jump - Turkish English Dictionary
History

jump

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "jump" in Turkish English Dictionary : 141 result(s)

English Turkish
Common Usage
jump v. sıçramak
jump v. zıplamak
jump v. atlamak
jump n. atlama
General
jump v. fırlamak
jump v. sevişmek
jump v. üzerinden atlamak
jump v. ilişkiye girmek
jump v. sıçratmak
jump v. eğlenceli olmak
jump v. fırlamak (fiyat)
jump v. zıplatmak
jump v. kışkırtmak
jump v. ürkmek
jump v. atlatmak
jump v. hoplamak
jump v. fırlatmak
jump v. zonklamak
jump v. atlamak
jump v. birdenbire yükselmek
jump v. (uçaktan) paraşütle atlamak
jump v. kaçmak
jump v. tüymek
jump v. terfi ettirmek
jump v. (masa oyunlarında) boş bir noktaya atlamak
jump v. boş bırakmak
jump v. bir sütun veya sayfadan bir diğerine atlamak
jump v. (görüntü) kaymak
jump v. çakışmak
jump v. kabul etmek
jump v. uymak
jump v. uyum sağlamak
jump v. müdahale etmek
jump v. karışmak
jump v. şevkle katılmak
jump v. girmek
jump v. üstüne atlamak
jump v. bir anda saldırmak
jump v. şiddetle eleştirmek
jump v. şiddetle kınamak
jump v. sallanmak
jump v. bir şeyden kaçmak
jump v. bir yerden hızla ayrılmak
jump v. yolunu değiştirmek
jump v. başlamak
jump v. girişmek
jump v. alelacele karar vermek
jump v. apar topar karara varmak
jump v. ani ve sert tepki vermek
jump v. aniden sözlü saldırıda bulunmak
jump v. birden terfi etmek
jump v. aniden yerinden olmak
jump v. hizalamak için yerini değiştirmek
jump v. yasa dışı bir şekilde el koymak
jump v. usulsüzce işgal etmek
jump v. (harfleri, sayıları) geçmek
jump v. (harfleri, sayıları) atlamak
jump n. zıplama
jump n. atılış
jump n. ani yükselme (parayla ilgili bir miktarda)
jump n. hoplama
jump n. fırlama
jump n. sıçrayış
jump n. artış
jump n. sıçrama
jump n. atlayış
jump n. geri tepme
jump n. fırlayış
jump n. yükselme
jump n. kademe
jump n. zıplayarak kat edilen mesafe
jump n. sıçrama mesafesi
jump n. zıplama yeri
jump n. zıplama alanı
jump n. etkileyici terfi
jump n. adım
jump n. basamak
jump n. seviye
jump n. kısa yolculuk
jump n. atlayıcı
jump n. masa oyununda rakibin taşını alma
Colloquial
jump n. avantaj
jump n. üstünlük
jump n. enerji
jump n. canlılık
Law
jump v. sözleşmeyi ihlal ederek işi bırakmak
jump v. işgal etmek
jump v. başkalarının hakkını ihlal ederek ele geçirmek
Technical
jump v. sıçramak
jump v. delici ile delmek
jump v. matkapla delmek
jump n. seyyar kablo
Computer
jump v. bir programdan diğerine atlamak
jump n. sıçra
jump n. video oyunundaki karakteri zıplatmak için kullanılan tuş
jump expr. atla
Telecom
jump v. atlamak
Textile
jump n. erkeklerin kullandığı bol bir ceket türü
jump n. 18. yüzyılda kadınların kullandığı korse
Construction
jump n. tuğla veya taş parçasındaki ani kesinti
Automotive
jump v. düz kontak yapmak
jump v. takviye aküyle çalıştırmak
Traffic
jump v. (kırmızı ışıkta) geçmek
jump v. trafik ışıkları yeşil olmadan hareket etmek
Aeronautic
jump n. paraşütle uçaktan atlama
Medical
jump n. kore
jump n. deliriyum tremens
Math
jump n. kesinti
Geology
jump n. kırık
jump n. yeryüzünün kayması
Sport
jump n. atlama
jump n. engel
jump n. zıplamalı spor
jump n. atlamalı müsabaka
Chess
jump v. masa oyununda üstünden atlayarak rakibin piyonunu almak
jump v. üstünden atlayarak rakibin taşını yemek
jump n. üstünden atlayarak rakibin taşını alma
Card
jump v. (briçte) aşırı pey yapmak
Music
jump n. hızlı tempolu caz müzik
Cinema
jump v. kesilmiş bölümleri olmak
jump v. titreşmek
jump v. titremek
jump n. görüntü kayması
Slang
jump v. sevişmek
jump v. kıpır kıpır olmak
jump v. hareketli olmak
jump v. telaşlanmak
jump v. apar topar ayrılmak
jump v. kaytarmak
jump v. (bir kurumdan) tüymek
jump v. aniden ayrılmak
jump v. birden saldırmak
jump v. birden üstüne atlamak
jump v. seks yapmak
jump v. yatağa atmak
jump v. birine saldırmak
jump v. birinin üstüne atlamak/saldırmak
jump v. birine atlamak
jump n. ev yapımı içki
jump n. huzursuzluktan yerinde duramama
jump n. gerginlik

Meanings of "jump" with other terms in English Turkish Dictionary : 500 result(s)

English Turkish
General
jump around v. hoplayıp zıplamak
jump the gun v. başlanması gereken zamandan önce başlamak
jump at a conclusion v. acele hüküm vermek
jump a hurdle v. engelden atlamak
jump a train v. trene atlamak
jump the queue v. kaynak yapmak
jump the gun v. çok erken başlamak
jump to one's feet v. ayağa fırlamak
jump off v. yüksekten atlamak
jump through hoops v. karşılaşılan tüm engellerin üstesinden gelmek
jump out of the frying pan into the fire v. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
jump on someone v. birine çıkışmak
cause to jump v. sıçratmak
jump at v. atlamak
jump at v. fırsattan hemen faydalanmaya bakmak
jump up and down v. hoplayıp zıplamak
jump the queue v. hakkı yokken sırada bekleyenlerin önüne geçmek
jump at the opportunity v. açıkgözlük etmek
jump one's bail v. kefalet altındayken duruşmaya gelmemek
jump rope v. ip atlamak
jump the track v. tren raydan çıkmak
jump up and down v. hoplamak
make jump v. atlatmak
jump to it v. elini çabuk tutmak
jump for joy v. çok sevinmek
jump the track v. tren hattan çıkmak
jump at something v. balıklama dalmak
jump at something v. dünden razı olmak
jump on v. saldırmak
jump on someone v. birini terslemek
jump on v. çıkışmak
jump over v. üstünden atlamak
jump through hoops v. çok sayıda engelle karşılaşmak
jump out of v. bir yerden dışarı atlamak
jump for joy v. göbek atmak
jump the queue v. kuyruktakilerin önüne geçmek
jump from one thing to the other v. daldan dala konmak
jump over v. yüksekten atlamak
jump the gun v. aceleci davranmak
jump at something v. balıklama atlamak
jump for joy v. zilsiz oynamak
jump for joy v. zil takıp oynamak
jump for joy v. zevkten dört köşe olmak
jump for joy v. zekten dört köşe olmak
jump for joy v. aşırı sevinmek
jump at a chance v. şans yakalamak
jump aboard the train v. trene atlamak
jump on the train v. trene atlamak
jump off a cliff v. uçurumdan atlamak
be for the high jump v. azar işitmek
be for the high jump v. zılgıtı yemek
wait to see which way the cat will jump v. yaş tahtaya basmamak
jump over v. -den atlamak
pole-jump v. sırıkla atlamak
jump at v. hemen kabul etmek
jump at v. can atmak
jump into the sea v. denize atlamak
jump over v. bir şeyin üzerinden atlamak
jump to the floor v. yere atlamak
jump out of an airplane with a parachute v. bir uçaktan paraşütle atlamak
jump-start v. aküsü bitmiş aracın motorunu takviye kablosuyla ya da vurdurmak suretiyle çalıştırmak
jump forward v. ileri doğru zıplamak
jump in the middle of the discussion v. tartışmanın ortasına dalmak
jump with enthusiasm v. coşkuyla hoplayıp zıplamak
jump with enthusiasm v. coşkuyla zıplamak
jump up high v. yükseğe zıplamak
jump-start v. hızlı başlamak
jump-start v. hızlı başlatmak
jump start v. hızlı başlatmak
jump out of a moving car v. hareket halindeki bir arabadan atlamak
jump back v. geriye doğru zıplamak
jump back v. geriye atlamak
jump into the pool v. havuza atlamak
jump the fence v. çitten atlamak
jump a red light v. kırmızı ışıkta geçmek
jump into the water v. suya atlamak
jump out of a window v. pencereden atlamak
jump out of the plane v. uçaktan atlamak
jump on the trampoline v. trambolin üzerinde zıplamak
jump on the trampoline v. trambolinde zıplamak
jump out of a plane v. uçaktan atlamak
jump off the deep end v. havuzun derin tarafına atlamak/girmek
jump off the deep end v. havuzun boyunu geçen derinlikteki yerine atlamak/girmek
jump off the deep end v. havuzun zeminine ayak basamayacak derinlikteki yerine atlamak/girmek
jump from topic to topic v. konudan konuya atlamak
jump-off v. atlamaya başlamak
jump-off v. atlamaya kalkışmak
jump-start v. (bir şeye) yeni enerji vermek
jump-start v. yenilenmiş enerji katmak
jump-start v. canlandırmak
jump-start v. şenlendirmek
jump-start v. canlılık kazandırmak
water jump n. su bendi
ski jump n. atlama tepesi
hydraulic jump n. hidrolik gergi
high jump n. yüksek atlama
making somebody jump n. atlatma
triple jump n. üç adım atlama
the triple jump n. üç adım atlama
the high jump n. yüksek atlama
ski jump n. kayakçının yaptığı atlama
jump up and down n. başlama noktası
making someone jump n. atlatma/zıplatma
ski jump n. kayakçının yaptığı sıçrama
long jump n. uzun atlama
jump suit n. tulum
hydraulic jump n. su atlayışı
bungee jump n. bungee jumping
jump-start n. aküsü bitmiş motorun aküsünden başka bir motorun aküsüne tel bağlayarak aracı çalıştırma
jump cut n. (film) atlama
jump instruction n. atlama komutu
long jump tray n. uzun atlama tepsisi
jump start n. hızlı başlatma
jump start n. hızlı başlangıç
jump-start n. hızlı başlangıç
jump-start n. hızlı başlatma
chinese jump rope n. çin usulü ip atlama oynu
jump-rope n. ip atlama
jump rope n. ip atlama oyunu
jump rope n. ip atlama
jump [obsolete] n. risk
jump [obsolete] n. tehlike
jump [obsolote] n. girişim
jump [obsolote] n. cüret
jump ball n. sonucunu tahmin etmesi zor yarışma
jump rope n. atlama ipi
jump rope n. ip atlama oyunu
jump rope n. iki yanında tutma yerleri olan atlama ipi
jump-off n. başlangıç
jump [obsolote] adj. kesin
jump [obsolote] adj. uyumlu
jump [obsolote] adj. uygun
jump [obsolote] adj. kusursuz
jump [obsolote] adv. tam zamanında
jump [obsolote] adv. yerinde
jump! interj. hop
Phrasals
jump at v. havada kapmak
jump at v. seve seve kabul etmek
jump up v. atlamak
jump at someone v. birinin üzerine atlamak
jump out of v. bir şeyin dışına çıkmak
jump at v. balıklama atlamak
jump at v. düşünmeden kabul etmek
jump across v. karşısına atlamak
jump around v. oradan oraya zıplamak
jump across v. karşıya atlamak
jump onto v. sıçramak
jump out of something v. -den zıplamak
jump out at v. üstüne zıplamak
jump up v. zıplamak
jump in v. 'nın içine zıplamak
jump on v. üzerine binmek
jump from v. -den zıplamak
jump down v. aşağı atlamak
jump down something v. bir şeyin içinden aşağı atlamak
jump down something v. bir şey aracılığıyla aşağı atlamak
jump down something v. bir şeyden/yerden aşağı atlamak
jump for (something) v. istemsizce sıçramak
jump for (something) v. istemsizce yerinden sıçramak
jump for (something) v. can havliyle sıçramak
jump for (something) v. olumsuz bir etken yüzünden sıçramak
jump for (something) v. refleksle sıçramak
jump for (something) v. acıdan, korkudan sıçramak
jump for (something) v. havalara uçmak
jump for (something) v. pozitif enerji dolmak
jump for (something) v. çok sevinmek
jump for (something) v. havalara zıplamak
jump for (something) v. mutluluktan/sevinçten havalara uçmak
jump on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) önce davranmak
jump on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) erken davranmak
jump on (someone or something) v. (birinden/bir şeyden) erken başlatmak
jump on (someone) v. (birini) gafil avlamak
jump on (someone) v. (birini) savunmasız yakalamak
jump on (someone) v. (birini) korunmasız/savunmasız yakalamak
jump on (someone) v. (birini) zayıf anında yakalamak
jump on (someone) v. (birini) enselemek
jump on (someone) v. (birini) sert biçimde eleştirmek
jump on (someone) v. (birini) acımasızca eleştirmek
jump on (someone) v. (birine) çıkışmak
jump on (someone) v. (birini) paylamak
jump on (someone) v. (birine) fırça çekmek
jump on someone or something v. birine/bir şeye saldırmak
jump on someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne atılmak
jump on someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne atlamak/zıplamak
jump on someone or something v. birinin/bir şeyin üstüne/üstünde hoplamak
jump on someone or something v. birinin/bir şeyin üstünde zıplamak
jump on v. üstüne atlamak
jump on v. hızlıca girişmek
jump on v. hemen başlamak
jump on v. hemen dahil olmak
jump on v. üstüne atılmak
jump on v. üstüne atlamak/zıplamak
jump on v. üstünde zıplamak
jump on v. üstüne/üstünde hoplamak
jump on v. hemen/acilen dalmak
jump on v. paylamak
jump on v. fırça çekmek
jump on v. sözlü saldırıda bulunmak
jump in v. -in içine atlamak
jump in v. -in içine dalmak
jump in v. -e girişmek
jump in v. -e hevesle dalmak
jump in v. -in içine tereddütsüz/korkusuzca atlamak
jump in v. -in içine paldır küldür dalmak
jump in v. -in içine paldır küldür atlamak
jump in v. -in içine alelacele dalmak/atlamak
jump in v. -in içine düşünmeden dalmak
jump in v. devam eden bir şeye dahil olmak
jump in v. aradan girmek
jump in v. müdahil olmak
jump up to (something) v. (bir şeye) atlamak
jump up to (something) v. (bir şeyin) üstüne sıçramak
jump up to (something) v. (bir şeyin) üstüne zıplamak
jump about v. bir yerden bir yere zıplamak
jump about v. çılgınca oradan oraya dolanmak
jump about v. huzursuzca gezinmek
jump about v. odağı oradan oraya çevirmek
jump around v. odağı oradan oraya çevirmek
jump in v. (araca) çabucak girmek
jump in v. sohbete katılmak
jump in v. konuşmaya dalmak
jump off v. çabucak yola koyulmak
jump off v. hemen başlamak
jump on v. (birisine) çok kızmak
jump on v. topa tutmak
jump on v. bağırıp çağırmak
jump on v. vakit kaybetmeden fırsatı değerlendirmek
jump out v. çok dikkat çekici olmak
jump across something v. bir şeyin üstünden zıplamak
jump across something v. bir şeyin üstünden atlamak
jump (down) (from something) v. (bir şeyden aşağı) atlamak
Colloquial
jump in the car v. arabaya atlamak
be for the high jump v. azar yemek
jump someone v. birisine saldırmak
jump down one's throat v. boğazını sıkmak
jump down one's throat v. boğazına sarılmak
be for the high jump v. cezalandırmak üzere olmak
be for the high jump v. paylanmak
be for the high jump v. papara yemek
be for the high jump v. zılgıt yemek
jump out the plane v. uçaktan atlamak
jump off v. başlamak
a roll jack rice couldn't jump over [old-fashioned] [australia] n. çuval dolusu para
a roll jack rice couldn't jump over [old-fashioned] [australia] n. tonla para
a roll jack rice couldn't jump over [old-fashioned] [australia] n. bir dünya para
big jump n. büyük bir adım
big jump n. büyük bir sıçrama
big jump n. büyük bir değişiklik
jump rope n. ip atlama
go jump in the lake! expr. defol git ve beni rahatsız etme!
take a running jump expr. defol git
take a running jump expr. git başımdan
take a running jump expr. yok ol
Idioms
jump a claim v. başkasının toprağına girip üzerinde hak iddia etmek
jump one's bail v. kefaletle serbest kalmış durumdayken şartlara uymayıp firar etmek
jump the gun v. başlama sinyalini beklemeden yarışa başlamak
jump the gun v. vaktinden önce harekete geçmek
stay one jump ahead v. hep bir adım önde/önünde olmak
stay one jump ahead v. hep bir adım ileride/ilerisinde olmak
stay one jump ahead v. hep bir basamak üstte/üstünde olmak
stay one jump ahead v. avantajlı durumunu korumak
stay one jump ahead v. üstteki/öndeki pozisyonunu/konumunu korumak
stay one jump ahead v. trafiğe yakalanmamak/kalmamak
stay one jump ahead v. (birine) yakalanmamak
be one jump ahead v. hep bir adım önde/önünde olmak
be one jump ahead v. hep bir adım ileride/ilerisinde olmak
be one jump ahead v. hep bir basamak üstte/üstünde olmak
be one jump ahead v. avantajlı durumunu korumak
be one jump ahead v. üstteki/öndeki pozisyonunu/konumunu korumak
be one jump ahead v. trafiğe yakalanmamak/kalmamak
be one jump ahead v. (birine) yakalanmamak
be/stay one jump a head (of somebody/something) v. (hep) bir adım önünde/ilerisinde olmak
be/stay one jump a head (of somebody/something) v. (hep) bir basamak üstünde olmak
be/stay one jump a head (of somebody/something) v. avantajlı durumda olmak
be/stay one jump a head (of somebody/something) v. avantajlı durumunu korumak
jump the gun v. acele etmek
jump at the opportunity v. açıkgözlük etmek
be for the high jump v. ağır cezaya uğramak
be for the high jump v. ağır şekilde azarlanmaya uğramak
be for the high jump v. ağzının payını almak
nearly jump out of one's skin v. aklı başından gitmek
almost jump out of one's skin v. aklı başından gitmek
jump out of one's skin v. aklı başından gitmek
jump to conclusions v. alelacele fikir beyan etmek
jump to conclusions v. anlamadan hüküm vermek
jump to conclusions v. anlamadan yargıda bulunmak
jump to it v. aşırı isteklilik göstermek
jump on someone v. birini eleştirmek
jump in at the deep end v. bir şeye hazırlık yapmadan başlamak
jump on somebody v. birini azarlamak
jump to a conclusion v. bilmeden/yeterince düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak
jump in at the deep end v. balıklama atlamak
jump on someone v. birini azarlamak
get the jump on one v. birinden önce davranmak
get the jump on one v. birinin önüne atlamak
jump down someone's throat v. birine veryansın etmek
jump off the deep end over someone v. birine abayı yakmak
jump in feet first v. bir işe balıklama dalmak
jump to a conclusion v. balıklama dalmak
jump the gun v. başlanması gereken zamandan önce başlamak
jump down someone's throat v. birini haşlamak
jump off the deep end over someone v. birine tutulmak
jump on somebody v. birini eleştirmek
jump down someone's throat v. birini eleştirmek
jump to it v. balıklama dalmak
go/jump through hoops v. badireler atlatmak
jump all over somebody v. birini eleştirmek
be for the high jump v. başı belaya girmek
jump down someone's throat v. birini azarlamak
jump all over someone v. birini azarlamak
jump in with both feet v. bir işe balıklama dalmak
go/jump through hoops v. badirelerden geçmek
jump all over somebody v. birini haşlamak
jump all over somebody v. birini azarlamak
jump all over someone v. birini eleştirmek
jump on somebody v. birini haşlamak
jump all over someone v. birini haşlamak
jump on someone v. birini haşlamak
jump the gun v. çok aceleci olmak
jump to a conclusion v. düşünmeden girmek
jump on the bandwagon v. çoğunluğun görüşüne uymak
jump on the bandwagon v. çoğunluğa katılmak
be for the high jump v. canına okunmak
jump in with both feet v. dört elle sarılmak
jump ship v. görevi terk etmek
jump the gun v. erken/hatalı çıkış yapmak
have the jump on v. erken davranmak
be for the high jump v. gününü görmek
jump at the chance to do something v. fırsata balıklama atlamak
jump over the broomstick v. evlenmek
jump the gun v. herkesten önce hamle yapmak
jump at the opportunity v. fırsata balıklama atlamak
jump ship v. görevi bırakmak
get the jump on v. erken davranmak
jump at the opportunity to do something v. fırsata balıklama atlamak
jump ship v. gemiyi haber vermeden terketmek
jump at the chance v. fırsata balıklama atlamak
jump off the deep end v. gözü kapalı girişmek
jump ship v. işi bırakmak
jump on the bandwagon v. iyi olan tarafa katılmak
nearly jump out of one's skin v. ödü patlamak
almost jump out of one's skin v. ödü kopmak
jump on the bandwagon v. modaya uymak
nearly jump out of one's skin v. ödü kopmak
jump the queue v. kuyruğa kaynak yapmak
jump through hoops v. kul köle olmak
jump out of one's skin v. korkuyla yerinden sıçramak
wait for the cat to jump v. olayların gelişimine göre temkinli hareket etmek
jump through hoops v. meşakkatlere katlanmak
jump into the fray v. kavgaya katılmak/karışmak
jump off the deep end v. küplere binmek
almost jump out of one's skin v. ödü patlamak
jump off the deep end v. kendini fena halde kaptırmak
jump through a hoop v. kul köle olmak
jump at the opportunity to do something v. sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek
jump clear of something v. son anda atlamak/zıplamak/çekilmek
jump for joy v. sevinçten zıplamak
jump at the chance to do something v. sunulan fırsatı hiç düşünmeden kabul etmek
jump the track v. rayından çıkmak
jump on the bandwagon v. sürüye uymak
jump into the fray v. tartışmaya katılmak
be for the high jump v. topun ağzında olmak
jump out of the frying-pan into the fire v. yağmurdan kaçıp doluya tutulmak
jump to it v. üzerine atlamak
get a/the jump on somebody v. (rakibine karşı) avantajlı olmak
jump out of the frying pan in the fire v. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
jump out of the frying pan into the fire v. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
jump from the frying pan into the fire v. yağmurdan kaçıp doluya tutulmak
get the jump on somebody v. (birinden) önce/erken davranmak
jump the gun v. (başlanması gereken zamandan) önce harekete geçmek
jump out of the frying pan and into the fire v. yağmurdan kaçarken doluya tutulmak
almost jump out of one's skin v. yüreği ağzına gelmek
jump down one's throat v. üstüne yürümek
jump down someone's throat v. veryansın etmek
get a jump on somebody v. (birinden) önce/erken davranmak
jump to conclusions v. yeterince bilmeden/düşünmeden hemen bir sonuca/karara varmak
nearly jump out of one's skin v. yüreği ağzına gelmek
jump clear of something v. (kamyon/otobüsün) bir şeyin önünden çekilmek
jump up and down v. hop oturup hop kalkmak
jump up and down v. heyecandan/sinirden yerinde duramamak
jump up and down v. hop oturup hop kalkmak
jump up and down v. heyecandan/sinirden/mutluluktan yerinde duramamak
jump off the deep end v. deliye dönmek
jump off the deep end v. aklını kaçırmak, aklını kaybetmek
jump off the deep end v. çıldırmak
jump off the deep end v. cinnet getirmek/geçirmek
jump off the deep end v. aklını oynatmak
jump off the deep end v. çılgına dönmek
jump off the deep end v. şalteri/sigortası atmak
jump off the deep end v. abayı yakmak
jump off the deep end v. kendini bir şeyin içinde bulmak
jump off the deep end v. hazırlıksızken bir anda aşık olmak
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) avantajlı konuma getirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini birine karşı) üstün bir konuma getirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birine başka birine karşı) avantaj/üstünlük kazandırmak
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) bir adım öne geçirmek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birine başka biri ile ilgili) koz vermek
give (one) a jump on (someone or something) v. (birini birine) yakalatmak
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) avantajlı konuma getirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini birine karşı) üstün bir konuma getirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birine başka birine karşı) avantaj/üstünlük kazandırmak
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini başka birine karşı) bir adım öne geçirmek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birine başka biri ile ilgili) koz vermek
give (one) the jump on (someone or something) v. (birini birine) yakalatmak
jump the traces v. (at) koşum kayışından kurtulmak
jump the traces v. kuralları çiğnemek
jump the traces v. asi bir hareket sergilemek
jump in with both feet v. -in içine dalmak
jump in with both feet v. -e girişmek
jump in with both feet v. -e hevesle dalmak
jump in with both feet v. -in içine tereddütsüz/korkusuzca atlamak
jump into the ring v. -in içine dalmak
jump into the ring v. -e girişmek
jump into the ring v. -e hevesle dalmak
jump into the ring v. -in içine tereddütsüz/korkusuzca atlamak
jump in (one's) skin v. irkilmek
jump in (one's) skin v. ürkmek
jump in (one's) skin v. yerinden sıçramak
jump in (one's) skin v. korkmak
jump rope v. durmadan ip atlamak
jump rope v. ip atlama egzersizi yapmak
jump rope v. ip atlama oyunu oynamak
be one jump ahead v. önüne geçmek
be one jump ahead v. (birini) geride bırakmak
be one jump a head (of somebody/something) v. (birinin ya da bir şeyin) önüne geçmek
be one jump a head (of somebody/something) v. (birini ya da bir şeyi) geride bırakmak
be one jump a head (of somebody/something) v. (birini) geçmek
stay one jump a head (of somebody/something) v. (birinin ya da bir şeyin) önüne geçmek
stay one jump a head (of somebody/something) v. (birini ya da bir şeyi) geride bırakmak
stay one jump a head (of somebody/something) v. (birini) geçmek
stay one jump ahead v. (birine) karşı avantajını korumak
stay one jump ahead v. (birinin) önünde olmayı sürdürmek
jump through the hoop v. sıkı bir denetleme/kovuşturma geçirmek
jump through the hoop v. titiz/sıkı bir incelemeden geçmek
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeye girişmek
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeyin içine dalmak
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeye gözü kapalı girişmek
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeye başlamaya cesaret etmek
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeye hazırlıksız/bodoslama dalmak
jump off the deep end v. karmaşık, yabancı, yoğun bir şeye düşünmeden dalmak
jump the besom v. yeni evlendiği eşiyle süpürgenin üzerinden atlamak
jump the besom v. süpürgenin üzerinden atlamak
jump the besom v. evlenmek
jump the besom v. evliliğe adım atmak
jump the rails v. raydan çıkmak
jump the rails v. tren kontrolden çıkmak
jump the rails v. çok farklı yönlere gitmek
jump the rails v. çok farklı yönlere sapmak
jump the rails v. şaşırtıcı bir şekilde odağını değiştirmek
jump the rails v. bambaşka bir yere gitmek
jump the rails v. konudan sapıp çok farklı bir yere gitmek
jump the rails v. konunun dışına çıkıp umulmadık bir yere varmak
jump the rails [us] v. bir anda değişmek
jump the rails [us] v. bir anda değişip başka bir şeye dönüşmek
jump the rails [us] v. bir anda yolundan sapmak
jump the rails [us] v. bir anda başka bir yöne gitmek
jump the rails (or track) v. raydan çıkmak
jump the rails (or track) v. tren kontrolden çıkmak
jump the rails (or track) v. yolundan sapmak
jump the shark v. tv programcılığında dikkat çekmek/izleyiciyi tutmak için hileye, şaşırtıcı/akıl almaz bir şeye baş vurmak
jump the shark v. tv programcılığında dikkat çekmek/izleyiciyi tutmak için hileye, şaşırtıcı/akıl almaz bir şeye yer vermek
jump the shark v. kötüye gitmek
jump the shark v. tepetaklak olmak
jump the shark [us] v. kalitesi düşen bir tv programına olan ilgiyi kaybetmemek için araya saçma sapan şeyler sokmak
keep one jump ahead v. bir adım önde olmak
keep one jump ahead v. bir adım ileride olmak
keep one jump ahead v. avantajlı durumda/konumda olmak
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. çuval dolusu para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. tonla para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. dünya kadar para
a pile jack rice couldn't jump over [old-fashioned] n. para içinde yüzmek
a quantum jump n. büyük bir gelişme
a quantum jump n. çok önemli bir gelişme
a pile jack rice couldn't jump over n. bir yığın para
a pile jack rice couldn't jump over n. bir ton para
a pile jack rice couldn't jump over n. çuval çuval para
a pile jack rice couldn't jump over n. dünya kadar para
a pile jack rice couldn't jump over n. yığınla para
a pile jack rice couldn't jump over n. balya balya para
a roll Jack rice couldn't jump over n. bir yığın para
a roll Jack rice couldn't jump over n. bir ton para
a roll Jack rice couldn't jump over n. çuval çuval para
a roll Jack rice couldn't jump over n. dünya kadar para
a roll Jack rice couldn't jump over n. yığınla para
a roll Jack rice couldn't jump over n. balya balya para
jump on someone n. birine karşı avantajlı bir durum
jump on someone n. birine karşı üstün bir konum
jump on someone n. birinden bir adım önde olma
jump on someone n. birine karşı koz
that cat won't jump expr. hayatta olmaz
that cat won't jump expr. hayatta inanmam
that cat won't jump expr. olmaz o iş
that cat won't jump expr. bunu yemezler
that cat won't jump expr. hayatta olmaz
that cat won't jump expr. hayatta inanmam
that cat won't jump expr. olmaz o iş
that cat won't jump expr. bunu yemezler
one jump ahead (of someone) expr. bir adım önünde
a hop, skip, and a jump expr. birkaç adım mesafe/mesafede
one jump ahead (of someone or something) expr. bir adım ötesinde