| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | fuse i. | fünye | ||
|
The veteran lost his leg because of a faulty fuse. Gazi, hatalı fünye yüzünden bacağını kaybetmişti. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fuse i. | sigorta | ||
|
A failure in the fuse box caused the fire. Sigorta kutusundaki bir arıza yangına neden olmuş. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fuse f. | eritmek | ||
|
They fired the furnace to fuse the iron ore. Demir madenini eritmek için fırını ateşlediler. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | fuse i. | fitil | ||
| Genel | ||||
| Genel | fuse i. | sigorta | ||
|
A failure in the fuse box caused the fire. Sigorta kutusundaki bir arıza yangına neden olmuş. More Sentences |
||||
| Genel | fuse i. | fünye | ||
|
The veteran lost his leg because of a faulty fuse. Gazi, hatalı fünye yüzünden bacağını kaybetmişti. More Sentences |
||||
| Genel | fuse f. | erimek | ||
|
The car couldn't start as the starter had fused. Marş motoru eridiği için araba çalışmadı. More Sentences |
||||
| Genel | fuse f. | birleştirmek | ||
|
His new film takes the main story from the book and fuses it with cinematic elements. Yeni filmi kitaptaki ana hikayeyi alarak sinematik unsurlarla birleştiriyor. More Sentences |
||||
| Genel | fuse f. | eritmek | ||
|
They fired the furnace to fuse the iron ore. Demir madenini eritmek için fırını ateşlediler. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | fuse i. | sigorta | ||
|
A failure in the fuse box caused the fire. Sigorta kutusundaki bir arıza yangına neden olmuş. More Sentences |
||||
| Biyokimya | ||||
| Biyokimya | fuse f. | kaynamak | ||
|
Her bones fused as she healed. İyileştikçe kemikleri kaynadı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | fuse i. | ateşleme fitili | ||
| Genel | fuse i. | tapa | ||
| Genel | fuse i. | tapa (top mermisine ait) | ||
| Genel | fuse i. | asabiyet | ||
| Genel | fuse i. | fevrilik | ||
| Genel | fuse f. | ergimek | ||
| Genel | fuse f. | atmak | ||
| Genel | fuse f. | kaynaşmak | ||
| Genel | fuse f. | yanmak | ||
| Genel | fuse f. | kaynaştırmak | ||
| Genel | fuse f. | birleşmek | ||
| Genel | fuse f. | eriterek birleştirmek | ||
| Genel | fuse f. | eriyerek birleşmek | ||
| Genel | fuse f. | (sigorta) atmak | ||
| Genel | fuse f. | attırmak | ||
| Genel | fuse f. | tapalamak | ||
| Genel | fuse f. | ergitmek | ||
| Genel | fuse f. | karıştırmak | ||
| Genel | fuse f. | yapıştırıcıyla bitiştirmek | ||
| Genel | fuse f. | ısıdan sıvılaşmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | fuse f. | füzyona gitmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | fuse f. | füzyon yapmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | fuse i. | ateşleme düzeni | ||
| Teknik | fuse i. | elektrik sigortası | ||
| Teknik | fuse i. | patlatma düzeni | ||
| Teknik | fuse f. | eriyip birbiriyle kaynaşmak | ||
| Teknik | fuse f. | yapışmak | ||
| Teknik | fuse f. | sigorta kutusu takmak | ||
| Teknik | fuse f. | sigorta sistemi eklemek | ||
| Elektrik | ||||
| Elektrik | fuse f. | (devre) bağlantı parçalarının erimesi yüzünden arızalanmak | ||
| Mekanik | ||||
| Mekanik | fuse i. | kaynayıp birleşme | ||
| Mekanik | fuse i. | madenin sıcaklık dolayısıyla sıvı haline gelmesi | ||
| Tekstil | ||||
| Tekstil | fuse f. | ısıyla yapıştırmak | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | fuse f. | (iki bitişik kemik yüzeyini) ameliyatla birleştirmek | ||
| Medikal | fuse f. | (kemik) kaynaştırmak | ||
| Eczacılık | ||||
| Eczacılık | fuse i. | fitil | ||
| Fizik | ||||
| Fizik | fuse f. | (atom çekirdeklerini) füzyonla birleştirmek | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | fuse i. | ateşleyici fünye | ||
| Askeri | fuse i. | fitil | ||
| Askeri | fuse i. | kapsül | ||
| Askeri | fuse i. | tapa | ||
| Askeri | fuse f. | fünye takmak | ||
| Askeri | fuse f. | fünyelemek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | fuse f. | (kanı) seyreltmek | ||