| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | salute f. | selamlamak | ||
|
The soldiers saluted their commanding officer when he entered the room. Askerler, odaya giren birlik komutanlarını selamladılar. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | salute f. | selam vermek | ||
|
Tom gave a Vulcan salute. Tom, Vulkan selamı verdi. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | salute i. | selam | ||
|
The right fist salute subsequently spread among leftists and anti-fascists across Europe. Sağ yumruk selamı daha sonra Avrupa çapında solcular ve anti-faşistler arasında yayıldı. More Sentences |
||||
| Genel | salute f. | selamlamak | ||
|
The soldiers saluted their commanding officer when he entered the room. Askerler, odaya giren birlik komutanlarını selamladılar. More Sentences |
||||
| Genel | salute f. | selam vermek | ||
|
Tom gave a Vulcan salute. Tom, Vulkan selamı verdi. More Sentences |
||||
| Genel | salute f. | övgüyle söz etmek | ||
|
His fans salute him as a saviour of the basketball team. Okurlar yaratıcı çalışmalarından dolayı başarılı yazardan övgüyle söz ediyor. More Sentences |
||||
| Genel | salute i. | selam durma | ||
| Genel | salute i. | selamlama | ||
| Genel | salute i. | selam verme | ||
| Genel | salute i. | iyi niyet gösterisi | ||
| Genel | salute i. | övgü merasimi | ||
| Genel | salute i. | saygı göstergesi | ||
| Genel | salute f. | saygıyla selamlamak | ||
| Genel | salute f. | selam durmak | ||
| Genel | salute f. | esenlemek | ||
| Genel | salute f. | görünmek | ||
| Genel | salute f. | belirmek | ||
| Genel | salute f. | ortaya çıkmak | ||
| Genel | salute f. | dile gelmek | ||
| Genel | salute f. | görünür olmak | ||
| Genel | salute f. | kendini göstermek | ||
| Genel | salute f. | saygı göstermek | ||
| Genel | salute f. | nazik davranmak | ||
| Genel | salute f. | iyi niyet göstermek | ||
| Genel | salute f. | eskrimde rakibe resmi selamlama yapmak | ||
| Genel | salute f. | yüksek takdir göstermek | ||
| Genel | salute f. | methetmek | ||
| Genel | salute f. | sitayiş etmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | salute i. | eski bir fransız altın sikkesi | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | salute i. | maytap | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | salute i. | selamlama | ||
| Askeri | salute i. | askeri onur nişanesi | ||
| Askeri | salute f. | askeri törenle onurlandırmak | ||
| Askeri | salute f. | merasimle onurlandırmak | ||
| Askeri | salute f. | saygı duruşu ile selamlamak | ||
| Askeri | salute f. | selam durmak | ||
| Askeri | salute f. | hazırolda durmak | ||
| Spor | ||||
| Spor | salute i. | karşılaşma öncesi eskrimcilerin resmi selamlaşmaları | ||
| Müzik | ||||
| Müzik | salute f. | dörder çiftten oluşan grupların yaptığı dansta partnerin önünde eğilmek | ||
| Müzik | salute f. | dansta partneri eğilerek selamlamak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | salute f. | unvanıyla seslenmek | ||
| Eski Kullanım | salute f. | unvan ile selamlamak | ||