sanki... - Türkçe İngilizce Sözlük

sanki...

"sanki..." teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
sanki... as if... bağ.

"sanki..." teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 127 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
yaratıvermek (sanki işten bile değilmiş gibi bir şeyi) toss off f.
nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak put something to rest f.
nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak lay something to rest f.
sanki seems like f.
sanki daha önce yaşamış gibi hissetmek feel like she(he's had it before f.
sanki bir idilden alınmış idyllic s.
sanki quasi zf.
sanki in a manner zf.
sanki so zf.
sanki as it were zf.
sanki so to say zf.
sanki nearly zf.
sanki near zf.
sanki supposably zf.
sanki like ed.
sanki if bağ.
sanki supposing that bağ.
sanki as though bağ.
sanki as if bağ.
sanki also [obsolete] bağ.
sanki and [obsolete] bağ.
Öbek Fiiller
sanki hep yanında olmak carry around f.
sanki hep yanında olmak carry someone around f.
İfadeler
sanki biçilmiş kaftan as if to the manner born expr.
sanki bu iş için yaratılmış as if to the manner born expr.
sanki doğuştan yetenekli as to the manner born expr.
sanki doğuştan yetenekli as if to the manner born expr.
sanki biçilmiş kaftan as to the manner born expr.
sanki bu iş için yaratılmış as to the manner born expr.
sanki ...mış gibi as if expr.
sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi for all the world as if/though... expr.
sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi for all the world like somebody/something expr.
sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi for all the world as if (someone or something) expr.
sanki tamamen (bir şeymiş) gibi for all the world like somebody/something expr.
sanki tamamen (bir şeymiş) gibi for all the world as if (someone or something) expr.
sanki tamamen (bir şeymiş) gibi for all the world as if/though... expr.
sanki/çok normalmiş gibi as you do expr.
sanki biz bilmiyorduk from the department of the bleeding obvious expr.
sanki çiçek (hastalığı) geçirmiş de izleri kalmış been bobbing for fries expr.
sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi as if (one's) life depends on it expr.
sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi if (one's) life depended on it expr.
sanki (birinin) yaşamı buna bağlıymış gibi like (one's) life depends on it expr.
Konuşma Dili
sanki babasının yeriymiş gibi davranmak think you own the place f.
sanki mekanın sahibiymiş gibi davranmak think you own the place f.
sanki çok büyük bir meseleymiş gibi! like it's such a big deal! expr.
sanki çok önemliymiş gibi! like it's such a big deal! expr.
ne olmuş ki sanki? so what? expr.
sanki ters giden bir şeyler var gibi something doesn't feel right expr.
sanki çok önemli bir şey yaptı didn't invent gunpowder expr.
sanki dünyayı kurtardı didn't invent gunpowder expr.
sanki küçük dağları o yarattı didn't invent gunpowder expr.
sanki barutu buldu didn't invent gunpowder expr.
sanki ilk kez başına geliyor/başarıyor act like you've been there before expr.
sanki ilk defa başarıyormuş gibi davranma act like you've been there before expr.
sanki hiç baskı yokmuş gibi no pressure expr.
sanki bir şey yapacaksın/yapabileceksin (do) (you) want to make something of it? expr.
umurumdaydı sanki aiic (as if I care) expr.
umurumdaydı sanki aiic (as if I care) expr.
sanki as if/as though expr.
sanki (umurumda) for all... expr.
sanki umurumdaydı for all I care expr.
sanki umurundaydı for all (one) cares expr.
sanki dün gibi it feels like yesterday expr.
Deyim
sanki dünyanın sekizinci harikası eighth wonder i.
önemsiz işiyle sanki dünyayı kurtarıyormuş gibi davranan kimse the pope's mustard maker i.
ünlü insanların ismini sanki kendi arkadaşıymış gibi vermek drop names f.
ünlü insanların ismini sanki kendi arkadaşıymış gibi vermek drop someone's name f.
nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak put something to rest f.
nahoş bir olayı unutmak ve sanki olmamış gibi davranmak lay something to rest f.
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak lay something to rest f.
tatsız bir olayı unutmak ve sanki hiç olmamış gibi davranmak put something to rest f.
sanki bir kopyası olmak look for all the world like f.
(birinin/bir şeyin) sanki bir kopyası olmak look for all the world like (someone or something) f.
sanki için yaratılmış (as) to the manner born expr.
sanki bir kopyası for all the world like expr.
sanki umurumdaydı for all I care expr.
sanki babasının dükkanı/yeri (gibi) as if you own the place expr.
sanki babasının dükkanı/yeri (gibi) like you own the place expr.
sanki bu yetmezmiş gibi as if that were not enough expr.
sanki dünya (birinin/kendisinin) etrafında dönüyormuş gibi as if the sun shines out (someone's) backside expr.
sanki güneş bir tek (birisi/kendisi) için doğuyormuş gibi as if the sun shines out (someone's) backside expr.
sanki dünyayı (birisi/kendisi) yaratmış gibi as if the sun shines out (someone's) backside expr.
sanki ağzı dolu gibi mouthful of marbles expr.
sanki ağzında bir şey var gibi mouthful of marbles expr.
sanki tamamen (bir şeymiş) gibi for all the world as though (someone or something) expr.
sanki (bir şey) yapmış/olmuş gibi for all the world as though (someone or something) expr.
Konuşma
sanki it seems as if expr.
umrumdaydı sanki as if I care expr.
umrumdaydı sanki I don't give a shit expr.
sanki beni duymuyordu it was like he couldn't hear me expr.
sanki bir şeyler oluyormuş gibi it just feels like something's going on expr.
sanki orada bir başkası varmış gibi görünüyor it looks like there's somebody else there expr.
sanki daha üç ay olmuş gibi it feels like three months expr.
sanki 10 yıl geçmiş gibi değil it doesn't feel like ten years expr.
sanki hiç 10 sene geçmemiş gibi it doesn't feel like ten years expr.
sanki on yıl geçmiş gibi değil it doesn't feel like ten years expr.
sanki hiç on yıl geçmemiş gibi it doesn't feel like ten years expr.
sanki hiç on sene geçmemiş gibi it doesn't feel like ten years expr.
bir kedi gördüm sanki I thought I saw a cat expr.
ter boşalıyor sanki sırtımdan sweat is just dripping down my back expr.
sanki I think expr.
sanki, değil ya it's not like expr.
aldatan ve aldanan arasında bir mutabakat var sanki there seems to be a consensus between the trickster and the tricked expr.
bir tık geç kaldık sanki I think we're just a little bit late expr.
Hukuk
sanki quasi zf.
Telekom
sanki tepe quasi-peak i.
Denizcilik
sanki ters rüzgar nedeniyle işlemez hale gelmiş windbound s.
Psikoloji
sanki kişiliği as if personality i.
Kimya
sanki-denge quasi-equilibrium i.
sanki-denge quasiequilibrium i.
Gökbilim
sanki uydu quasi-satellite i.
sanki uydu quasi-moon i.
Müzik
notaların eşit değerli olarak yazıldığı halde sanki uzun ve kısa not çiftlerine bölünmüş gibi çalınması notes inégales i.
(fransız müziğinde) eşit değerli olarak yazıldığı halde sanki uzun ve kısa not çiftlerine bölünmüş gibi çalınan notalar notes inégales i.
Sinema
bir kedi gördüm sanki I thought i saw a pussy cat (tweety) expr.
Latince
aynı şeyi sen yapmadın sanki tu quoque ünl.
Argo
çok da umrumdaydı sanki do i look like i give a shit (dilligas) i.
çok da şeyimdeydi sanki dillic (do I look like I care?) expr.
çok da umurumdaydı sanki dillic (do I look like I care?) expr.
sanki umurumdaymış gibi like I (really) give a shit exclam.
sanki şeyimde like I (really) give a shit exclam.
sanki umurumda! like I really give a shit! (lirgas) exclam.
sanki şeyimdeymiş gibi like I (really) give a shit exclam.
sanki umurumda like I (really) give a shit exclam.
sanki sikimde! like I really give a shit! (lirgas) exclam.
Modern Argo
umurumdaydı sanki amiic (ask me if I care) expr.
umurumdaydı sanki aiifc (as if I fucking care) exclam.