| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | plow i. | saban | ||
|
The old farmer still likes to use a plow to loosen the soil. Yaşlı çiftçi, toprağı gevşetmek için hala saban kullanmayı tercih ediyor. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plow f. | sabanla sürmek | ||
|
They plowed nearly 50 acres of land. Yaklaşık 50 dönümlük bir araziyi sabanla sürdüler. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | plow f. | pullukla sürmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | plow i. | büyükayı | ||
|
The plow is easy to spot in the night sky. Büyükayı, gece gökyüzünde kolayca görülebilir. More Sentences |
||||
| Genel | plow i. | pulluk | ||
|
He needed a plow for a depth of 45-75 cm. 45-75 cm derinlikte çalışabilecek bir pulluğa ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Genel | plow f. | tarla sürmek | ||
|
The farmers use water buffalos to plow rice fields. Çiftçiler sabanla pirinç tarlalarını sürmek için su mandalarını kullanırlar. More Sentences |
||||
| Genel | plow f. | sürmek | ||
|
Garden soil ought to be plowed a few weeks before the planting. Bahçe toprağı, ekimden birkaç hafta önce sürülmelidir. More Sentences |
||||
| Genel | plow f. | zar zor ilerlemek | ||
|
We plowed through the thick mud. Çamurda bata çıka ilerledik. More Sentences |
||||
| Genel | plow f. | güçlükle ilerlemek | ||
|
Sophia had to plow through the thick snow at night. Sophia, geceleri yoğun karda güçlükle ilerlemek zorunda kaldı. More Sentences |
||||
| Genel | plow f. | büyükayı | ||
|
The plow is easy to spot in the night sky. Büyükayı, gece gökyüzünde kolayca görülebilir. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | plow i. | pulluk | ||
|
He needed a plow for a depth of 45-75 cm. 45-75 cm derinlikte çalışabilecek bir pulluğa ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Teknik | plow i. | saban | ||
|
The old farmer still likes to use a plow to loosen the soil. Yaşlı çiftçi, toprağı gevşetmek için hala saban kullanmayı tercih ediyor. More Sentences |
||||
| Gökbilim | ||||
| Gökbilim | plow i. | büyükayı | ||
|
The plow is easy to spot in the night sky. Büyükayı, gece gökyüzünde kolayca görülebilir. More Sentences |
||||
| Tarım | ||||
| Tarım | plow i. | saban | ||
|
The old farmer still likes to use a plow to loosen the soil. Yaşlı çiftçi, toprağı gevşetmek için hala saban kullanmayı tercih ediyor. More Sentences |
||||
| Tarım | plow i. | pulluk | ||
|
He needed a plow for a depth of 45-75 cm. 45-75 cm derinlikte çalışabilecek bir pulluğa ihtiyacı vardı. More Sentences |
||||
| Tarım | plow f. | sabanla sürmek | ||
|
They plowed nearly 50 acres of land. Yaklaşık 50 dönümlük bir araziyi sabanla sürdüler. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | plow i. | sınıfta kalma | ||
| Genel | plow i. | kürek | ||
| Genel | plow i. | kar küreme | ||
| Genel | plow i. | sürülmüş arazi | ||
| Genel | plow i. | tarıma elverişli ülke | ||
| Genel | plow f. | çizmek | ||
| Genel | plow f. | sınıfta bırakmak | ||
| Genel | plow f. | yarıp geçmek | ||
| Genel | plow f. | yarmak | ||
| Genel | plow f. | girişmek | ||
| Genel | plow f. | toprak sürmek | ||
| Genel | plow f. | toprağı sürmek | ||
| Genel | plow f. | çift sürmek | ||
| Genel | plow f. | saban ile sürmek | ||
| Genel | plow f. | yüzeyinde oyuk veya yarıklar açmak | ||
| Genel | plow f. | yüzeyini çizgi çizgi yapmak | ||
| Genel | plow f. | (yüzde) derin kırışıklıklar oluşturmak | ||
| Genel | plow f. | hamile bırakmak | ||
| Genel | plow f. | döllemek | ||
| Genel | plow f. | sperm hücrelerini içine sokmak | ||
| Genel | plow f. | tohum ekmek | ||
| Genel | plow f. | telkin etmek | ||
| Genel | plow f. | bir fikri aşılamak | ||
| Genel | plow f. | bereketlendirmek | ||
| Genel | plow f. | verimli hale getirmek | ||
| Genel | plow f. | kafasına sokmak | ||
| Genel | plow f. | (su kütlesini) yarmak | ||
| Genel | plow f. | (su kütlesinin) içinden geçmek | ||
| Genel | plow f. | sabanın toprağı sürmesi gibi hareket etmek | ||
| Genel | plow f. | istikrarla ve gayretle ilerlemek | ||
| Genel | plow f. | yavaş ve zorlukla yürümek | ||
| Genel | plow f. | itici güçle hareket etmek | ||
| Genel | plow f. | itici güçle ilerlemek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | plow i. | kar küreme aygıtı | ||
| Teknik | plow i. | balast yayıcı | ||
| Teknik | plow i. | toprak veya balast taşıyan vagonları boşaltmada kullanılan bir araç | ||
| Teknik | plow i. | yol kenarını kazması veya düzlemesi için aracın yanına takılan makine | ||
| Teknik | plow i. | yiv açmak için kullanılan marangoz rendesi | ||
| Teknik | plow i. | kitabın kenarlarını keserek düzeltmek içi kullanılan bir | ||
| Teknik | plow f. | kar küremek | ||
| Teknik | plow f. | marangoz rendesinde oyuk açmak: (kitap veya kağıt kenarlarını) makine ile düzeltmek | ||
| Teknik | plow f. | (marangoz rendesinde) oyuk açma işlemi yapmak | ||
| İnşaat | ||||
| İnşaat | plow i. | v-sıyırıcı | ||
| Tarım | ||||
| Tarım | plow i. | kar küreme | ||
| Tarım | plow i. | toprak sürme | ||
| Tarım | plow f. | çift sürmek | ||
| Tarım | plow f. | saban sürmek | ||
| Tarım | plow f. | toprağı sabanla sürmek | ||
| Tarım | plow f. | toprağı pullukla sürmek | ||
| Tarım | plow f. | tarlayı pullukla sürmek | ||
| Tarım | plow f. | toprağı saban ile sürmek | ||
| Tarım | plow f. | tarlayı sabanla sürmek | ||
| Tarım | plow f. | ekip biçmek | ||
| Tarım | plow f. | mısır ekip biçmek | ||
| Tarım | plow f. | (tahılı) eşit çimlenmesi için ters çevirmek | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | plow i. | eski ingiltere'nin çeşitli eyaletlerinde kullanılan arazi ölçü birimi | ||
| Eski Kullanım | plow i. | sekiz öküzün bir yılda sürebildiği alan | ||
| Argo | ||||
| Argo | plow f. | sikmek | ||
| İngiliz Argosu | ||||
| İngiliz Argosu | plow f. | sınavda adayı elemek | ||