| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | harbor i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbor. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | harbor f. | barındırmak | ||
|
Biofilm communities can harbor bacteria longer and are very difficult to clean. Biyofilm toplulukları bakterileri daha uzun süre barındırabilir ve temizlenmesi çok zordur. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | harbor i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbor. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Genel | harbor f. | beslemek | ||
|
I harbor no ill will towards Tom. Tom'a karşı hiçbir kötü niyet beslemiyorum. More Sentences |
||||
| Genel | harbor f. | yataklık etmek | ||
|
harboring is also a crime. Suçluya yataklık etmek de bir suçtur. More Sentences |
||||
| Genel | harbor f. | içermek | ||
|
The rocks under the sea can harbor some sea urchins. Denizin altındaki kayalar bazı deniz kestanelerini içeriyor olabilir. More Sentences |
||||
| Genel | harbor f. | (duyguları) içine atıp biriktirmek | ||
|
Harboring will harm your mental health. Duyguları içe atıp biriktirmek akıl sağlığınızı zarar verir. More Sentences |
||||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | harbor f. | yataklık etmek | ||
|
harboring is also a crime. Suçluya yataklık etmek de bir suçtur. More Sentences |
||||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | harbor i. | liman | ||
|
The galleon landed at the harbor. Kalyon limana indi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | harbor i. | barınak | ||
| Genel | harbor i. | deniz barınağı | ||
| Genel | harbor i. | sığınak | ||
| Genel | harbor i. | vahşi hayvan ini | ||
| Genel | harbor f. | barınmak | ||
| Genel | harbor f. | barındırmak (gemi vb) | ||
| Genel | harbor f. | demir atmak | ||
| Genel | harbor f. | gütmek | ||
| Genel | harbor f. | misafir etmek | ||
| Genel | harbor f. | sığınmak | ||
| Genel | harbor f. | saklamak | ||
| Genel | harbor f. | korumak | ||
| Genel | harbor f. | limanda demirlemek | ||
| Genel | harbor f. | (fikri, teoriyi) savunmak | ||
| Genel | harbor f. | (suçluyu, kaçağı) saklamak | ||
| Genel | harbor f. | limana sığınmak | ||
| Genel | harbor f. | (duygu veya düşünceyi) bastırmak | ||
| Genel | harbor f. | yuva olmak | ||
| Genel | harbor f. | (parazitin) konağı olmak | ||
| Genel | harbor f. | el üstünde tutmak | ||
| Genel | harbor f. | yaşamak | ||
| Genel | harbor f. | (hayvan) sığınmak | ||
| Genel | harbor f. | (bir düşünceyi, duyguyu) kalbinde yaşatmak | ||
| Genel | harbor f. | sığınak olmak | ||
| Genel | harbor f. | kalacak yer sağlamak | ||
| Genel | harbor f. | (kin, öfke) beslemek | ||
| Genel | harbor f. | bünyesinde barındırmak | ||
| Genel | harbor f. | (suçluyu) barındırmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | harbor i. | doğal ya da yapay liman | ||
| Hukuk | ||||
| Hukuk | harbor f. | suçluyu saklamak | ||
| Hukuk | harbor f. | suçluyu gizlemek | ||
| Hukuk | harbor f. | suçluyu barındırmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | harbor i. | barınak | ||
| Teknik | harbor i. | sığınak | ||
| Denizcilik | ||||
| Denizcilik | harbor i. | güvenli ve sığınılacak bir yer | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | harbor i. | körfez | ||
| Coğrafya | harbor i. | koy | ||