| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Genel | ||||
| Genel | reek f. | kokmak | ||
|
As for the report, it reeks of hypocrisy, and that is why we voted against it. Rapora gelince, ikiyüzlülük kokuyor ve bu yüzden karşı oy kullandık. More Sentences |
||||
| Genel | reek f. | leş gibi kokmak | ||
|
My old car reeked due to the mould formed on the back seats. Eski arabam arka koltukların küflenmesinden ötürü leş gibi kokuyordu. More Sentences |
||||
| Genel | reek i. | kötü koku | ||
| Genel | reek i. | fena koku | ||
| Genel | reek i. | tütme | ||
| Genel | reek i. | pis koku | ||
| Genel | reek f. | duman çıkarmak | ||
| Genel | reek f. | pis kokmak | ||
| Genel | reek f. | kötü kokmak | ||
| Genel | reek f. | kokutmak | ||
| Genel | reek f. | buhar çıkarmak | ||
| Genel | reek f. | tütmek | ||
| Genel | reek f. | koku sinmek | ||
| Genel | reek f. | (ter, kan vb.) bulanmış olmak | ||
| Genel | reek f. | (bir özelliği) baskın olarak üzerinde taşımak | ||
| Genel | reek f. | (bir şeyin) istilasına uğramak | ||
| Genel | reek f. | tütsülemek | ||
| Genel | reek f. | yaymak | ||
| Genel | reek f. | (zararlı bir fikri) yaymaya çalışmak | ||
| Genel | reek f. | keskin koku yaymak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | reek i. | buhar | ||
| Teknik | reek i. | duman | ||
| Teknik | reek f. | çıkarmak (buhar/duman gibi) | ||