mellow - Türkçe İngilizce Sözlük

mellow

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

mellow — Definition

Anlamı ve Tanımı:
yumuşak, dingin
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈmɛloʊ/ – BrE /ˈmɛləʊ/)
Terim Türü:
Sıfat/Fiil: mellow (mellows – mellowed – mellowing)
Sertliğini yitirmiş, yumuşak ve olgun hâli niteleyen kelimedir. Eski İngilizce melu (“yumuşak”) kökünden günümüze ulaşmaktadır. Müzik, kişilik ve tat anlatılarında sakinleşmiş niteliği ifade etmektedir.
Eş Anlamlılar:
gentle, smooth
Zıt Anlamlılar:
harsh

"mellow" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 48 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
mellow f. olgunlaşmak
Most women mellow as they age.
Çoğu kadın yaşlandıkça olgunlaşır.

More Sentences
mellow f. yumuşatmak
Even the great success of his children didn't mellow her.
Çocuklarının büyük başarısı bile onu yumuşatmadı.

More Sentences
mellow f. güzelleştirmek
The bright colour of the curtains mellows the bedroom.
Perdelerin parlak rengi yatak odasını güzelleştiriyor.

More Sentences
mellow f. rahatlatmak
They all tried to mellow their manager out with compliments.
Hepsi müdürlerini iltifatlarla rahatlatmaya çalıştı.

More Sentences
mellow s. yumuşak
The comfort of the room is optimized through the mellow lights.
Yumuşak ışıklar kullanılarak odanın konforu optimize edilmiştir.

More Sentences
mellow s. cana yakın
His children were happy with Mr. Burton's mellow personality
Çocukları, Bay Burton'ın cana yakın kişiliğinden memnundu.

More Sentences
mellow s. yıllanmış (şarap)
Nellie ordered herself a bottle of mellow fruit wine.
Nellie, kendine bir şişe yıllanmış meyve şarabı sipariş etti.

More Sentences
mellow s. tatlı
Despite her mellow voice, she seemed to be angry.
Tatlı sesine rağmen sinirli görünüyordu.

More Sentences
mellow s. huzur veren
Choir of former prisoners will perform a mellow song Evening Bells.
Eski mahkumlardan oluşan koro, huzur veren veren bir şarkı olan Evening Bells'i seslendirecek.

More Sentences
Argo
mellow s. çakırkeyif
She preferred to go home after feeling a little mellow at the party.
Partide biraz çakırkeyif olduktan sonra eve gitmeyi tercih etti.

More Sentences
mellow s. hoş
Choir of former prisoners will perform a mellow song Evening Bells.
Eski tutuklular korosu "Akşam Çanları" adlı hoş bir şarkıyı icra edecek.

More Sentences
Genel
mellow f. yumuşamak
mellow f. olgunlaştırmak
mellow s. keyifli
mellow s. yumuşaklık
mellow s. tatlı (ses/renk)
mellow s. olgun
mellow s. yumuşak (toprak)
mellow s. sulu
mellow s. yaşla ve tecrübe ile yumuşaklık, nezaket veya iyiliğe erişmiş
mellow s. gençlik döneminin kabalığından veya sertliğinden arınmış
mellow s. kullanılarak zayıflamış veya zamanla madden değilmiş (kimyasal çözelti)
mellow s. ılımlı sonuçlar elde etmek için ılımlı çözüm içeren (süreç)
mellow s. çakırkeyf
mellow s. dingin
Deyim
mellow i. sevgili
Hayvancılık
mellow s. yumuşak, parlak ve esnek postu olan (besi hayvanı)
Tütün
mellow s. geçkin
Dilbilim
mellow s. boğuk
Argo
mellow i. keyif
mellow i. sakinlik
mellow i. sefa
mellow i. huzur
mellow s. sarhoş
mellow s. kafası iyi
mellow s. kafası güzel
mellow s. kafası kıyak
mellow s. kafası dumanlı
mellow s. kafası yüksek
mellow s. uçmuş
mellow s. rahatlamış
mellow s. gevşemiş
mellow s. tasasız
mellow s. rahat
mellow s. rahat ve geniş
mellow s. hafif sarhoş
mellow s. mükemmel
mellow s. albenili

"mellow" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
grow mellow f. olgunlaşmak
grow more mellow f. daha fazla olgunlaşmak
make mellow f. olgunlaştırmak
Konuşma Dili
If it's yellow, let it mellow (If it's brown, flush it down) expr. sadece çiş yaptıysan sifonu çekme, (kaka yaptıysan çek)
Deyim
be mellow f. kafası iyi olmak
Argo
mellow yellow i. psikedelik/halüsinasyon gördüren bir uyuşturucu
mellow yellow i. (yakıp içmek için) kurutulmuş muz kabuğu lifi
mellow yellow i. lsd
be mellow f. kafası çok güzel olmak
be mellow f. kafası güzelleşmek
be mellow f. kafası güzel olmak
mellow out f. rahatlamak
mellow out f. gevşemek
mellow out f. keyiflenmek
mellow out f. sakinleşmek
mellow out f. rahatlatmak
mellow out f. yumuşamak
mellow out f. keyiflendirmek
mellow out f. sakinleştirmek
mellow out f. görüntüsünü sadeleştirmek/yumuşatmak
mellow out f. yumuşatmak
mellow out f. koyuluğunu azaltmak
mellow out f. daha az dikkat çekici hale getirmek
mellow out f. keskinliğini düşürmek
mellow out f. yoğunluğunu azaltmak