huddle - Türkçe İngilizce Sözlük

huddle

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

huddle — Definition

Anlamı ve Tanımı:
toplanmak, kümelenme
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈhʌdəl/ – BrE /ˈhʌdəl/)
Terim Türü:
İsim: huddle (huddles); Fiil: huddle (huddles – huddled – huddling)
İnsanların veya hayvanların birbirine yakın durarak küçük bir grup oluşturmasını anlatan sözcüktür; spor ve kriz bağlamlarında mecazî kullanımı yaygındır. Orta İngilizce hudlen, korunma ve yakınlık fikrini içerir.
Eş Anlamlılar:
cluster
Zıt Anlamlılar:
disperse

"huddle" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 33 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
huddle i. yığın
She started to wash the huddle of fruit on the kitchen shelf.
Mutfak tezgahında meyve yığınını yıkamaya başladı.

More Sentences
huddle f. bir araya toplanmak
It was a waste of time to huddle for such a minor issue.
Bu kadar basit bir sorun için bir araya toplanmak zaman kaybıydı.

More Sentences
huddle f. toplanmak
When the paramedics arrived, people huddled around the woman having a heart attack.
Sağlık görevlileri geldiğinde insanlar kalp krizi geçiren kadının çevresine toplandılar.

More Sentences
huddle f. tortop olmak
Gloria spent the night huddling and wondering what to do.
Gloria geceyi tortop olup ne yapacağını düşünerek geçirdi.

More Sentences
Futbol
huddle i. takım oyuncularının bir sonraki oyuna dair talimatları almak üzere kısa süreliğine hücum hattının arkasında toplanması
The huddle of players came up with a new game plan.
Sahada toplanan oyuncu grubu yeni bir oyun planı geliştirdi.

More Sentences
Genel
huddle i. karışık ve sık bir sürü
huddle i. karışıklık
huddle i. kalabalık
huddle i. küçük ve özel konferans
huddle i. küçük ve özel toplantı
huddle i. (briçte) oyuncunun deklarasyon veya oyundan önce düşünmek için verdiği uzun ara
huddle i. bir soyadı
huddle f. bir araya toplamak
huddle f. tıkıştırmak
huddle f. sürmek
huddle f. bir işi acele ve üstünkörü yapmak
huddle f. bir araya sıkışmak
huddle f. yumaklanmak
huddle f. sürü gibi toplanmak
huddle f. acele ve dikkatsizce giyinmek
huddle f. toplamak
huddle f. koyun gibi sıkı bir halde toplanmak
huddle f. birbirine sokulup sarılmak
huddle f. bir yere üşüştürmek
huddle f. çömelmek
huddle f. (soğuk gibi sebeplerle) çömelerek büzüşmek
huddle f. örtmek
huddle f. gizlemek
huddle f. (briçte) düşünmek için ara vermek
huddle N. kümelenme
Konuşma Dili
huddle f. konferans için bir araya gelmek
huddle f. istişare için toplanmak
Futbol
huddle f. bir sonraki oyuna dair talimatları almak üzere kısa süreliğine hücum hattının arkasında toplanmak

"huddle" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 32 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
huddle together f. tıkıştırmak
huddle together f. bir araya toplamak
huddle with oneself f. kendi kendine konuşmak
huddle up f. kıvrılmak
huddle [dialect] [uk] f. sarılmak
huddle [obsolete] f. aceleci davranmak
huddle [dialect] [uk] f. kucaklamak
Öbek Fiiller
huddle around someone f. birinin çevresinde toplaşmak
huddle someone together f. birilerini toplamak/bir araya getirmek
huddle around someone f. birinin çevresinde toplanmak
huddle up together f. (ısınmak için) birbirlerine sokulmak
huddle up f. kafa kafaya vermek
huddle up f. bir araya toplamak
huddle around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) çevresinde toplaşmak
huddle around f. çevresinde toplanmak
huddle around (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) çevresinde toplanmak
huddle up f. bir araya gelmek
huddle around f. çevresinde toplaşmak
huddle up f. tortop olmak
Konuşma Dili
go into a huddle f. baş başa verip konuşmak
go into a huddle f. kafa kafaya verip konuşmak
Deyim
go into a huddle f. baş başa gelip konuşmak
get into a huddle f. kafa kafaya verip konuşmak
go into a huddle f. (spor takımı) bir çember oluşturmak
go into a huddle (with somebody) f. (biriyle) kafa kafaya verip konuşmak
get into a huddle (with somebody) f. (biriyle) kafa kafaya verip konuşmak
go into a huddle (with somebody) f. (biriyle) kendi aralarında konuşmak
get into a huddle (with somebody) f. (biriyle) kendi aralarında konuşmak
get/go into a huddle (with somebody) f. (biriyle) kafa kafaya verip konuşmak
get/go into a huddle (with somebody) f. (biriyle) baş başa verip konuşmak
get/go into a huddle f. kafa kafaya verip konuşmak
get/go into a huddle f. baş başa verip konuşmak