jump - Türkçe İngilizce Sözlük

jump

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

jump — Definition

Anlamı ve Tanımı:
zıplamak, sıçrama
Okunuş (IPA):
(AmE /dʒʌmp/ – BrE /dʒʌmp/)
Terim Türü:
İsim; Fiil
Bir yerden ani ve güçlü biçimde yukarı veya ileri hareket etmeyi anlatan sözcüktür; bu nedenle jump, fiziksel enerji kadar ani değişim fikrini de kapsar. Germen kökenli yapı, modern dilde mecazî genişliğe sahiptir.
Eş Anlamlılar:
leap
Zıt Anlamlılar:
fall

"jump" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 148 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
jump i. atlama
Take a closer look after the jump.
Atlamadan sonra daha yakından bakın.

More Sentences
jump f. sıçramak
My cat jumped up hearing the doorbell.
Kedim, kapı zilini duyunca sıçradı.

More Sentences
jump f. zıplamak
I jumped around the house like a little kid.
Küçük bir çocuk gibi evin içinde zıpladım.

More Sentences
jump f. atlamak
She jumped over the puddle carefully.
Su birikintisinin üzerinden dikkatlice atladı.

More Sentences
Genel
jump i. atlayış
She feels afraid to make a paragliding jump.
Yamaç paraşütüyle atlayış yapmaktan korkuyor.

More Sentences
jump i. sıçrama
This year saw a big jump in tax rates.
Bu yıl vergi oranlarında büyük bir sıçrama yaşandı.

More Sentences
jump i. sıçrayış
His jumps were the best on the team.
Takımdaki en iyi sıçrayışlar onunkilerdi.

More Sentences
jump i. artış
This company has seen a 40% jump in share prices as a result of the events of 11 September and thereafter.
Bu şirket, 11 Eylül ve sonrasında yaşanan olayların bir sonucu olarak hisse fiyatlarında %40'lık bir artış görmüştür.

More Sentences
jump f. sıçratmak
A loud noise made him jump.
Yüksek bir ses onu sıçrattı.

More Sentences
jump f. üzerinden atlamak
The thief jumped over the fence and got away.
Hırsız, çitin üzerinden atlayıp kaçtı.

More Sentences
jump f. fırlamak
She jumped to her feet and left.
Ayağa fırladı ve gitti.

More Sentences
jump f. zıplatmak
John made Mary jump.
John, Mary'yi zıplattı.

More Sentences
jump f. atlatmak
John made Mary jump.
John Mary'yi atlattı.

More Sentences
jump f. ilişkiye girmek
His only mistake is that he has jumped with many women without thinking.
Tek hatası hiç düşünmeden birçok kadınla ilişkiye girmiş olmasıdır.

More Sentences
jump f. atlamak
She jumped over the puddle carefully.
Su birikintisinin üzerinden dikkatlice atladı.

More Sentences
jump f. kaçmak
She jumped out of the frying pan into the fire.
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu.

More Sentences
jump f. girmek
I immediately wanted to jump in and try it.
Hemen içeri girip denemek istedim.

More Sentences
jump f. üstüne atlamak
You boys want to jump me again; now's your chance.
Tekrar üstüme atlamak istiyorsanız, işte size fırsat.

More Sentences
jump f. (harfleri, sayıları) geçmek
He kept jumping from one workplace to another.
Bir iş yerinden diğerine geçip durdu.

More Sentences
jump f. geçmek
Fadil jumped into action.
Fadıl harekete geçti.

More Sentences
jump f. (çok) yükselmek
His income jumped up to € 10.000 a month.
Geliri ayda 10 bin avroya kadar yükseldi.

More Sentences
jump f. dışarı fırlamak
Giselle jumped out of the bus after a long trip.
Giselle, uzun bir yolculuktan sonra kendini otobüsten dışarı fırladı.

More Sentences
jump f. sonuca varmak
The discussion jumped to a conclusion.
Tartışma hemen bir sonuca vardı.

More Sentences
jump f. akü takviyesiyle çalıştırmak
He had to jump-start his car, so he was a little late.
Arabasını akü takviyesiyle çalıştırması gerektiği için biraz geç kaldı.

More Sentences
jump f. gelişme
The discovery is a big jump for the scientist.
Bu keşif, bilim insanları için önemli bir gelişmedir.

More Sentences
jump f. engel
The racehorse had trouble with some jumps.
Yarış atı, bazı engelleri atlarken sıkıntı yaşadı.

More Sentences
Teknik
jump f. sıçramak
My cat jumped up hearing the doorbell.
Kedim, kapı zilini duyunca sıçradı.

More Sentences
Telekom
jump f. atlamak
She jumped over the puddle carefully.
Su birikintisinin üzerinden dikkatlice atladı.

More Sentences
Spor
jump i. atlama
Take a closer look after the jump.
Atlamadan sonra daha yakından bakın.

More Sentences
jump i. engel
The racehorse had trouble with some jumps.
Yarış atı, bazı engelleri atlarken sıkıntı yaşadı.

More Sentences
Sinema
jump f. titremek
Due to battery failure, my electric toothbrush is jumping.
Pil arazası nedeniyle elektrikli diş fırçam titriyor.

More Sentences
Argo
jump f. birine saldırmak
The cops caught the thieves while jumping tourists.
Polisler, hırsızları turistlere saldırırken yakaladı.

More Sentences
Genel
jump i. zıplama
jump i. geri tepme
jump i. atılış
jump i. ani yükselme (parayla ilgili bir miktarda)
jump i. fırlama
jump i. hoplama
jump i. fırlayış
jump i. yükselme
jump i. kademe
jump i. zıplayarak kat edilen mesafe
jump i. sıçrama mesafesi
jump i. zıplama yeri
jump i. zıplama alanı
jump i. etkileyici terfi
jump i. adım
jump i. basamak
jump i. seviye
jump i. kısa yolculuk
jump i. atlayıcı
jump i. masa oyununda rakibin taşını alma
jump f. fırlatmak
jump f. eğlenceli olmak
jump f. fırlamak (fiyat)
jump f. hoplamak
jump f. zonklamak
jump f. sevişmek
jump f. ürkmek
jump f. kışkırtmak
jump f. birdenbire yükselmek
jump f. (uçaktan) paraşütle atlamak
jump f. tüymek
jump f. terfi ettirmek
jump f. (masa oyunlarında) boş bir noktaya atlamak
jump f. boş bırakmak
jump f. bir sütun veya sayfadan bir diğerine atlamak
jump f. (görüntü) kaymak
jump f. çakışmak
jump f. kabul etmek
jump f. uymak
jump f. uyum sağlamak
jump f. müdahale etmek
jump f. karışmak
jump f. şevkle katılmak
jump f. bir anda saldırmak
jump f. şiddetle eleştirmek
jump f. şiddetle kınamak
jump f. sallanmak
jump f. bir şeyden kaçmak
jump f. bir yerden hızla ayrılmak
jump f. yolunu değiştirmek
jump f. alelacele karar vermek
jump f. apar topar karara varmak
jump f. ani ve sert tepki vermek
jump f. aniden sözlü saldırıda bulunmak
jump f. birden terfi etmek
jump f. aniden yerinden olmak
jump f. hizalamak için yerini değiştirmek
jump f. yasa dışı bir şekilde el koymak
jump f. usulsüzce işgal etmek
jump f. (harfleri, sayıları) atlamak
jump f. yükselmek
Konuşma Dili
jump i. avantaj
jump i. üstünlük
jump i. enerji
jump i. canlılık
jump f. kopmak (çok iyi olmak)
Hukuk
jump f. sözleşmeyi ihlal ederek işi bırakmak
jump f. işgal etmek
jump f. başkalarının hakkını ihlal ederek ele geçirmek
Teknik
jump i. seyyar kablo
jump f. delici ile delmek
jump f. matkapla delmek
Bilgisayar
jump i. sıçra
jump i. video oyunundaki karakteri zıplatmak için kullanılan tuş
jump f. bir programdan diğerine atlamak
jump expr. atla
Tekstil
jump i. erkeklerin kullandığı bol bir ceket türü
jump i. 18. yüzyılda kadınların kullandığı korse
İnşaat
jump i. tuğla veya taş parçasındaki ani kesinti
Otomotiv
jump f. düz kontak yapmak
jump f. takviye aküyle çalıştırmak
Trafik
jump f. (kırmızı ışıkta) geçmek
jump f. trafik ışıkları yeşil olmadan hareket etmek
Havacılık
jump i. paraşütle uçaktan atlama
Medikal
jump i. kore
jump i. deliriyum tremens
Matematik
jump i. kesinti
Jeoloji
jump i. kırık
jump i. yeryüzünün kayması
Spor
jump i. zıplamalı spor
jump i. atlamalı müsabaka
Satranç
jump i. üstünden atlayarak rakibin taşını alma
jump f. masa oyununda üstünden atlayarak rakibin piyonunu almak
jump f. üstünden atlayarak rakibin taşını yemek
İskambil
jump f. (briçte) aşırı pey yapmak
Müzik
jump i. hızlı tempolu caz müzik
Sinema
jump i. görüntü kayması
jump f. kesilmiş bölümleri olmak
jump f. titreşmek
Argo
jump i. ev yapımı içki
jump i. huzursuzluktan yerinde duramama
jump i. gerginlik
jump f. sevişmek
jump f. kıpır kıpır olmak
jump f. hareketli olmak
jump f. telaşlanmak
jump f. apar topar ayrılmak
jump f. kaytarmak
jump f. (bir kurumdan) tüymek
jump f. aniden ayrılmak
jump f. birden saldırmak
jump f. birden üstüne atlamak
jump f. seks yapmak
jump f. yatağa atmak
jump f. birinin üstüne atlamak/saldırmak
jump f. birine atlamak

"jump" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
water jump i. su bendi
making somebody jump i. atlatma
triple jump i. üç adım atlama
hydraulic jump i. hidrolik gergi
making someone jump i. atlatma/zıplatma
jump suit i. tulum
ski jump i. kayakçının yaptığı sıçrama
ski jump i. kayakçının yaptığı atlama
long jump i. uzun atlama
jump up and down i. başlama noktası
ski jump i. atlama tepesi
the triple jump i. üç adım atlama
high jump i. yüksek atlama
hydraulic jump i. su atlayışı
bungee jump i. bungee jumping
jump-start i. aküsü bitmiş motorun aküsünden başka bir motorun aküsüne tel bağlayarak aracı çalıştırma
jump cut i. (film) atlama
jump instruction i. atlama komutu
long jump tray i. uzun atlama tepsisi
jump-start i. hızlı başlatma
jump-start i. hızlı başlangıç
jump start i. hızlı başlangıç
jump start i. hızlı başlatma
chinese jump rope i. çin usulü ip atlama oynu
jump-rope i. ip atlama
jump rope i. ip atlama oyunu
jump rope i. ip atlama
jump rope i. ip atlama oyunu
jump ball i. sonucunu tahmin etmesi zor yarışma
jump [obsolete] i. cüret
jump [obsolete] i. risk
jump rope i. iki yanında tutma yerleri olan atlama ipi
jump [obsolete] i. tehlike
jump [obsolete] i. girişim
jump rope i. atlama ipi
jump-off i. başlangıç
hop, step, and jump i. kısa mesafe
double jump i. aynı pulla art arda iki hamle yaparak rakibin iki pulunu yeme
jump one's bail f. kefalet altındayken duruşmaya gelmemek
jump up and down f. hoplamak
jump off f. yüksekten atlamak
jump for joy f. çok sevinmek
jump out of the frying pan into the fire f. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
jump on f. saldırmak
jump at f. atlamak
jump the track f. tren hattan çıkmak
jump at the opportunity f. açıkgözlük etmek
make jump f. atlatmak
jump to one's feet f. ayağa fırlamak
jump to it f. elini çabuk tutmak
jump the gun f. aceleci davranmak
jump at f. fırsattan hemen faydalanmaya bakmak
jump rope f. ip atlamak
jump a train f. trene atlamak
jump at something f. balıklama dalmak
jump the gun f. başlanması gereken zamandan önce başlamak
jump at something f. dünden razı olmak
cause to jump f. sıçratmak
jump on someone f. birine çıkışmak
jump out of f. bir yerden dışarı atlamak
jump through hoops f. çok sayıda engelle karşılaşmak
jump the queue f. hakkı yokken sırada bekleyenlerin önüne geçmek
jump the gun f. çok erken başlamak
jump at a conclusion f. acele hüküm vermek
jump the queue f. kaynak yapmak
jump around f. hoplayıp zıplamak
jump for joy f. göbek atmak
jump through hoops f. karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek
jump the track f. tren raydan çıkmak
jump the queue f. kuyruktakilerin önüne geçmek
jump on someone f. birini terslemek
jump over f. yüksekten atlamak
jump a hurdle f. engelden atlamak
jump from one thing to the other f. daldan dala konmak
jump over f. üstünden atlamak
jump on f. çıkışmak
jump up and down f. hoplayıp zıplamak
jump at something f. balıklama atlamak
jump for joy f. zevkten dört köşe olmak
jump for joy f. zil takıp oynamak
jump for joy f. zilsiz oynamak
jump for joy f. aşırı sevinmek
jump for joy f. sevinçten havalara uçmak
jump at a chance f. şans yakalamak
jump aboard the train f. trene atlamak
jump on the train f. trene atlamak
jump off a cliff f. uçurumdan atlamak
be for the high jump f. azar işitmek
be for the high jump f. zılgıtı yemek
wait to see which way the cat will jump f. yaş tahtaya basmamak
jump over f. -den atlamak
pole-jump f. sırıkla atlamak
jump at f. hemen kabul etmek
jump at f. can atmak
jump into the sea f. denize atlamak
jump over f. bir şeyin üzerinden atlamak
jump to the floor f. yere atlamak
jump out of an airplane with a parachute f. bir uçaktan paraşütle atlamak
jump-start f. aküsü bitmiş aracın motorunu takviye kablosuyla ya da vurdurmak suretiyle çalıştırmak
jump forward f. ileri doğru zıplamak
jump in the middle of the discussion f. tartışmanın ortasına dalmak
jump with enthusiasm f. coşkuyla zıplamak
jump with enthusiasm f. coşkuyla hoplayıp zıplamak
jump up high f. yükseğe zıplamak
jump-start f. hızlı başlamak
jump start f. hızlı başlatmak
jump-start f. hızlı başlatmak
jump out of a moving car f. hareket halindeki bir arabadan atlamak
jump back f. geriye doğru zıplamak
jump back f. geriye atlamak
jump into the pool f. havuza atlamak
jump the fence f. çitten atlamak
jump a red light f. kırmızı ışıkta geçmek
jump into the water f. suya atlamak
jump out of a window f. pencereden atlamak
jump out of the plane f. uçaktan atlamak
jump on the trampoline f. trambolinde zıplamak
jump on the trampoline f. trambolin üzerinde zıplamak
jump out of a plane f. uçaktan atlamak
jump off the deep end f. havuzun boyunu geçen derinlikteki yerine atlamak/girmek
jump off the deep end f. havuzun zeminine ayak basamayacak derinlikteki yerine atlamak/girmek
jump off the deep end f. havuzun derin tarafına atlamak/girmek
jump from topic to topic f. konudan konuya atlamak
jump (off) f. girişmek
jump (off) f. başlamak
jump-start f. (bir şeye) yeni enerji vermek
jump off f. atlamaya kalkışmak
jump-start f. şenlendirmek
jump-start f. yenilenmiş enerji katmak
jump off f. atlamaya başlamak
jump-start f. canlandırmak
jump-start f. canlılık kazandırmak
jump up f. aniden ayağa kalkmak
jump up f. birden kalkmak
queue-jump f. sıraya kaynak yapmak
queue-jump f. haksız bir şekilde avantaj elde etmek
pig-jump f. (at) dört ayakla zıplamak
jump [obsolete] s. kesin
jump [obsolete] s. uyumlu
jump [obsolete] s. kusursuz
jump [obsolete] s. uygun
jump [obsolete] zf. tam zamanında
jump [obsolete] zf. yerinde
jump! ünl. hop
Öbek Fiiller
jump on f. üzerine binmek
jump at f. düşünmeden kabul etmek
jump at f. balıklama atlamak
jump around f. oradan oraya zıplamak
jump at someone f. birinin üzerine atlamak
jump across f. karşıya atlamak