filiz - Türkçe İngilizce Sözlük

filiz

"filiz" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 42 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
filiz sprout i.
Don't touch sprouts in order to not harm them.
Filizlere zarar vermemek için onlara dokunmayın.

More Sentences
Genel
filiz sprig i.
She adorned her hair with a delicate sprig.
Saçlarını ince bir filizle süsledi.

More Sentences
filiz growth i.
filiz shoot i.
filiz spray i.
filiz offshoot i.
filiz button i.
filiz young shoot i.
filiz cion i.
filiz tendril i.
filiz rod i.
filiz burgeon i.
filiz tiller i.
filiz clasper i.
filiz offset i.
filiz bud i.
filiz spine i.
filiz outgrowth i.
filiz outrunner i.
filiz clan i.
filiz sprit i.
filiz sprouting i.
filiz surcle [obsolete] i.
Teknik
filiz crude metal i.
İnşaat
filiz ore i.
Maden
filiz ore i.
Botanik
filiz turio i.
filiz twig i.
filiz ratoon i.
filiz rattoon i.
filiz bud i.
filiz vine i.
filiz tendril i.
filiz winder [obsolete] i.
filiz sallow i.
filiz surculus [obsolete] i.
filiz spear i.
filiz spire [obsolete] i.
Tarım
filiz offshoot i.
Matbaa
filiz offset i.
Eski Kullanım
filiz tendron i.
filiz germen i.

"filiz" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 60 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
aşılık filiz scion i.
filiz ayırıcı ore separator i.
sarılmaya yarayan filiz tendril i.
kök filiz tiller i.
filiz şirket startup i.
(bitki) filiz oelet i.
filiz aşısı imp [obsolete] i.
aşılık filiz ingraftment i.
aşılık filiz sion [obsolete] i.
aşılık filiz stallon i.
filiz sürmek shoot f.
sürmek (filiz) stock f.
filiz vermek burgeon f.
kökten filiz sürmek tiller f.
filiz ile aşılamak inoculate [obsolete] f.
(tomurcuk, filiz) saksıdan çıkarak baş vermek push f.
filiz veren mother s.
filiz hâlinde embryonic s.
Teknik
filiz demiri connecting rod i.
filiz demiri dowel bar i.
alüminyumlu filiz aluminous ore i.
filiz bezemeli çanak çömlek sprigged ware i.
Maden
filiz ayırıcı ore separator i.
Biyoloji
filiz anlamı veren son ek -blast snk.
Botanik
sap ya da filiz axis i.
yan filiz runner i.
koruyucu filiz shield bud i.
cinsiyetsiz filiz ile alakalı conidial i.
tohumun çimlenmesinde ortaya çıkan ilk filiz acrospire i.
daha üstteki veya büyük bir filizden çıkan filiz undershoot i.
alt filiz undershoot i.
süresiz şekilde uykuda bekleyen ve belirli şartlar altında filiz verebilen tomurcuk latent bud i.
filiz ucunda küçük çıkıntılar şeklinde görülen ve yaprak oluşturan hücre grubu leaf primordium i.
genç filiz draw i.
bazı soğanlı bitkilerde aşağı uzayarak yaprak uçlarında yeni soğan oluşturan filiz dropper i.
aşılamada filiz ve gövdenin birleştirilememesi incompatibility i.
yer altında sürünüp kök ve filiz oluşturan sap sobole i.
aşılık filiz surculus [obsolete] i.
filiz vermek ratoon f.
filiz vermek rattoon f.
daha küçük ve ikincil dalları budayıp ana dallara farklı türden filiz aşılama refurnish f.
bitki gövdesine (aşılık filiz) yerleştirmek cleft f.
yeniden filiz vermek reshoot f.
(filiz) budamak stop f.
(filiz) ucundan kesmek stop f.
filiz veren turioniferous s.
hem çiçeklerin hem yaprakların özelliklerine sahip (filiz) ambiparous s.
Tarım
aşılık filiz scion i.
maleik hidrazit filiz sürme kontrol maddesi maleic hydrazide sucker control agent i.
filiz alma disbudding i.
aşılık filiz engraffment i.
toprağın üstünde görülen ilk filiz veya sürgünler braird [uk] i.
uç veya filiz alma sonrası oluşan dal break i.
aşılık filiz stick i.
aşılık filiz aşılamak top-graft f.
Tütün
filiz kırma suckering i.
Ormancılık
filiz aşısı graft i.
(yeni filiz oluşumu için bırakılan) kısa ağaç kökü snag i.
Eski Kullanım
aşılık filiz imp i.
(bitkiye) filiz yerleştirmek graff f.