looking - Türkçe İngilizce Sözlük

looking

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

"looking" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 6 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
looking i. bakış
Denmark is also a country in which people have a very special way of looking at aid to developing countries.
Danimarka aynı zamanda gelişmekte olan ülkelere yardım konusunda çok özel bir bakış açısına sahip bir ülkedir.

More Sentences
looking s. (belirtilen şekilde) görünen
This is what must be done to bring that hope into what looks a little like political talk.
Biraz siyasi bir söylem gibi görünen bu konuya umut katmak için yapılması gereken budur.

More Sentences
looking i. bakma
looking i. görünme
looking zf. bakarak
Bilgisayar
looking expr. aranıyor

"looking" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
forward looking i. ileriye bakan
looking disc i. ayna
inward looking personality i. içedönük kişilik
looking attentively i. süzme
looking at i. seyir
looking at i. seyretme
looking glass i. ayna
looking for a job i. iş arama
looking for work i. iş arama
old and battered looking i. eski püskü
forward-looking expectations i. ileriye dönük beklentiler
forward-looking expectations i. ileriye dönük umutlar
forward looking infra-red i. gece görüş cihazı
looking-glass i. ayna
outward-looking personality i. dışadönük kişilik
funny looking i. komik görünümlü
tired-looking eyes i. yorgun bakan gözler
looking up i. iyiye gitme
looking up i. düzelme
a decent-looking girl i. eli yüzü düzgün bir kız
common-looking people i. sıradan görünüşlü insanlar
backward-looking i. geriye bakış
looking glass i. (cam) ayna
looking glass i. yansıtıcı yüzey
looking glass i. ayna olarak kullanılan malzeme
looking glass i. ayna işlevi gören nesne
looking glass i. aynaya benzer nesne
looking for i. bakınarak arama
keep looking at someone every so often f. durup durup bakmak
be looking for an adventure f. macera aramak
by looking at ... f. den yola çıkmak
keep looking f. bakmaya devam etmek
graceful looking s. endamlı
downward looking s. aşağı bakan
saintly looking s. nur gibi
good looking s. yakışıklı
looking young despite his age s. abıhayat içmiş
fine looking s. yakışıklı
forward looking s. ileriyi gören
forward looking s. ileriye dönük
forward looking s. ileri görüşlü
angry-looking s. kızgın görünümlü
big and fierce-looking s. haydut gibi
looking-glass s. karmakarışık
important-looking s. görünüşte etkileyici
grim-looking s. nemrut suratlı
looking-glass s. ters yönde olan
good-looking s. çekici
good-looking s. yakışıklı
good-looking s. güzel
good-looking s. iyi görünümlü
forward-looking s. ileriyi gören
poor-looking s. gösterişsiz
tough-looking s. sert görünümlü
odd-looking s. altı kaval üstü şişhane
over looking s. -e karşı
shabby-looking s. kılıksız
innocent-looking s. masum görünüşlü
shabby-looking s. pejmürde görünüşlü
expensive-looking s. pahalı görünümlü
imposing-looking s. heybetli görünüme sahip
imposing-looking s. heybetli görünen
average looking s. sıradan bir görünüme sahip
average looking s. vasat görünüşlü
young-looking s. genç görünümlü
average looking s. sıradan görünümlü
average looking s. sıradan görünüşlü
young-looking s. genç görünen
nice-looking s. iyi görünümlü
nice-looking s. hoş görünümlü
odd-looking s. tuhaf görünümlü
mature-looking s. olgun görünümlü
forward-looking s. geleceğe bakan
forward-looking s. ileriyi düşünen
forward-looking s. geleceği düşünen
forward-looking s. ileriye bakan
awful-looking s. berbat görünümlü
unusually good-looking s. alışılmışın dışında iyi görünümlü/görünen
honest-looking s. dürüst görünen
angry-looking s. kızgın
angry-looking s. suratsız
angry-looking s. sinirli
stylish-looking s. şık görünümlü
velvety-looking s. kadife gibi yumuşacık görünümlü
frail-looking s. narin görünümlü
rough-looking s. sert görünüşlü
strange-looking s. garip görünümlü
strange-looking s. tuhaf görünümlü
untidy-looking s. dağınık görünen
untidy-looking s. düzensiz görünen
cross-looking s. sinirli sinirli bakan
scary-looking s. korkutucu (görünen)
messy looking s. darmadağınık
messy looking s. dağınık görünümlü
messy looking s. (saçı başı üstü başı) darmadağınık
good looking s. hoş görünen
nice looking s. hoş görünen
nice looking s. hoş gözüken
good looking s. hoş gözüken
dull-looking s. mat görünümlü
backward looking s. şimdiki zaman veya gelecekten ziyade geçmişle ilgili
backward-looking s. şimdiki zaman veya gelecekten ziyade geçmişle ilgili
backward-looking s. geçmişe dayanan
backward looking s. geçmişe dayanan
seedy-looking s. pejmürde
backward-looking s. yeni fikirlere/değişime karşı
backward-looking s. geri kafalı
evil-looking s. şeytani görünümlü
better-looking s. güzel görünümlü
better-looking s. yakışıklı
better-looking s. güzel
queer-looking s. tuhaf görünüşlü
queer-looking s. acayip görünen
metallic-looking s. metale benzeyen
metal-looking s. metal gibi görünen
metallic-looking s. metali andıran
metallic-looking s. metal gibi görünen
metal-looking s. metale benzeyen
metal-looking s. metali andıran
on-looking s. bakan
on-looking s. seyreden
on-looking s. dört gözle bekleyen
ill-looking s. kötü niyetli görünen
ill-looking s. göze hoş görünmeyen
ill-looking s. sağlıksız görünen
ill-looking s. kötü görünümlü
ill-looking s. şeytani görünümlü
old-looking s. eski görünen
old-looking s. eski görünüşlü
fine-looking s. standartlara uyan
fine-looking s. hoş
fine-looking s. güzel görünen
fine-looking s. çekici
fine-looking s. iyi görünümlü
outward-looking s. kendinden öteye bakan
outward-looking s. açık fikirli ve çevresindekilere ulaşan
jolly-looking s. neşeli görünen
jolly-looking s. neşeli görünümlü
forward-looking s. vizyoner
forward-looking s. zamanının ötesinde olan
forward-looking s. çağının ötesinde olan
solid-looking s. iyi görünümlü
solid-looking s. sağlıklı görünen
solid-looking s. kaliteli görünen
solid-looking s. sağlam görünen
austere-looking s. haşin bakışlı
by just looking at it zf. göz kararı
looking ahead zf. geleceğe bakarak
Öbek Fiiller
delicious-looking s. lezzetli görünen
İfadeler
when looking from outside expr. dışarıdan bakınca