go with - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

go with

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"go with" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 13 sonuç

İngilizce Türkçe
General
go with f. düşüp kalkmak
go with f. birbirini tamamlamak
go with f. uymak
go with f. (yakışmak anlamında) -ile gitmek
go with f. ile flört etmek
go with f. -e uygun olmak
go with f. çıkmak
go with f. eşlik etmek
go with f. -e uymak
go with f. gitmek
go with f. flört etmek
go with f. katılmak
go with f. -e yakışmak

"go with" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 207 sonuç

İngilizce Türkçe
General
go ahead with f. -e devam etmek
go ahead with f. işbirliği yapmak
go ahead with something f. sürdürmek
go ahead with something f. devam etmek
go all the way with f. tamamıyla hemfikir olmak
go all the way with f. sevişmek
go all the way with f. birinin tüm isteklerini yerine getirmek
go along with f. razı olmak
go along with f. aynı görüşte olmak
go along with f. beraber gitmek
go along with f. kabul etmek
go along with f. desteklemek
go along with f. aynı düşüncede olmak
go along with f. -e razı olmak
go along with f. ile beraber gitmek
go along with somebody f. aynı düşüncede olmak
go along with the crowd f. cemaate uymak
go around with f. ile birlikte olmak
go around with f. ile arkadaş olmak
go around with somebody f. peşinde dolaşmak
go bed with somebody f. koynuna girmek
go down with f. hastalanmak
go down with something f. tutulmak
go down with something f. yakalanmak
go dutch with somebody f. alman usulü yapmak
go forward with something f. ile devam etmek
go forward with something f. bir şeye devam etmek
go in a partnership with someone f. ortak olmak
go in with someone on f. bir şeyde biriyle ortak olmak
go on with f. -e devam etmek
go on with his/her life f. yaşamını sürdürmek
go out with f. ile dışarı çık
go out with f. ile flört etmek
go out with f. flört etmek
go out with f. ile çıkmak
go out with f. ile gezmek
go out with friends f. arkadaşlarla çıkmak
go out with someone f. birisiyle çıkmak
go over something with a fine comb f. kılı kırk yarmak
go over something with a fine comb f. ince eleyip sık dokumak
go over something with a fine tooth comb   f. ince eleyip sık dokumak  
go over the matter with a fine-toothed comb f. ince eleyip sık dokumak
go parallel with f. paralel gitmek
go round with f. takılmak
go shares with f. ile paylaşmak
go shares with f. ile üleşmek
go shares with f. bölüşmek
go shares with one f. birisiyle paylaşmak
go steady with f. devamlı flört etmek
go through with f. tamamen bitirmek
go through with f. tamamlamak
go through with f. planlanmış bir şeyi gerçekten yapmak
go through with f. gerçekleştirmek
go through with f. yürütmek
go to bed with f. koynuna girmek
go to bed with f. ile cinsel ilişkide bulunmak
go to bed with f. ile sevişmek
go to bed with somebody f. koynuna girmek
go with something f. uymak
go with the crowd f. çoğunluğun görüşüne katılmak
go with the crowd f. çoğunluğa uymak
go with the crowd f. grubun isteğine uymak
go with your instincts f. içgüdülerinle hareket etmek
go with your instincts f. içgüdülerine göre davranmak
let yourself go with the rhythm f. kendini müziğin ritmine bırakmak
make go with f. yakıştırmak
make something go with f. yakıştırmak
not go with a swing f. yolunda gitmemek
making something go with i. yakıştırma
Phrasals
go about (with) (birisiyle) birlikte dolaşmak
go about (with) birlikte olmak
go about (with) birlikte görülmek
go ahead (with something) bir şeyi yapmaya devam etmek
go ahead (with something) bir şeyi sürdürmeye devam etmek
go along with uymak
go down with hastalanmak
go down with -den hasta olmak
go down with -den yatağa düşmek
Proverb
tell me who you go with and I'll tell you who you are bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Colloquial
go out with a bang harika/muhteşem bir biçimde sonlandırmak
Idioms
all dressed up with nowhere to go completely ready for something hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up and with nowhere to go hazır şekilde ortada kalmak
be all dressed up and with nowhere to go hazırlandığı halde gidecek yeri olmamak
enough to go on with idare edecek kadar
enough to go on with işi yürütmeye yetecek kadar
enough to go on with yeterli
go all the way with cinsel ilişkide bulunmak
go along with you yok canım daha neler
go along with you haydi canım sen de
go around with someone birisiyle takılmak
go around with someone birisiyle vakit geçirmek
go badly with someone işler/durumlar (birisi için/açısından) kötü gitmek
go down well with kabul görmek
go down well with olumlu karşılanmak
go hard with (birisi için) zor
go hard with güç
go hard with acılı
go hard with tehlikeli
go hard with kötü
go head to head with başa baş gitmek/yarışmak
go head to head with biriyle kıyasıya rekabet etmek
go off to the side with someone (bir şeyler konuşmak için) biriyle bir kenara çekilmek
go out with the buggy whip modası geçmek
go out with the horse and buggy modası geçmek
go out with the horse and carriage modası geçmek
go over big (with someone) hoş karşılanmak
go over something with a fine-tooth comb altını üstüne getirmek
go over something with a fine-tooth comb ıcığını cıcığını çıkarmak
go over something with a fine-tooth comb didik didik aramak
go over something with a fine-tooth comb didik didik etmek
go over with a bang eğlenceli olmak
go over with a bang heyecanlı/eğlenceli olmak
go over with a bang etkili bir biçimde devam etmek
go over with a bang heyecan katmak
go over with a fine-tooth comb derinlemesine araştırmak
go over with a fine-tooth comb ince eleyip sık dokumak
go over with a fine-tooth comb didik didik etmek
go over with a fine-tooth comb ıcığını cıcığını çıkarmak
go steady with someone biriyle çıkmak
go through something with a fine-tooth comb didik didik aramak
go through something with a fine-tooth comb altını üstüne getirmek
go through something with a fine-tooth comb ıcığını cıcığını çıkarmak
go through something with a fine-tooth comb didik didik etmek
go through with a fine-tooth comb ıcığını cıcığını çıkarmak
go through with a fine-tooth comb derinlemesine araştırmak
go through with a fine-tooth comb didik didik etmek
go to bed with the chickens erken yatmak
go to bed with the chickens tavuk gibi erkenden yatmak
go to bed with the sun sabahlamak
go to bed with the sun sabahleyin uyumak
go to bed with the sun sabah uyumak
go to press with something bir şeyi baskıya/basına vermek
go toe to toe with someone karşı koymak
go toe to toe with someone zıt gitmek
go well with someone işler yolunda gitmek
go with a bang heyecanlı/eğlenceli olmak
go with a bang heyecan katmak
go with a bang etkili bir biçimde devam etmek
go with a swing çok eğlenceli olmak/geçmek
go with gut önsezilerine güvenmek
go with gut önsezileriyle hareket etmek
go with it akıntıya uyum sağlamak
go with it (kendini veya bir şeyi) olayların akışına bırakmak
go with it suyun akarına gitmek
go with one's gut içindeki sese kulak vermek
go with one's gut içgüdüleriyle hareket etmek
go with someone biriyle çıkmak
go with the flow akışına bırakmak
go with the flow (kendini veya bir şeyi) olayların akışına bırakmak
go with the flow akıntıya uyum sağlamak
go with the flow suyun akarına gitmek
go with the flow sürüyü takip etmek
go with the flow çoğunluğa uymak
go with the grain alışılmış biçimde davranmak
go with the grain genel gidişe uymak
go with the grain beklendiği biçimde davranmak
go with the territory durumun gereği olmak
go with the territory bir işin olmazsa olmazı olmak
go with the territory bir durumun ayrılmaz bir parçası olmak
go with the tide modayı takip etmek
go with the tide modern davranmak
go with the tide zamana uymak
go with the times zamana uymak
go with the times modern davranmak
go with the times modayı takip etmek
let go with something (a loud scream) bağırmak
let go with something (a loud scream) çığlık atmak
Speaking
do you go along with that? buna katılıyor musun?
do you still want me to go with you? hala seninle gelmemi istiyor musun?
does he look like the kind of person i'd go out with? sence o çıkmak isteyeceğim türden birisi mi?
go on with you sana inanmıyorum
go on with you kafa bulma benimle
go on with you yeme beni
go on with you hadisene
go somewhere with better reception çeken bir yere git
go somewhere with better reception çeken bir yere geç
go with god tanrı yolunu açık etsin
go with her onunla git
go with him onunla git
how can you go on vacation with a woman that you don’t love? sevmediğin bir kadınla nasıl tatile gidebilirsin?
how often does he go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkta yüzmeye gider?
how often does he go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkta yüzmeye gidiyor?
how often does he go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkla yüzmeye gidiyor?
how often does he go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkla yüzmeye gider?
how often does she go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkta yüzmeye gider?
how often does she go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkta yüzmeye gidiyor?
how often does she go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkla yüzmeye gider?
how often does she go swimming with her friends? arkadaşlarıyla ne sıklıkla yüzmeye gidiyor?
i can go pro if i stick with it üstüne düşersem profesyonel olabilirim
i cant go with you in what you say sizinle hemfikir değilim
i will not go through this with you again bu konuşmayı tekrar etmeyeceğim
i will not go through this with you again bu konuyu tekrar açmayacağım
it doesn't go with your suit takım elbisene uymuyor
my prayers go with you dualarım sizinle
my prayers go with you dualarım seninle
she asked me to go out with her onunla dışarı çıkmamı istedi
who did you go with? kiminle birlikte gittin?
who did you go with? kiminle gittin?
will you go out with me? benimle çıkar mısın?
would you like to go out with me tonight? bu gece benimle çıkar mısın?
would you like to go out with me tonight? bu gece benimle çıkar mısın?
would you like to go out with? me this evening bu akşam benimle çıkar mısın?
would you like to go to bed with me? sevişelim mi?
would you like to go to the cinema with me? benimle sinemaya gelmek ister misin?
would you like to go to the school with me? benimle okula gider misin?
you can't take it with you when you go kefenin cebi yok
Slang
go to bed with someone yatağa atmak