kaybeden - Türkçe İngilizce Sözlük

kaybeden

"kaybeden" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kaybeden loser i.
It is never the winners who are condemned, only the losers.
Hiçbir zaman kazananlar kınanmaz, sadece kaybedenler kınanır.

More Sentences
Spor
kaybeden loser i.
It is never the winners who are condemned, only the losers.
Hiçbir zaman kazananlar kınanmaz, sadece kaybedenler kınanır.

More Sentences
Genel
kaybeden losing s.

"kaybeden" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 72 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kaybeden kimse loser i.
yolda hayatını kaybeden kimse dead on arrival i.
zafer kazanan ülkenin savaşı kaybeden ülkeden aldığı vergi tribute i.
tartışmada kaybeden taraf touche i.
hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden kişi dead on arrival i.
iki kere kaybeden kimse twicer [brit] i.
kaybeden konumu hole i.
servetini kaybeden kimse declinant i.
cesaretini kaybeden kimse drooper i.
(damada) taş kaybeden oyuncunun attığı shot shot i.
kaybeden ata oynamak bet on a losing racehorse f.
hastaneye giderken yolda hayatını kaybeden dead in the field s.
kan kaybeden bleed s.
hızını kaybeden impeded s.
parmaklarını kaybeden fingerless s.
değerini kaybeden finished s.
yolunu kaybeden straying s.
(mecaz) kan kaybeden flagging s.
Konuşma Dili
birinciliği kaybeden first loser i.
birinci kaybeden first loser i.
doğuştan kaybeden two-time loser i.
hep kaybeden two-time loser i.
kumarda kaybeden aşkta kazanır unlucky at cards, lucky in love expr.
kaybeden kimse also-ran expr.
kaybeden kimse also ran expr.
kaybeden kimse also ran expr.
kaybeden kimse also-ran expr.
Deyim
hep kaybeden a confirmed loser i.
doğuştan kaybeden a confirmed loser i.
hep kaybeden two time loser i.
doğuştan kaybeden two time loser i.
kaybeden tarafın olmaması durumu a no-lose situation i.
değer kaybeden hisse/bono fallen angel i.
form kaybeden şey fallen angel i.
kaybeden tarafı desteklemek back the wrong horse f.
kaybeden taraf olmak come by the worst f.
kaybeden taraf olmak come off worst f.
kaybeden olmak get the worst of it f.
kendini kaybeden pearl-clutching s.
(birinin/bir şeyin) yokluğunda işlevini kaybeden lost without (someone or something) s.
'-in yokluğunda işlevini kaybeden lost without s.
kazandığından fazlasını kaybeden penny wise s.
(biriyle/bir şeyle) olan senkronu kaybeden out of sync (with someone or something) expr.
(biriyle/bir şeyle) uyumu kaybeden out of sync (with someone or something) expr.
Ticaret/Ekonomi
bir şirket başka bir şirket tarafından devralınınca devralınan şirkette sözleşme gereği işlerini kaybeden üst kademe yöneticilerine ödenecek büyük miktardaki paralar golden parachutes i.
kendi isteği ile olmayarak işini kaybeden kimse job loser i.
sürekli değer kazanıp kaybeden riskli hisse senedi yo-yo stock i.
Hukuk
kaybeden taraf losing party i.
bir dava sonucunda kaybeden tarafın kazanan tarafa ödeyeceği tutarı belgeleyen mahkeme kararı belgesi allocatur i.
davayı kaybeden tarafa kesilen masraflar cost i.
Teknik
zamanla malzemesini kaybeden anot sacrificial anode i.
Otomotiv
zamanla malzemesini kaybeden anot sacrificial anode i.
Psikoloji
annelerini kaybeden ve yerini tutacak uygun birini bulamayan bebeklerde meydana gelen şiddetli depresyon anaclitic depression i.
iradesini kaybeden abulic s.
iradesini kaybeden aboulic s.
Botanik
(çürüdüğü için dallarını kaybeden) çotuk dotard [obsolete] i.
Hayvancılık
kilo kaybeden (kümes hayvanı) light s.
Dini
(hinduizm'de) adet görmeye başlayana kadar tanrıça taleju'nun inkarnasyonu olduğu fikriyle tapınılan, adet gördükten sonra tanrısal özelliklerini kaybeden genç bir kız kumari devi i.
(hinduizm'de) adet görmeye başlayana kadar tanrıça taleju'nun inkarnasyonu olduğu fikriyle tapınılan, adet gördükten sonra tanrısal özelliklerini kaybeden genç bir kız kumari i.
Askeri
savaşta hayatını kaybeden killed in action i.
savaşta yaralanmadığı halde hastalık gibi nedenlerle sağlığını veya hayatını kaybeden kimse non-battle casualty i.
savaşta yaralanmadığı halde hastalık gibi nedenlerle sağlığını veya hayatını kaybeden kimse nonbattle injury i.
Spor
yarışmayı kaybeden sporcu also ran i.
kazanan-kaybeden kaydı won-lost record i.
Tenis
(kendi servisini kaybeden oyuncu) rakibin servisini kırarak oyunu kazanmak break back f.
Bahisçilik
crap oyununda kaybeden atış craps i.
(zar atarken) bir sonraki atış serisinde kaybeden wrong s.
(zar atarken) bir sonraki atışta kaybeden wrong s.
Mitoloji
ilham perilerine şarkı yarışmasında meydan okuyup kaybeden dokuz teselyalı bakire pierides i.
Argo
kaybeden kimse hoser [canada] i.
kaybeden tarafın olmadığı no-lose s.
türünün diğer örneklerine göre daha sık kaybeden losingest s.