bakarak - Türkçe İngilizce Sözlük

bakarak

"bakarak" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 3 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
bakarak looking zf.
bakarak at sight zf.
bakarak ocularly zf.

"bakarak" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Yaygın Kullanım
yukarıdan bakarak, ahlakçı, yobaz, beylik laflar söyleyen sententious s.
Genel
yüze bakarak insanın karakterini keşfetme physiognomy i.
ateşe bakarak kehanetlerde bulunan kimse pyromancer i.
tekerleğe bakarak fal bakma cyclomancy i.
kedilerin hareketlerine bakarak geleceği görme ailuromancy i.
dumana bakarak kehanette bulunma capnomancy i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunoscopia i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunoscopia i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunoscopy i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunoscopy i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma ceraunomancy i.
avuçtaki çizgilere bakarak geleceği tahmin eden falcı cheiromancer i.
avuçtaki çizgilere bakarak geleceği tahmin eden falcı chiromancer i.
gök gürültüsü ve yıldırıma bakarak kehanette bulunma keraunomancy i.
suya bakarak kendi kendini hipnoz etme lecanoscopy i.
yüze bakarak insanın karakterini keşfeden kimse metoposcopist i.
yüze bakarak insanın karakterini keşfetme metoposcopy i.
kişinin fiziksel görünümüne bakarak geleceğini görme schematomancy i.
bakarak okuma sight-reading i.
bakarak okunan materyal sight-reading i.
bakarak okuyabilme sight-reading i.
alevlere bakarak gelecekten haber veren kahin pyromantic i.
alevlere bakarak kehanette bulunma pyromancy i.
yıldıza bakarak niyet tutmak wish on a star f.
fala bakarak haber vermek augur f.
kitaplara bakarak kehanette bulunmak bibliomancy f.
yıldıza bakarak niyet tutmak wish upon a star f.
diğerlerine bakarak öğrenmek learn from watching others f.
sert bakarak korkutmak browbeat f.
-e bakarak hükme varmak go by f.
bakarak çalmak sight-read f.
bakarak söylemek sight-read f.
çarşaflara bakarak kan olup olmadığına bakmak inspect the bedsheets to see if there was any blood f.
kap içindeki suya bakarak kehanette bulunmak scry f.
kimliğe bakarak yaş kontrol etmek card f.
yabani arıları uçuş güzergahlarına bakarak yuvalarına kadar takip etmek line bees f.
yukarı bakarak aramak upseek f.
kem gözle bakarak büyülemek blink [scotland] f.
düz çizgi belirlemek için bir şey boyunca bakarak hedef almak bone f.
sert bakarak korkutmak bounce [uk] f.
yan yan bakarak küçümsemek geck [scotland] f.
dik dik bakarak yıldırmak outstare f.
bir şeyi bakarak okumak sight-read f.
sert bakarak sindirmek frown f.
yüze bakarak karakter analiz eden metoposcopic s.
yüze bakarak karakter analiz eden metoposcopical s.
ön hazırlık olmaksızın o anda bakarak yapılan seet [dialect] s.
üstten bakarak konuşan snuffling s.
sinirli sinirli bakarak scowlingly zf.
sert bakarak scowlingly zf.
yan yan bakarak leeringly zf.
tadına bakarak gustatorially zf.
geçmişe bakarak in retrospect zf.
yan bakarak leeringly zf.
öfkeli bakarak gloweringly zf.
tadına bakarak gustatorily zf.
-e bakarak by zf.
geleceğe bakarak looking ahead zf.
yukarı bakarak upliftingly zf.
dik dik bakarak gloweringly zf.
ters yöne bakarak rightabout zf.
zıt yöne bakarak rightabout zf.
üstü yukarı bakarak right-side up zf.
doğrudan birbirine bakarak opposite zf.
üsten bakarak overhanded zf.
üsten bakarak overhand zf.
tepeden bakarak disdainously [obsolete] zf.
tepeden bakarak disdainishly zf.
arkaya bakarak post zf.
bin yıl öncesinden bakarak premillennially zf.
yüzü öne bakarak side-on zf.
güneybatıya bakarak southwestward zf.
güneybatının batısına bakarak southwest by west zf.
güneye bakarak southwards zf.
güneybatıya bakarak southwestwards zf.
güneybatıya bakarak southwest zf.
güney-güneydoğuya bakarak south-southeast zf.
güneybatıya bakarak south-west zf.
güneybatının güneyine bakarak southwest by south zf.
güneybatıya bakarak sou'west zf.
güney-güneybatıya bakarak south-southwest zf.
güneybatıya bakarak southwesterly zf.
uzaydan bakarak spaceward zf.
birbirine bakarak square zf.
sokağa bakarak streetward zf.
sokağa bakarak streetwards zf.
tepeden bakarak superiorly zf.
yüzü yukarı bakarak supinely zf.
ters ters bakarak frowningly zf.
-e bakarak against ed.
yan bakarak askance N.
Öbek Fiiller
bir şeye bakarak çizmek draw from f.
hukuka veya anlaşma kurallarına bakarak dahil etmek rule in f.
hukuka veya anlaşma kurallarına bakarak hariç tutmak rule in f.
(birine/bir şeye) bakarak öğrenmek learn from (someone or something) f.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) bakarak kontrol etmek match (someone or something) (up) with (someone or something else) f.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) bakarak kontrol etmek match up (someone or something) with (someone or something else) f.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) bakarak kontrol etmek match (someone or something) against (someone or something else) f.
İfadeler
'-e bakarak with an eye on expr.
birine/bir şeye bakarak alongside (of) someone or something expr.
birine/bir şeye bakarak alongside (of) someone or something expr.
Konuşma Dili
(eleştiriyi yapan kişinin kendisine bakarak) adil olmayan bir eleştiri! that's rich! expr.
(eleştiriyi yapan kişinin kendisine bakarak) adil olmayan bir eleştiri that's rich [uk] expr.
Deyim
ağzının içine bakarak dinlemek hang on one's words f.
bugüne bakarak geleceği öngörmeye çalışmak read the runes f.
bakarak olmak keep an eye on f.
bakarak olmak watch over f.
eski istatistiklere/deneyimlere bakarak şansını artırmaya çalışmak play the percentage game f.
(biri) hakkında tepeden bakarak konuşmak pour scorn on (one's) head f.
biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak heap scorn on somebody/something f.
(biri) hakkında tepeden bakarak konuşmak heap scorn on (one's) head f.
biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak pour scorn on somebody/something f.
eski istatistiklere/deneyimlere bakarak karar verip başarı şansını artırmaya çalışmak play the percentages f.
eski istatistiklere/deneyimlere bakarak ilerleyip başarılı olma şansını artırmaya çalışmak play the percentages f.
eski istatistiklere/deneyimlere bakarak hareket edip başarılı olma şansını yükseltmeye çalışmak play the percentages f.
eski istatistiklere/deneyimlere bakarak seçim yapıp başarı şansını artırmaya çalışmak play the percentages f.
(birine/bir şeye) bakarak gözü gönlü açılmak feast your eyes (on somebody/something) f.
(birine/bir şeye) bakarak gözü gönlü açılmak feast one's eyes (upon someone or something) f.
(birine/bir şeye bakarak) gözünü gönlünü doyurmak feast your eyes (on somebody/something) f.
(birine/bir şeye) bakarak gözü gönlü açılmak feast one's eyes (on someone or something) f.
(birine/bir şeye) bakarak gözü gönlü açılmak feast (one's) eyes on (someone or something) f.
birine/bir şeye bakarak gözünü gönlünü doyurmak feast your eyes on something/someone f.
(birine/bir şeye bakarak) gözünü gönlünü doyurmak feast one's eyes (on someone or something) f.
(birine/bir şeye bakarak) gözünü gönlünü doyurmak feast one's eyes (upon someone or something) f.
birine/bir şeye bakarak gözü gönlü açılmak feast your eyes on something/someone f.
(birine/bir şeye bakarak) gözünü gönlünü doyurmak feast (one's) eyes on (someone or something) f.
biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak heap scorn on somebody/something f.
biri/bir şey hakkında tepeden bakarak konuşmak pour scorn on somebody/something f.
bakarak olmak keep an eye out f.
(birine/bir şeye) bakarak olmak keep an eye out for (someone or something) f.
(birine/bir şeye) bakarak olmak keep an eye peeled (for something or someone) f.
birine/bir şeye bakarak olmak keep your eye on somebody/something f.
birine/bir şeye bakarak olmak keep an eye on somebody/something f.
Bilgisayar
(oyun karakteri) hedefe bakarak yana doğru gitmek strafe f.
Telekom
geriye bakarak sıraya sokma look back queuing i.
ileriye bakarak sıraya sokma look ahead queuing i.
Medikal
bebeğin ölü doğup doğmadığını vücudu suya batırıp ciğer genişlemesine bakarak belirleme docimasia i.
bebeğin ölü doğup doğmadığını vücudu suya batırıp ciğer genişlemesine bakarak belirleme docimasy i.
Anatomi
artkafadan bakarak occipitally zf.
Psikoloji
siyah beyaz resimlere bakarak kişinin yarattığı hikayeden kişilik analizi yapılmasına imkan tanıyan bir test tekniği thematic apperception test i.
Kimya
bileşiklerde birtakım elementlerin var olup olmadığını çıkardığı alevin rengine bakarak tespit etme yöntemi flame reaction i.
bileşiklerde birtakım elementlerin var olup olmadığını çıkardığı alevin rengine bakarak tespit etme yöntemi flame test i.
Astroloji
olayların ne zaman gerçekleşeceğini yıldız haritasına bakarak hesaplama direction i.
Tarih
(arma figürü) yüzü karşıya bakarak at gaze zf.
Dini
ölü bir insanın bağırsaklarına bakarak yapılan kehanet biçimi anthropomancy i.
örümceklere bakarak kehanette bulunma arachnomancy i.
sayılara bakarak kehanette bulunma arithmancy i.
sayılara bakarak kehanette bulunma arithomancy i.
sayılara bakarak kehanette bulunma numerology i.
sayılara bakarak kehanette bulunma numeromancy i.