leap - Türkçe İngilizce Sözlük

leap

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

leap — Definition

Anlamı ve Tanımı:
sıçrama, ani ilerleme
Okunuş (IPA):
(AmE /liːp/ – BrE /liːp/)
Terim Türü:
İsim: leap (leaps); Fiil: leap (leaps – leapt/leaped – leaping)
Fiziksel olarak sıçramayı ya da ani ve büyük bir ilerlemeyi tanımlar. Eski İngilizcedeki hlēapan fiilinden evrilmiştir. Güncel kullanımda leap, teknoloji ve düşünce alanlarında hızlı ve niteliksel değişimleri betimlemek için sıkça kullanılır.
Eş Anlamlılar:
jump, surge
Zıt Anlamlılar:
crawl, stagnation

"leap" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 63 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
leap i. sıçrayış
He crossed the river in a single leap.
Nehri tek bir sıçrayışta geçti.

More Sentences
leap i. sıçrama
This is, therefore, a qualitative leap that requires changes in our policies and radical new approaches.
Dolayısıyla bu, politikalarımızda değişiklikler ve radikal yeni yaklaşımlar gerektiren niteliksel bir sıçramadır.

More Sentences
leap i. atılım
The setting up of the International Criminal Court is of course a quantum leap in the struggle for human rights.
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurulması elbette insan hakları mücadelesinde muazzam bir atılımdır.

More Sentences
leap f. atlamak
Tom leapt off his horse.
Tom atından atladı.

More Sentences
leap f. sıçramak
The dog leapt and caught the disk in midair.
Köpek sıçradı ve diski havada yakaladı.

More Sentences
leap f. sıçratmak
Genel
leap f. fırlamak
Tony leapt out from behind a tree and scared me.
Tony bir ağacın arkasından fırlayarak beni korkuttu.

More Sentences
leap f. hoplamak
She leaped for joy.
O, sevinçten hopladı.

More Sentences
leap f. den/dan atlamak
He leapt over the gate when no one was looking.
Kimse bakmıyorken kapıdan atladı.

More Sentences
leap f. atlayıp geçmek
She leapt the creek and followed the trail.
Dereden atlayıp geçerek patikayı takip etti.

More Sentences
leap f. yükselmek
The city's population leapt to 4 million.
Şehrin nüfusu 4 milyona yükseldi.

More Sentences
leap f. (kalp) yerinden oynamak
Her heart leaps every time she sees him.
Onu her gördüğünde kalbi yerinden oynuyor.

More Sentences
Teknik
leap f. sıçramak
The dog leapt and caught the disk in midair.
Köpek sıçradı ve diski havada yakaladı.

More Sentences
Genel
leap i. sekme
leap i. atlanılan yer
leap i. fırlayış
leap i. atlanılan uzaklık
leap i. atlayış
leap i. atlama
leap i. zıplama
leap i. hamle
leap i. atlama mesafesi
leap i. sıçrama mesafesi
leap i. üzerinden atlanılan yer
leap i. fırlama
leap i. yükselme
leap i. ani yükseliş
leap i. ani artış
leap i. şelalede balıkların sıçrayabileceği kısım
leap i. nehrin aniden seviyesinin azalması
leap i. ani geçiş
leap i. ani değişiklik
leap i. çiftleşme
leap i. bir saniyeden uzun süren melodik hareket
leap i. dev atılım
leap i. kayda değer yükseliş
leap f. zıplamak
leap f. sekmek
leap f. fırlatmak
leap f. üzerinden atlamak
leap f. atılmak
leap f. (acele sonuca) varmak
leap f. aşmak
leap f. geçmek
leap f. zıplatmak
leap f. hoplatmak
leap f. atlatmak
leap f. (at) dişi ata binmek
leap f. (erkek hayvan) (dişi hayvan ile) çiftleşmek
leap f. (bir işe, etkinliğe) büyük bir istekle girişmek
leap f. hoplayıp zıplayarak dans etmek
leap f. havaya sıçramak
leap f. kalbi çarpmak
leap f. aniden geçmek
leap f. aniden ve hızla artmak
leap f. çiftleşmek
leap f. üstünden/içinden atlamak
leap f. çıkıvermek
leap f. (miktar, oran) tırmanmak
leap f. hop etmek
leap N. ani ilerleme
Irregular Verb
leap f. leaped/leapt - leaped/leapt
Coğrafya
leap i. irlanda'da yerleşim yeri

"leap" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
leap in the dark i. tehlikeli girişim
leap year i. artık sene
leap day i. artıkgün
leap year i. artıkyıl
leap in the dark i. sonu belirsiz iş
quantum leap i. önemli bir atılım
leap year i. ekliyıl
leap year i. artık yıl
leap year i. dört yılda bir gelen ve 366 gün olan yıl
leap-year day i. artıkgün
leap-frog i. oyuncuların diğer oyunculardan daha yükseğe zıplamaya çalışıtıkları bir tür çocuk oyunu
leap day i. artık gün
leap day i. 29 şubat
leap of faith i. inanılan bir şeyden vazgeçip ona zıt başka bir şeye inanabilme
leap of faith i. inanç sıçraması
big leap i. büyük sıçrama
leap year i. sene-i kebise
leap [dialect] [uk] i. anız sepeti
leap [dialect] [uk] i. balık tuzağı
leap [dialect] [uk] i. balık ağı
leap-frog i. birdirbir (oyunu)
leap something over something f. atlatmak
leap at f. havada kapmak
leap to the eye f. göze çarpmak
leap out f. dışarı fırlamak
leap out f. göze çarpmak
leap up f. sıçramak
leap up f. fırlamak
leap over f. üzerinden atlamak
leap at f. atlamak
leap over f. yüksekten atlamak
leap for joy f. sevinçten havalara uçmak
leap off f. yüksekten atlamak
leap in action f. meydana atılmak
leap out of the bed f. yataktan kalkmak
leap forward f. ileri doğru zıplamak
leap down from the stage f. (zıplayarak) sahneden aşağıya inmek
leap out of a window f. pencereden atlamak
leap (at) f. üstüne atlamak
leap (at) f. paldır küldür yapmak
Öbek Fiiller
leap at f. zıplamak
leap at f. sıçramak
leap forward f. ileri doğru sıçramak
leap forward f. ilerlemek
leap forward f. büyük aşama kaydetmek
leap forward f. atılım yapmak
leap forward f. sıçrama yapmak
leap forward f. ileri atılmak
leap forward f. öne doğru sıçramak
leap in f. -e atılmak
leap in f. müdahil olmak
leap in f. aradan girmek
leap in f. -e atlamak
leap in f. devam eden bir şeye dahil olmak
leap in f. -e zıplamak
leap in f. sonradan dahil olmak
leap from (something) to (something) f. (bir şeyden bir şeye) atlamak
leap down f. aşağı zıplamak/hoplamak
leap down f. zıplayıp/hoplayıp inmek
leap at someone or something f. birinin/bir şeyin üstüne atlamak
leap down f. aşağı atlamak
leap from (something) to (something) f. (bir şeyden) aşağı (bir şeye) atlamak
leap at someone or something f. birini/bir şeyi havada kapmak
leap down f. atlayıp inmek
leap from (something) to (something) f. (bir şeyden aşağıdaki bir şeye) hoplamak/atlamak
leap from (something) to (something) f. (bir şeyden bir şeye) zıplamak/hoplamak
leap at someone or something f. birinin/bir şeyin üstüne zıplamak
leap over f. den/dan atlamak
İfadeler
one small step for a man one giant leap for mankind expr. benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım
that's one small step for man one giant leap for mankind expr. benim için küçük ama insanlık için büyük bir adım
Atasözü
look before you leap bin düşün bir söyle
look before you leap iki ölç bir biç
look before you leap yapmadan önce iyice düşün!
Konuşma Dili
leap in the dark i. riskli girişim
leap in the dark i. tehlikeli iş
a leap in the dark i. sonucundan emin olunmayan girişim
a leap in the dark i. riskli girişim
a leap in the dark i. tehlikeli hamle
leap out f. pat diye önüne çıkmak
leap out f. birden ortaya çıkmak
leap out f. birden önüne çıkmak
a leap in the dark expr. karanlıkta atılan adım
Deyim
a leap in the dark i. körü körüne atılma
a quantum leap i. büyük bir gelişme
a quantum leap i. çok önemli bir gelişme
leap up f. yerinden fırlamak
leap up f. hareketlenmek
leap at f. hazır olmak
leap at f. üzerine atlamak
leap at f. havada kapmak
leap at f. atlamak
leap up f. coşmak
leap up f. oturduğu yerden sıçramak
leap up f. üzerinde sıçramak
leap up f. üstüne sıçramak
leap out of one's skin f. aklı başından gitmek
leap for joy f. sevinçten zıplamak
leap at the opportunity to do something f. sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek
leap at the opportunity to do something f. fırsata balıklama atlamak
leap at the chance to do something f. sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek
leap at the chance to do something f. fırsata balıklama atlamak
leap to conclusions f. anlamadan yargıda bulunmak
leap to conclusions f. alelacele fikir beyan etmek
leap to conclusions f. anlamadan hüküm vermek
leap to conclusions f. yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak
leap at the opportunity f. fırsata balıklama atlamak
leap at the chance f. fırsata balıklama atlamak
leap to mind f. (birdenbire) hatırlamak
leap to mind f. bir anda akla gelmek
take the leap f. şansını denemek
take a leap of faith f. (bir düşünceyi benimsemek için) gözünü karartmak
leap off the deep end f. kafayı yemek
leap off the deep end f. balatayı sıyırmak
leap to (one's) defense f. (birini) savunmak üzere atılmak
leap off the deep end f. keçileri kaçırmak
leap off the deep end f. önünü arkasını düşünmeden bir işe atılmak
leap off the deep end f. çıldırmak
leap to (one's) defense f. (birisinin) avukatlığını yapmak
leap off the deep end f. kafayı üşütmek
leap off the deep end f. deliye dönmek
leap to (one's) defense f. araya girip (birini) savunmak
leap off the deep end f. ye herrü ya merrü diye başlamak
leap off the deep end f. karmaşık/zor bir işe bodoslama girmek/dalmak
leap off the deep end f. karmaşık/zor bir işe hemen dalmak
leap off the deep end f. deliye dönmek
leap off the deep end f. karmaşık/zor bir işin altına düşünmeden girmek
leap off the deep end f. çıldırmak
leap off the deep end f. öfkelenmek
leap off the deep end f. çılgına dönmek
leap off the deep end f. karmaşık/zor bir işe tek başına atlamak
leap off the deep end f. kan beynine sıçramak
leap off the deep end f. sinirleri zıplamak
leap off the deep end f. aklını kaçırmak
leap off the deep end f. şalteri/sigortası atmak
leap off the deep end f. kendini/aklını kaybetmek
leap to (one's) feet f. ayağa fırlamak
leap to (one's) feet f. ayağa zıplamak
leap to (one's) feet f. ayaklarının üstüne fırlamak
leap to (one's) feet f. bir anda ayağa kalkmak
leap on the bandwagon f. çıkar için kazananın yanında yer almak
leap on the bandwagon f. iyi gün dostu olmak
leap on the bandwagon f. galip geleceği anlaşılan tarafa katılmak
leap to (someone's) mind f. (birinin) aklına gelmek
leap clear (of something) f. sıçrayıp/atlayıp (bir şeyin önünden) çekilmek
leap clear (of something) f. sekip/zıplayıp (bir şeyin önünden) çekilmek
make a leap of faith f. (bir düşünceyi benimsemek için) gözünü karartmak
Konuşma
look before you leap expr. iyi düşün sonra giriş
Ticaret/Ekonomi
sales leap i. satış fırlaması
leap in the dark i. tehlikeli iş
leap year i. artık yıl