knowing - Türkçe İngilizce Sözlük

knowing

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

knowing — Definition

Anlamı ve Tanımı:
bilgili, bilinçli
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈnoʊɪŋ/ – BrE /ˈnəʊɪŋ/)
Terim Türü:
Sıfat; İsim
Bilgi sahibi olmayı veya farkındalığı anlatan sözcüktür; bu nedenle knowing, kasıtlı ve bilinçli tutum anlamına gelir. Know fiiliyle bağlantılıdır; modern dilde sıfat ve isim işlevi görür.
Eş Anlamlılar:
aware
Zıt Anlamlılar:
naive

"knowing" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
knowing s. haberdar
Do you know of the existence of any agreements of this kind?
Bu türden herhangi bir anlaşmanın varlığından haberdar mısınız?

More Sentences
knowing s. haberi olan
knowing s. bilgili
knowing s. bilen
Genel
knowing s. çok bilmiş
Save your knowing face to yourself.
Çok bilmiş hallerini kendine sakla.

More Sentences
knowing s. kurnaz
knowing s. haberli
knowing s. bir şeyleri bildiğini ima eden (bakış)
knowing s. şeytan
knowing s. becerikli
knowing s. alim
knowing s. açıkgöz
knowing s. arif
knowing s. akıllı
knowing s. agah
knowing s. bilinçli
knowing s. bilgisi olan
knowing s. aşina
knowing s. bilgiç
knowing s. uyanık
knowing s. çok okumuş
knowing s. kültürlü
knowing s. cin fikirli
knowing s. zeki
knowing s. anlayışlı
knowing s. anlayan
knowing s. şuurlu
Felsefe
knowing i. bilme
Osmanlıca
knowing s. muttali
Eski Kullanım
knowing s. modaya uygun
knowing s. şık

"knowing" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 41 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
without knowing zf. bilmeden
Genel
knowing somebody by sight i. göz aşinalığı
knowing look i. kötü niyetli bir şekilde bakma
knowing someone by sight i. göz aşinalığı
knowing what he/she wants i. ne istediğini bilme
talk without knowing it f. ezbere konuşmak
go through life knowing that people hate him f. insanların ondan (kendisinden) nefret ettiğini bilerek yaşayabilmek
not knowing s. habersiz
all knowing s. herşeyi bilen
all-knowing s. alim
all-knowing s. her şeyi bilen
all-knowing s. bilmiş
self-knowing s. kendini bilen
self-knowing s. özünü bilen
self-knowing s. gücünün farkında olan
self-knowing s. yardımsız öğrenen
self-knowing s. kendiliğinden öğrenen
self-knowing s. tek başına öğrenen
self-knowing s. kendi öğrenen
self-knowing s. kendini tanıyan
self-knowing s. sınırlarını bilen
without knowing zf. ezbere
İfadeler
to my certain knowing expr. iyice biliyorum ki
to my knowing expr. bildiğime göre
Atasözü
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek değil öğrenmemek ayıp
there is no shame in not knowing; the shame lies in not finding out bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp
knowing thyself is the beginning of all wisdom kendini bilmek tüm bilgeliğin başlangıcıdır
Deyim
(there's) no knowing expr. bilemezsin
(there's) no knowing expr. emin olmak imkansız
(there's) no knowing expr. bilmek imkansız
(there's) no knowing expr. kimse bilemez
there is no knowing expr. bilmenin/emin olmanın bir yolu yok
there is no knowing expr. kim bilir
there is no knowing expr. bilinemez
Konuşma
there is no knowing what expr. ne olacağı bilinmez
I take comfort knowing someday everything’s gonna be okay expr. bir gün her şeyin düzeleceğini düşünerek rahatlıyorum
he lies about knowing him expr. onu tanıdığı konusunda yalan söylüyor
knowing my luck expr. ben bu şansla
it's been nice knowing you expr. seni tanımak güzeldi
knowing my luck expr. bende bu şans varken
Modern Argo
agnosiophobia (fear of not knowing) i. bilmeme korkusu