pounce - Türkçe İngilizce Sözlük

pounce

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

pounce — Definition

Anlamı ve Tanımı:
atak yapmak, ani saldırı
Okunuş (IPA):
(AmE /paʊns/ – BrE /paʊns/)
Terim Türü:
Fiil: pounce (pounces – pounced – pouncing)
Ani ve hızlı bir hamleyle üzerine atlamayı vurgulayan fiildir. Fransızca poncer kökünden gelmiştir. Davranış betimlemeleri, spor anlatıları ve mecazi dilde fırsatı hızla değerlendirmeyi ifade etmek için kullanılır.
Eş Anlamlılar:
leap, spring
Zıt Anlamlılar:
retreat

"pounce" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 52 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pounce i. saldırı
He's laying low, waiting for a new opportunity to pounce.
Gözlerden uzak duruyor ve yeni bir saldırı fırsatı bekliyor.

More Sentences
pounce f. saldırmak
The lion pounced on the gazelle.
Aslan ceylanın üzerine saldırdı.

More Sentences
pounce i. hamle
pounce i. saldırış
pounce i. pençe
pounce i. saldırma
pounce i. atılma
pounce i. pençe (kuş)
pounce i. atılım
pounce i. ponza tozu
pounce i. perdah tozu
pounce i. delikli tasarım
pounce i. delikli örüntü
pounce i. delikli yapı
pounce i. küçük toz kesesi
pounce f. üstüne atılmak
pounce f. üzerine atılıp avlamak
pounce f. dalıvermek
pounce f. toz serperek kurutmak
pounce f. aniden saldırmak
pounce f. atılmak
pounce f. (metal) çekiç ile tersten döverek şekillendirmek
pounce f. (metal) tersten çekiçleyerek süslemek
pounce f. (şapkaya) düz apre uygulamak
pounce f. (şapkaya) düz bitim işlemi uygulamak
pounce f. (bir tasarımı) toz uygulayarak aktarmak
pounce f. (tozu) delikler üzerinden zorlamak
pounce f. (tozu) delik içinden göndermek
pounce f. pençeyle kapmak
pounce f. yakalamak
pounce f. bir şeyi değerlendirmek
pounce f. bir şeyden fayda sağlamak
pounce f. faydalanmak
pounce f. istismar etmek
pounce f. fayda sağlamak
pounce f. nemalanmak
pounce f. yararlanmak
pounce f. aniden saldırmak
pounce f. aniden eleştiri yağmuruna tutmak
pounce f. yok yere kusur bulmak
pounce f. atak yapmak
pounce N. ani saldırı
Teknik
pounce i. ince mangal kömürü lozu
Askeri
pounce i. hedefe kilitlenme pozisyonundayım anlamına gelen bir kod
İskambil
pounce i. oyuncu sayısı 3 ila 12 arasında değişen bir kart oyunu
Resim
pounce i. kömür tozuyla resim yapmak için kullanılan küçük bir kumaş torba
Eski Kullanım
pounce f. deliklerle süslemek
pounce f. delerek süslemek
pounce f. serpmek
pounce f. saçmak
pounce f. (kağıt veya parşömen) tozlamak
pounce f. (kağıt veya parşömen) tozlayarak kurutmak

"pounce" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 59 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
pounce [dialect] i. itme
pounce [dialect] i. vurma
pounce box i. delikli kapağı olan ponza tozu kutusu
pounce [dialect] i. dürtükleme
pounce [dialect] i. dürtme
pounce on f. -in üzerine atılmak
pounce on f. birden üstüne atılmak
pounce upon f. birden üstüne atılmak
pounce at f. birden üstüne atılmak
pounce [obsolete] f. iğnelemek
pounce [obsolete] f. sivri uçlu aletle delmek
pounce [obsolete] f. dövme yapmak
Öbek Fiiller
pounce at f. fırsattan istifade etmek
pounce on (something) f. bir fırsatı/şansı değerlendirmek
pounce on (something) f. (bir şeyden) yararlanmak
pounce on f. '-e sözlü saldırıda bulunmak
pounce on f. fırsatı/şansı değerlendirmek
pounce on f. '-i haşlamak
pounce on (someone) f. (birini) haşlamak
pounce on (someone) f. (birinin) üstüne gitmek
pounce on f. üstüne atlamak
pounce on (something) f. (bir şeyin) üstüne atlamak
pounce on (someone) f. (birine) sözlü saldırıda bulunmak
pounce on (someone) f. (birini) azarlamak
pounce on (someone) f. (birine) fırça atmak
pounce on f. '-in üstüne gitmek
pounce on f. '-e fırça atmak
pounce on (something) f. bir fırsattan istifade etmek
pounce on (someone) f. (birini) paylamak
pounce at f. -in üstüne atlamak
pounce on f. '-i havada kapmak
pounce on (something) f. (bir şeyi) havada kapmak
pounce on (someone) f. (birini) eleştirmek
pounce on f. fırsattan istifade etmek
pounce at f. '-i havada kapmak
pounce on f. '-i azarlamak
pounce at f. fırsatı/şansı değerlendirmek
pounce on f. -i eleştirmek
pounce at f. '-den yararlanmak
pounce on f. '-i paylamak
pounce on f. '-den yararlanmak
pounce on (someone) f. (birini) eleştirmek
pounce on (something) f. (fırsatı/şansı) değerlendirmek
pounce on (someone) f. (birine) sözlü saldırıda bulunmak
pounce on (someone) f. (birini) haşlamak
pounce on (someone) f. (birine) fırça atmak
pounce on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üstüne atlamak
pounce on (someone) f. (birinin) üstüne gitmek
pounce on (something) f. (bir şeyi) havada kapmak
pounce on (something) f. (fırsattan) istifade etmek
pounce on (someone) f. (birini) paylamak
pounce on (someone or something) f. (birinin/bir şeyin) üzerine atılmak
Deyim
pounce at the death [uk] f. son dakikada sayı yapıp beraberliği yakalamak
pounce at the death [uk] f. son dakika golü atıp eşitliği sağlamak
pounce at the death [uk] f. son anda gol atıp eşitliği sağlamak
Sanayi
pounce paper i. şapkaların bitim işlemlerinde kullanılan bir zımpara kağıdı
pounce paper i. kalıp kağıdı
Spor
pounce at the death [uk] f. son anda beraberliği getirecek golü atmak
Resim
pounce bag i. kömür tozuyla resim yapmak için kullanılan küçük bir kumaş torba