horizon - Türkçe İngilizce Sözlük

horizon

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

horizon — Definition

Anlamı ve Tanımı:
ufuk
Okunuş (IPA):
(AmE /həˈraɪzən/ – BrE /həˈraɪzən/)
Terim Türü:
İsim: horizon (horizons)
Yeryüzü ile gökyüzünün birleşiyor gibi göründüğü çizgiyi ve mecazda algı veya bilgi sınırını anlatan sözcüktür. Yunanca horizōn, sınırlama ve çevreleme fikrini taşır.
Eş Anlamlılar:
skyline
Zıt Anlamlılar:
interior

"horizon" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 41 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
horizon i. ufuk
The sun was rising on the horizon while I was sailing along.
Ben yelken açarken güneş ufukta yükseliyordu.

More Sentences
Genel
horizon i. ufuk
The sun was rising on the horizon while I was sailing along.
Ben yelken açarken güneş ufukta yükseliyordu.

More Sentences
Teknik
horizon i. ufuk
The sun was rising on the horizon while I was sailing along.
Ben yelken açarken güneş ufukta yükseliyordu.

More Sentences
Meteoroloji
horizon i. ufuk
The sun was rising on the horizon while I was sailing along.
Ben yelken açarken güneş ufukta yükseliyordu.

More Sentences
Genel
horizon i. çevren
horizon i. yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer
horizon i. anlayış
horizon i. gözerimi
horizon i. görüş
horizon i. katman
horizon i. tabaka
horizon i. bireyin ufku
horizon i. bakış açısı
horizon i. bilgi ve deneyim aralığı
horizon i. beklenti
horizon i. ulaşılabilir hedef
horizon i. amaç
horizon i. hedef
horizon f. ufuk ile sınırlandırmak
horizon f. ufuk sınırında tutmak
Teknik
horizon i. çevren
horizon i. gözerimi
horizon i. tabaka
Boyacılık
horizon i. ufuk mavisi
horizon i. yeşilimsi beyaz
Gökbilim
horizon i. görülen ufuk
horizon i. yatay ufuk
horizon i. gözlemcinin pozisyonu ile kesişip gözlemcinin zenit nadir hattına dik düşen çizgi
horizon i. gök ufku
horizon i. gök küresi ufuk hattı
horizon i. yeryüzünün merkezinden geçen düzleme sahip gökküresi çemberi
Sosyal Bilimler
horizon i. belirli bir kültürün bir alana hızlıca yayıldığı zaman dilimi
horizon i. kültürel benzerlik gösteren farklı eserlere dayalı gelişim düzeyi
horizon i. kültürel benzerlik gösteren farklı eserlere dayanan kültürel bölge
Coğrafya
horizon i. irtifa gözleminde kullanılan seviye göstergesi
horizon i. göz hizasında yansıtılan ve manzaranın doğal ufuk çizgisine yerleştirildiği görselde yer alan hayali çizgi
Jeoloji
horizon i. kat
horizon i. o horizonları
horizon i. fosillerin yer aldığı kaya tabakasına ait spesifik pozisyon
horizon i. horizonlaşmış toprak
horizon i. yanındaki toprak tabakalarından ayrıştırılabilen belirli özelliklere sahip toprak katmanı

"horizon" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
artificial horizon i. suni ufuk
gyro horizon i. suni ufuk
d horizon i. d horizonu
geological horizon i. jeolojik ufuk
visible horizon i. görünen ufuk
political horizon i. siyasi ufuk
political horizon i. politik ufuk
horizon line i. ufuk çizgisi
descent of the sun below the western horizon i. güneş batması
descent of the sun below the western horizon i. güneşin batması
deep water horizon i. derin su ufku
deep water horizon i. derin deniz ufku
rolling horizon i. dönen planlama ufku
rolling horizon i. yuvarlanan ufuk
time horizon i. değerlendirme tarihi
time horizon i. kontrol tarihi
broaden one's horizon f. ufkunu genişletmek
open up one's horizon f. ufkunu açmak
widen one's horizon f. ufkunu genişletmek
expand one's horizon f. ufkunu genişletmek
be sighted on horizon f. ufukta görünmek
expand horizon f. ufuk açmak
broaden horizon f. ufuk açmak
broaden horizon f. ufuk genişletmek
open up horizon f. ufuk açmak
widen horizon f. ufuk genişletmek
open up horizon f. ufuk genişletmek
expand horizon f. ufuk genişletmek
widen horizon f. ufuk açmak
over the horizon s. ufuk ötesi
İfadeler
tour d'horizon [french] i. genel inceleme
tour d'horizon [french] i. kısa fakat kapsamlı özet
Deyim
dark clouds on the horizon i. muhtemel tehlike
a cloud on the horizon i. muhtemel tehlike
a cloud on the horizon i. ufuktaki kara bulut
dark clouds on the horizon i. ufuktaki kara bulutlar
a (small) cloud on the horizon i. ufuktaki kara bulut
a (small) cloud on the horizon i. muhtemel zorluk/sıkıntı
a (small) cloud on the horizon i. tehlike çanı
cloud on the horizon i. ufuktaki kara bulut
cloud on the horizon i. muhtemel zorluk/sıkıntı
cloud on the horizon i. muhtemel tehlike
cloud on the horizon i. tehlike çanı
dark cloud on the horizon i. muhtemel tehlike
dark cloud on the horizon i. kötüye gideceğinin göstergesi
dark cloud on the horizon i. tehlike çanları
dark cloud on the horizon i. ufuktaki kara bulutlar
dark cloud on the horizon i. kötü günlerin geleceğinin göstergesi
broaden one's horizon f. ufkunu genişletmek
burst into sight at the horizon f. ufukta görünmek
loom large on the horizon f. (ufukta) ciddi bir olasılık olarak belirmek
loom large on the horizon f. gelecekte büyük önem arz edecek şekilde belirmek
loom on the horizon f. ufukta görünmek
on the horizon expr. olacak gibi görünen
on the horizon expr. ufukta belirmiş
on the horizon expr. ufukta
clouds on the horizon expr. ufukta kara bulutlar belirmek (olumsuz bazı durumların yaşanacığını gösterir)
dark clouds on the horizon expr. ufukta kara bulutlar belirmek (olumsuz bazı durumların yaşanacığını gösterir)
looming on the horizon expr. eli kulağında
beyond the horizon expr. şu an bilebileceğinin ötesinde
beyond the horizon expr. ufkun ardında/ötesinde
beyond the horizon expr. görüş mesafesinin dışında
beyond the horizon expr. şu an tahmin edebileceğinin/öngörebileceğinin ötesinde
there are clouds on the horizon expr. kötü şeyler olacağına dair işaretler/belirtiler var
there are clouds on the horizon expr. ufukta kara bulutlar var/görünüyor
there are clouds on the horizon expr. muhtemel tehlikeler var/görünüyor
Ticaret/Ekonomi
planning horizon i. planlama dönemi
time horizon i. zaman tercihi
long term time horizon i. uzun vadeli zaman
planning horizon i. planlama süresi
economic horizon i. ekonomik ufuk
short-term time horizon i. kısa vadeli zaman ufku
Siyasal
tour d’horizon i. ufuk turu
Teknik
artificial horizon i. yapay ufuk
radar horizon i. radar ufku
soil horizon i. zemin horizonu
h-horizon i. h-horizonu
split-horizon processing i. yatay ayırma işlemi
gyroscopic horizon i. jiroskopik ufuk
sensible horizon i. yatay ufuk
artificial horizon i. suni ufuk
true horizon i. gerçek ufuk
outer event horizon i. dış olay ufku
quicksilver horizon i. cıvalı yapay ufuk
beyond-the-horizon s. ufuk ötesi
over the planning horizon expr. planlama ufku üzerinde
Bilgisayar
beyond-the-horizon propagation i. ufuk ötesine yayılım
Telekom
horizon sensor i. ufuk duyargası
split-horizon update i. bölünmüş ufuk güncellemesi
radio horizon i. radyo ufku
customs over-the-horizon enforcement network i. abd gümrük hizmeti uzun menzilli ses haberleşme sistemi
cothen (customs over-the-horizon enforcement network) kısalt. abd gümrük hizmeti uzun menzilli ses haberleşme sistemi
Havacılık
gyro horizon i. jiroskopik ufuk
apparent horizon i. görünen ufuk
horizon bar i. ufuk hattı
artificial horizon i. suni ufuk
true horizon i. hakiki ufuk
gyro horizon i. uçağın yatay düzlemdeki pozisyonunu gösteren topaçlı bir alet
artificial horizon i. uçağın yatay düzlemdeki pozisyonunu gösteren topaçlı bir alet
Denizcilik
true horizon i. denizdeki ufuk
Petrol
deep water horizon i. derin su horizunu
Fizik
killing horizon i. killing ufku
Gökbilim
horizon of the universe i. evren ufku
horizon of the universe i. evren gözerimi
rational horizon i. göksel kürede dünyanın merkezinden geçen, gözlemcinin ufkuna paralel büyük daire
rational horizon i. rasyonel ufuk
rational horizon i. rasyonel ufuk
rational horizon i. gök ufku
rational horizon i. göksel kürede dünyanın merkezinden geçen, gözlemcinin ufkuna paralel büyük daire
rational horizon i. gök ufku
celestial horizon i. düzleminin yeryüzünün merkezinden geçtiği varsayılan sonsuz yarıçaplı gökküresel daire
celestial horizon i. göksel ufuk
event horizon i. olay ufku
depression of the visible horizon i. ufuk depresyonu
depression of the visible horizon i. (gerçek veya doğal ufkun altında kalan) gözle görülür açısal ufuk çöküntüsü
dip of the horizon i. yatay ufuk ile daha aşağıdaki görünen ufuk çizgisi arasındaki düşey açı
dip of the horizon i. ufki hat ile gözlemcinin gözünden okyanusun yüzeyine çizilen teğet arasındaki açı
dip of the horizon i. gerçek ufkun altında yer alan görünen ufkun açısal çöküntüsü
event horizon telescope i. olay ufku teleskobu
particle horizon i. parçacık ufku
cosmological horizon i. kozmolojik ufuk
cosmic horizon i. kozmik ufuk
cosmic horizon i. evrende gözlemleyebileceğimiz mümkün olan en uzak mesafe
Tarım
b horizon i. b horizonu
h horizon i. h horizonu
b1 horizon i. b1 horizonu
b3 horizon i. b3 horizonu
b2 horizon i. b2 horizonu
Çevre
a-horizon i. organik madde bakımından zengin yüzey toprağı
a-horizon i. a katmanı
design horizon i. proje hedef yılı
water horizon i. su horizonu
horizon scanning i. ufuk taraması
Jeoloji
cambic horizon i. kambik zon
b horizon i. b zonu
alluvial horizon i. alüvyal horizon
argillic horizon i. arjilik zon
calcic horizon i. kalsik zon
b horizon i. toprakta b zonu
d horizon i. d horizonu
d horizon i. kültür toprağının altındaki kat
a-horizon i. a-katmanı
a-horizon i. a-horizonu
c-horizon i. c-zonu
c-horizon i. toprakta c-zonu
albic horizon i. albik horizon
soil horizon i. toprak yüzeyine paralel toprak tabakası
b-horizon i. toprakta a horizonunun hemen altında bulunan b horizonu
c horizon i. c tabakası
c horizon i. en alt toprak tabakası