişim stratejisinde daha da büyük bir rol oynamalıdır.

More Sentences
Teknik
execute f. uygulamak
Please execute all the steps in the right order.
Lütfen tüm adımları doğru sırada uygulayın.

More Sentences
Bilgisayar
execute f. yürütmek
Parliament has to play an even greater role in the interinstitutional communication strategy executed by the Commission.
Parlamento, Komisyon tarafından yürütülen kurumlar arası iletişim stratejisinde daha da büyük bir rol oynamalıdır.

More Sentences
Genel
execute f. infaz etmek (bir yargıyı)
execute f. etmek
execute f. başarmak
execute f. işletmek
execute f. yapmak (manevra/hareket)
execute f. ifa etmek
execute f. sergilemek
execute f. düzenlemek
execute f. icra etmek
execute f. ortaya koymak
execute f. tatbik etmek
execute f. bir hükmü infaz etmek
Ticaret/Ekonomi
execute f. imzalamak
execute f. icra etmek
execute f. tanzim ve tevdi etmek
Hukuk
execute f. icra etmek
Bilgisayar
execute expr. çalıştır
execute expr. komutgönder
execute expr. yürüt
Osmanlıca
execute f. ifa etmek

"executes" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 41 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
execute with extreme prejudice f. yargısız infaz yapmak
execute by hanging f. asarak idam etmek
execute transactions f. muamele yapmak
execute (a task) f. yerine getirmek
execute and sign f. akd ve imza etmek
execute a project f. projeyi yürütmek
execute the plan f. planı uygulamak
co-execute f. ortak yürütmek
execute by firing squad f. kurşuna dizmek
execute under hand or under seal f. imzalı ve mühürlenmiş bir şekilde düzenlemek (belge)
execute transaction f. işlem gerçekleştirmek
execute transaction f. işlem yürütmek
execute agreement f. sözleşme yapmak
re-execute f. yeniden işletmek
re-execute f. tekrar yürütmek
re-execute f. yeniden icra etmek
re-execute f. tekrar gerçekleştirmek
re-execute f. yeniden ifa etmek
re-execute f. tekrar yerine getirmek
Ticaret/Ekonomi
execute and deliver f. akdetmek ve tevdi etmek
execute a work f. iş görmek
Hukuk
initiate and execute and finalize all activating within the ambit of our corporate charter of incorporation i. şirketimiz ana sözleşmesi ile belirlenen şirketin amaç konusuna giren tüm işlemleri ifa ve ikmale
execute the judgments rendered or the settlements concluded in this matter i. mahkeme kararlarını ve sulhnameleri tenfize ve bu konuda ödemeleri yapmaya
authority to execute code i. kanunu icra mercii
jurisdiction to execute i. infaz yetkisi
execute by shooting f. kurşuna dizmek
execute a judgment f. hükmü icra etmek
execute public deeds expr. amme senetlerinin tenfizine
Bilgisayar
remote execute i. uzaktan çalıştırma
execute method i. çalıştırma yöntemi
execute only flag i. salt-çalıştır işareti
write execute expr. yazma ve yürütme
write execute expr. yazma yürütme
execute key expr. anahtarı çalıştır
execute file expr. dosyayı çalıştır
execute sql expr. sql yürüt
execute scripts expr. komut dosyalarını çalıştır
on cmd execute expr. komut yürütüldüğünde
Telekom
execute target i. yürütme hedefi
execute source i. yürütme kaynağı
Havacılık
execute missed approach i. pas geçme