held - Türkçe İngilizce Sözlük
Geçmiş

held

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


"held" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 171 sonuç

İngilizce Türkçe
General
be held in esteem f. itibarı olmak
be held guilty of f. mal edilmek
be held responsible for f. üzerine kalmak
held on f. beklemek
be held f. tutulmak
be held accountable f. sorumlu tutulmak
held to f. bağlı kalmak
be held responsible f. mal edilmek
held open f. açık tutmak
be held captive f. esir tutulmak
be held liable f. sorumlu kılınmak
be held as a back up f. yedekte bulundurulmak
be held f. rağbette olmak
be held exempted f. muaf tutulmak
be held hostage f. rehin tutulmak
be held to account f. sorumlu tutulmak
be held responsible f. sorumlu tutulmak
be held up at the hospital f. hastanede işi uzamak
be held up f. işi uzamak
be held f. (yemek vb) verilmek/düzenlenmek
be held back a year f. bir yıl uzaklaştırma almak
be held back f. uzaklaştırma almak
to be held f. yapılacak
to be held f. düzenlenecek
hand held computer i. el bilgisayarı
being held i. tutulma
privately held company i. özel şirket
hand held shooting i. elle yapılan çekim
hand held shooting i. el çekimi
hand held camera i. el kamerası
hand-held mechanical pencil i. elle tutularak kullanılan mekanik kurşun kalem
long-held fears i. uzun süreli korkular
enemy-held territory i. düşman işgalindeki/kontrolündeki bölge
hand-held fan i. yelpaze
rebel-held territory i. isyancıların elindeki bölge
rebel-held territory i. isyancıların tuttuğu bölge
rebel-held territory i. direnişçilerin elindeki bölge
rebel-held territory i. direnişçilerin tuttuğu bölge
held up s. desteklenmiş
held in contempt s. hor görülen
held close s. yakında tutulmuş
hand-held s. elde taşınır
hand-held s. elle tutularak çalıştırılan
hand-held s. elle tutulan
commonly held s. genel anlamda kabul gören
commonly-held s. genel anlamda kabul gören
commonly held s. ortak kabul görmüş
commonly-held s. yaygın
commonly-held s. ortak kabul görmüş
commonly held s. yaygın
with his head held high zf. başı dik
with his head held high zf. başı yüksekte
Phrasals
held in f. dizginlemek
held in f. tutmak
held in f. kısıtlamak
Proverb
gravitation cannot be held responsible for people falling in love insanların aşka düşmesinden yerçekimini sorumlu tutamazsın
watermelons cannot be held under one arm bir koltukta iki karpuz taşınmaz
gravitation cannot be held responsible for people falling in love insanların aşık olmasından yerçekimini sorumlu tutamazsın
Colloquial
get held up f. gecikmek
Idioms
be held up as an example f. örnek alınmak
be held under a microscope f. mercek altına alınmak
be held under the microscope f. mercek altına alınmak
be held by the short hairs f. köşeye sıkıştırılmak
with head held high expr. başı dik
Speaking
my wife gets nervous when i'm held up expr. ben gecikince karım endişeleniyor
Trade/Economic
securities held for trading i. alım-satım amaçlı menkul değerler
closely-held corporation i. az hissedarlı şirket
position held i. çalışılan pozisyon
investments held as fixed assets i. duran varlıklar gibi elde tutulan yatırımlar
reserve in respect of own shares held i. elde tutulan kendi hisselerine ait yedekler
value adjustments in respect of financial assets and of investments held as current assets i. finansal varlıklar ve dönen varlıklar olarak elde tutulan menkul kıymetlere ilişkin değer düzeltmeleri
widely-held company i. halka açık şirket
publicly held corporation i. halka açık şirket
publicly held company i. halka açık şirket
publicly-held company i. halka açık şirket
publicly-held joint-stock company i. halka açık anonim ortaklık
publicly-held corporation i. halka açık anonim ortaklık
fixed assets held under leasing and other similar rights i. kiralama ve benzeri haklar altında duran varlıklar
third party goods and values held for safekeeping on consignment or for treatment i. konsinye veya işlenmek üzere tutulan üçüncü şahıs malları veya kıymetleri
held for resale i. satışa hazır mallar
derivative financial assets held for cash flow hedges i. riskten korunma amaçlı türev finansal varlıklar
held for sale securities i. satmak için elde tutulan menkul kıymetler
goods and values belonging to third parties held by the enterprise i. şirketin elinde bulunan üçüncü şahıslara ait mallar ve kıymetler
financial asset or liability held for trading i. ticari amaçla bulundurulan varlık veya borç
financial asset or liability held for trading i. ticari amaçla bulundurulan finansal varlık veya borç
securities held as collateral i. teminata verilen menkul değerler
trading-financial asset or liability held for trading i. ticari amaçla elde tutulan finansal varlık veya borçlar
trading financial asset or liability held for trading i. ticari amaçla elde tutulan finansal varlık veya borçlar alım satım amacıyla elde tutulan finansal varlık veya borçlar
trading-financial asset or liability held for trading i. ticari amaçlı elde tutulan varlık veya borçlar
held for trading i. ticaret amacıyla elde tutulanlar
other marketable securities to be held until maturity i. vadeye kadar elde tutulacak diğer finansal varlıklar
securities held to maturity i. vadeye kadar elde tutulacak menkul değerler
marketable securities to be held until maturity i. vadeye kadar elde tutulacak diğer finansal varlıklar
assets held by a long-term employee benefit fund i. uzun vadeli emeklilik fonlarının sahip olduğu varlıklar
assets held by a long-term employee benefit fund i. uzun vadeli emeklilik fonları tarafından edinilen varlıklar
goods and values held on behalf of, or at risk to and for the benefit of third parties i. üçüncü şahısların adına ve menfaatine elde tutulan mallar ve kıymetler
assets held by a long- term employee benefit fund i. uzun vadeli emeklilik fonlarının sahip olduğu varlıklar
held-to-maturity investment i. vadeye kadar tutma amacıyla yapılan yatırım
marketable securities to be held until maturity i. vadeye kadar elde tutulacak finansal varlıklar
goods and values held by third parties in their name but at risk to and for the benefit of the enterprise i. üçüncü şahıslar tarafından elinde bulunan ancak risk ve menfaatleri şirkete ait olan mallar ve kıymetler
held-to-maturity investment i. vadeye kadar tutulan yatırım
internally held public debt i. ülke halkının satın almış olduğu devlet tahvili, hazine bonosu vb devlet borçlanma araçları
creditors in respect of goods and values held on behalf of, or at risk to and for the benefit of third parties i. üçüncü şahısların adına ve menfaatine elde tutulan mallar ve kıymetlere ilişkin alacaklılar
held for resale i. yeniden satım amacıyla elde tutulanlar
assets held abroad i. yurt dışında tutulan varlıklar
closely-held s. az hissedarlı
held for trading s. ticari amaçla bulundurulan
Law
not sane and cannot be held responsible for his actions i. farik mümeyyiz olmama
not sane and cannot be held responsible for his actions i. farik ve mümeyyiz olmama
action to return unlawfully held possessions i. haksız olarak alınan bir menkulün iadesi davası
information held by public authorities i. kamu kuruluşlarının elindeki bilgiler
information held by public authoritites i. kamu kuruluşlarının elindeki bilgiler
Insurance
be held covered f. teminat altında tutulmak
held covered at rate to be agreed s. kararlaştırılacak fiyatla teminat altında
Technical
front and rear hand-guards of portable hand-held combustion engine chain-saw i. elle tutulan içten yanmalı motorlu zincirli testerenin ön ve arka el koruyucuları
hand-held current clamps i. elle taşınan akım maşaları
electrostatic hand-held spraying equipment i. elle tutulan elektrostatik püskürtme teçhizatı
hand-held motor operated tools i. elde kullanılan motorlu aletler
hand-held computer i. el bilgisayarı
hand-held non-electric power tool i. elektriksiz güç ile çalıştırılan el aleti
non-hand-held sparkler i. elle tutulmayan kıvılcım başlatıcı
hand-held battery i. elde taşınan batarya
hand-held machinery i. elde tutulan makineler
hand-held non-electric power tools i. elektriksiz güçle tahrik edilen el aletleri
hand-held sparkler i. elle tutulan kıvılcım başlatıcı
hand-held electric motor operated tool i. elektrik motoruyla çalıştırılan el aleti
the vibration occurring at the handles of hand-held power driven impact drills i. elle tutmalı motorlu darbeli matkapların tutamaklarındaki titreşim
electrostatic hand-held spraying equipment i. elle kullanılan elektrostatik püskürtme ekipmanı
hand-held radio i. el telsizi
hand-held portable power tools i. elle tutulan taşınabilir motorlu aletler
hand-held spraying equipment i. elle kullanılan püskürtme ekipmanı
hand-held non-electric power tool i. elektriksiz güç ile tahrik edilen el aleti
safety of hand-held tools i. el aletlerinin güvenliği
hand-held lawn trimmer i. elle tutulan çim makası
hand-held electric motor operated tool i. elektrik motorlu el aleti
held water i. kapiler su
hand-held scale i. seyyar manav terazisi
hand-held chainsaw i. zincirli el testeresi
hand-held s. elle/elde taşınır
hand-held s. elde kullanılır
hand-held s. elde kullanılan
hand-held s. elde taşınan
hand-held s. portatif
hand-held s. taşınabilir
Computer
positions held i. bulunduğu konumlar
queue held expr. kuyruk durmuş
held in queue expr. kuyrukta bekletiliyor
Informatics
hand-held computer i. avuç bilgisayarı
hand-held computer i. cep bilgisayarı
hand-held scanner i. el tarayıcısı
hand-held s. elde tutulan
hand-held s. taşınabilir
Electric
hand-held probe assemblies i. elle taşınan prop tertibatı
Mechanic
mechanically held sintered carbide tips i. mekanik sıkmalı sinterlenmiş karbür uçlar
Construction
multipurpose manually operated hand-held crane i. elle çalıştırılan vinç
Woodworking
hand-held chainsaws i. zincirli el testeresi
Automotive
hand-held portable power tools i. elle tutulan taşınabilir motorlu aletler
Aeronautic
hand-held metal detector operator i. el tipi metal arama dedektörü operatörü
Medical
hand held immunochromatographic assay i. elde taşınabilen immünokromatografik test
hand-held probe doppler foetal heartbeat detector i. el problu doppler fetüs kalpatışı detektörü
hand-held immunochromatographic assay i. elde taşınabilen immünokromatografik test
Gastronomy
hand held coffee mill i. kahve değirmeni
Marine Biology
hand-held scale i. el terazisi
held water i. siya
Social Sciences
widely-held middle-class values i. geniş şekilde benimsenen orta-sınıf değerleri
Environment
hand-held contamination monitor i. elde taşınan kirlenme ölçeri
Military
all purpose hand held weapon i. elde taşınan genel maksat silahı
hand-held metal detector i. el metal detektörü
Sport
arms held forward-upward i. kolların ön ve yukarıda tutulması
Basketball
held ball i. iki rakibin aynı anda dokunup paylaşamadığı top
Volleyball
held ball i. tutulmuş top

"held" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Irregular Verb
held - held hold f.