kendinde - Türkçe İngilizce Sözlük

kendinde

"kendinde" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 9 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kendinde conscious s.
kendinde squared away s.
kendinde collected s.
kendinde self conscious s.
kendinde uninebriated s.
kendinde unintoxicated s.
kendinde yourself zm.
Felsefe
kendinde itself expr.
kendinde in itself expr.

"kendinde" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 80 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
kendinde olmama unconsciousness i.
kendinde varlık being-in-itself i.
kendinde şey thing-in-itself i.
kabahati kendinde görme self-indictment i.
kendinde olmama spaciness i.
iki ayrı türe ait canlının özelliklerini kendinde toplayan canlı dimorphic i.
kendinde olmamak be unconscious f.
kendinde olmamak lose consciousness f.
kendinde olmamak feel hazy f.
kendinde olmamak not being fully awake f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak find enough courage (to do something) f.
kendinde değil senseless s.
kendinde var olan inherent s.
kendinde değil unconscious s.
kendinde varlı amacı taşıyan autotelic s.
kendinde kusur bulan self-critical s.
kendinde olmayan unsensible s.
kendinde olmayan unsober s.
kendinde var olan innate s.
yarı kendinde olan semi-conscious s.
kendinde olmayarak unselfconsciously zf.
kendinde olmadan unsoberly zf.
kendinde olarak (eril) himself zm.
Öbek Fiiller
kendinde bir şey yapmanın hakkını bulmak get off f.
kendinde var olmak reside in f.
(bir şey) yapacak gücü, enerjiyi kendinde bulmak feel up to (something) f.
Atasözü
kişi kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır people who live in glass houses shouldn't throw stones
kişi kendinde herhangi bir kusur varken başkalarını aynı kusurla suçlamamalıdır those who live in glass houses shouldn't throw stones
Konuşma Dili
kendinde olmama kingdom come i.
yapabilecek gücü kendinde bulamamak not bring oneself to do something f.
(kendinde) olmamak be not (oneself) f.
kendinde olmamak be out of it f.
kendinde yeterli cesareti bulmak get enough courage up f.
kendinde yeterli cesareti bulmak get enough nerve up f.
kendinde değil far out s.
kendinde değil far gone s.
kendinde değil far gone s.
kendinde değil far gone s.
(kendinde) değil not (oneself) expr.
(kendinde) değil not (oneself) expr.
Deyim
kendinde olmama chemical imbalance i.
kendinde devam edecek azmi/gücü bulma a second wind i.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get enough nerve up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get the courage up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get the guts up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get enough spunk up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get the pluck up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get the spunk up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get enough pluck up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get enough courage up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get the nerve up (to do something) f.
(bir şeyi yapmak için) kendinde yeterli cesareti bulmak get enough guts up (to do something) f.
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak get up a head of steam f.
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak work up a head of steam f.
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi bulmak/toplamak build up a head of steam f.
(aklen) kendinde olmak have all one's marbles f.
kendinde olmak be (as) sober as a judge f.
kendinde bir şeyi yapacak enerjiyi toplamak, yaratmak, bulmak build up/work up a head of steam f.
kendinde yeterli cesareti bulmak get enough nerve up f.
kendinde yeterli cesareti bulmak get the courage up f.
kendinde yeterli cesareti bulmak get the spunk up f.
(aklen) kendinde olmak have got all (one's) marbles f.
kendinde olmamak not feel yourself f.
kendinde olmamak not feel (oneself) f.
kendinde değil knocked out s.
kendinde olmayan a bit out of it s.
kendinde olmayan chemically imbalanced s.
Konuşma
kendinde değil he is not himself expr.
bugün kendinde değil gibisin you don't look like yourself today expr.
Ticaret/Ekonomi
kendinde varolan inherent s.
Medikal
yarı kendinde olan semicomatose s.
Felsefe
kendinde şey thing in itself i.
kendinde değer intrinsic value i.
kendinde şey ding an sich i.
kendinde olmayan nonself s.
Futbol
bonservisi kendinde olan oyuncu free agent i.
Argo
kendinde olmamak goof (off) f.
kendinde değil gorked s.
kendinde değil gorked (out) s.
İngiliz Argosu
kendinde değilsin sen! you have lost the plot! expr.