saran - Türkçe İngilizce Sözlük

saran

"saran" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 3 sonuç

İngilizce Türkçe
Teknik
saran i. saran
Kimya
saran i. suya dayanıklı plastik resin
saran i. termoplastik kopolimer

"saran" teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 13 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
saran enveloper i.
saran encloser i.
saran enfolder i.
saran girdler i.
saran surrounding i.
saran wraparound s.
saran immersive s.
saran enveloping s.
saran stony s.
saran spinning s.
saran stoney s.
saran stonish s.
Teknik
saran saran i.

"saran" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç

Türkçe İngilizce
Genel
hanedan armasının çevresini saran geniş şerit fess i.
tırnak kenarlarını saran epidermis epionychium i.
mısır koçanını saran yapraklar shuck i.
tırnak kenarlarını saran epidermis epinychium i.
saran kimse wrapper i.
avını sıkıca saran boa yılanı boa constrictor i.
bir kimse veya şeyin etrafnı saran parlak şöhret bulutu nimbus i.
çepeçevre saran ses sistemi surround system i.
vücudu saran elbise sheath dress i.
(yarayı) saran kimse bandager i.
baldırı saran diz altı pantolon capris [plural of capri] i.
geri saran kimse redrawer i.
bir şeyi kaplayan veya saran doğal nesne natural covering i.
deoksiribonükleik asit ve temel proteinlerden meydana geldiği düşünülen ve tamamen farklılaşmış bir kromozomun ipliğini saran hafif renkli bir dış tabaka matrix i.
bir şeyi saran boşluk womb i.
kafayı kask gibi saran başlık veya zar galea i.
(pamuk, yün) kordonları aynı anda çekip kıvırarak ipliğe dönüştürüp masuraya saran makine mule i.
ayakları yalnızca ayak ucundan ve topuktan saran alçak topuklu bir ayakkabı court i.
saran şey cocoon i.
yüzüğün kaş ve gravür bölümünü dışarda bırakarak parmağı saran kısmı shank i.
aniden saran duygu stab i.
saran şey surround i.
saran şey surrounding i.
vücudu saran giysi sheath i.
tamamen saran bir maddenin içinde kaybolmak merge [obsolete] f.
vücudu saran formfitting s.
taç gibi saran coronary s.
her şeyi saran all-embracing s.
bedeni sımsıkı saran fully fashioned s.
bedeni saran tightfitting s.
vücudu saran tightfitting s.
vücudu saran a tightly-fitting s.
vücudu saran tight-fitting s.
bedeni saran a tightly-fitting s.
bedeni saran snug s.
vücudu saran snug s.
bedeni saran tight-fitting s.
dünyayı saran world-embracing s.
her yeri saran all-pervading s.
vücudu saran bodycon [uk] s.
tek ve kesintisiz bir parça halinde saran wrapround s.
bir şeyin etrafını saran obvolvent s.
her şeyi saran overarching s.
cildi saran intimate s.
kılıf gibi saran sheathing s.
sarmaşık gibi saran ivy s.
vücudu saran clingy s.
uterusu saran perimetric s.
etrafını saran round about ed.
saran şey wrapper N.
Konuşma Dili
her yanı saran aptallık krudzu i.
Deyim
başı saran ve saç stilini koruyan bir başlık doorag i.
birinin/bir şeyin etrafını saran silahlı korumalar ring of steel i.
giriş çıkışı engellemek için etrafını saran kolluk kuvvetleri ring of steel i.
durmadan başa saran iş/şey penelope's web i.
çarşafları/kıyafetleri saran bir bit seam-squirrel i.
Sanayi
pres işlemi uygulanırken balya altında yer alan uçların döndürülmesi ile pamuk balyalarını saran metal bantları birbirine bağlayan parça returner i.
Teknik
kaset veya filmi geri saran kontrol mekanizması rewind i.
puro demetlerinin etrafına sarma yaprakları saran kimse roller i.
makine ile kumaş saran kimse roller i.
koruma amaçlı örten veya saran aparat shoe i.
dış kulağı tamamen saran circumaural s.
bedeni sımsıkı saran skintight s.
Mekanik
bir parçanın etrafını saran blok bilezik collar i.
vinç mekanizmasının parçası olarak üzerinde bulunan çelik halatı saran yivli döner tambur winding drum i.
Tekstil
baldırı saran diz altı pantolon capri i.
bedeni sımsıkı saran fully fashioned i.
esnek malzemeden yapılmış vücudu tamamen saran elbise bandage dress i.
baldırı saran diz altı pantolon capri pants i.
meksikalı ve latin amerikalı kadınların giydiği baş ve omuzları saran uzun şal rebozo i.
vücudu saran dar giysi tube i.
kumaşı incelemek ve kusurları gidermek için büyük rulolardan çözüp daha küçük rulolara geri saran tekstil işçisi tuber i.
kumaşı inceleyerek kusurları gidermek için büyük rulolardan çözüp daha küçük rulolara geri saran tekstil işçisi winder i.
iplik saran kimse twiner i.
gövdeyi ve bacakları saran dar, tek parça streç giysi unitard i.
göğüsleri saran bir kumaştan oluşan giysi bandeau i.
göğüsleri saran bir kumaştan oluşan askısız bir bikini üstü bandeau i.
saran kimse lapper i.
belden ayağa kadar uzanan ve vücudu saran tek parça erkek giysisi mantyhose i.
iplik saran makine windle [dialect] i.
ip saran cihaz windle [dialect] i.
yüzün dört bölümünü saran bandaj four-tailed bandage i.
göğüsleri saran bir kumaştan oluşan bandeau s.
(belirtilen kısmı) sıkıca saran -hugging s.
(kıyafet) vücudu tamamen saran skinny s.
bedeni sımsıkı saran full-fashioned s.
Mimarlık
sanat ve mimaride kullanılan, kavisli ve birbirini saran çizgilerden oluşan bir süs motifi meander i.
(çit) kuyu etrafını saran puteal s.
İnşaat
bazı sütunlarda gövdenin çevresini saran şerit veya silme gorge i.
Aydınlatma
ışıkların yerleştirilmesi için stüdyolarda tavana yakın yerde duvarı çepeçevre saran çıkıntı pier i.
Otomotiv
çoğu el freni sisteminde kullanılan ve fren balatalı diskini saran bant brake band i.
Denizcilik
rıhtım halatlarını çekmekte kullanılan halatı saran çıkrık capstan i.
rıhtım halatlarını çekmekte kullanılan halatı saran çıkrığı döndürmek heave taut f.
rıhtım halatlarını çekmekte kullanılan halatı saran çıkrığı kullanmak bring to f.
Medikal
perikardın kalbi saran iç yaprağı epicardium i.
kalbi saran zar ile kalp arasında toplanan sıvının boşaltılması periocardiocentesis i.
kalbi saran zarın kesilmesi pericardiotomy i.
kalbi saran zarın iltihabı pericarditis i.
labirenti saran dokuların iltihabı perilabyrinthitis i.
ovumu saran membranöz yapı zona pellusida i.
ağız çevresini saran kası orbicularis oris muscle i.
böbreği saran perirenal s.
kulağın etrafını saran periotic s.
kasları saran, destekleyen veya bağlayan fasyalara ait veya ilişkin myofascial s.
Anatomi
mide ve kalın bağırsağın bir kısmını saran alt karın zarı caul i.
omurilikten sırta doğru meydana gelen ve omuriliği saran yapı neural arch i.
kalbin etrafını saran zar pericardial sac i.
kas liflerini saran ince bağ dokusu lifleri endomysium i.
kan ve lenf damarları, uzuv ve vücuttaki diğer boşlukları saran tek katmanlı hücrelerin oluşturduğu doku endothelium i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası zona pellucida i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası zona striata i.
vücudu kuşak gibi saran yapı zona i.
yumurtayı saran kalın, sağlam ve esnek kılıf (dokubilimde) oolemma i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası zo′na i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası egg coat i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası stratum lucidum i.
memelilerin yumurtalarının etrafını saran şeffaf jölemsi glikoprotein tabakası pellucid zone i.
kafayı kask gibi saran başlık veya zar galea aponeurotica i.
birçok amfibinin beyninin ön kısmını saran kafatası kemiği girdle bone i.
iç kulağı saran kapsülde yer alan kemik prootic i.
ağzı saran perioral s.
kası saran perimysial s.
üretrayı saran periurethral s.
kan damarını saran perivascular s.
rahmi saran periuterine s.
omurgayı saran perivertebral s.
göz çukurunu saran periorbital s.
karaciğeri saran perihepatic s.
iç organları saran perivisceral s.
böbreği saran perinephric s.
iç kulağı saran kapsülde yer alan kemiklere ait veya ilgili prootic s.
Psikoloji
beyni ve omuriliği saran en içteki hassas zar pia mater i.
Diş Hekimliği
dişkökünü saran kemiksi doku cementum i.
dişi saran periodontal s.
Patoloji
tendon ve tendonun etrafını saran kılıfın iltihabı tendonous synovitis i.
tendon ve tendonun etrafını saran kılıfın şişmesi tendovaginitis i.
tendon ve tendonun etrafını saran kılıfın iltihabı tendosynovitis i.
tüm kafayı saran baş ağrısı galea i.
Mutfak
sosisin dışını saran sığır ya da domuz bağırsağı case i.
Biyoloji
virüsün dışını saran protein katmanı capsid i.
ovülün çekirdeğini saran iki kılıftan her biri tegument i.
bazı mantarları saran, mantar büyüdüğünde parçalanıp kalıntıları kalan zarımsı yapı universal veil i.
limon ağaçları gibi ağaçların sürgün ve dallarını saran bir mantar septobasidium pseudopedicellatum i.
limon ağaçları gibi ağaçların sürgün ve dallarını saran bir mantar felt fungus i.
yumurta çekirdeğinde nükleolusu saran küresel kılıf prothyalosoma i.
yumurta çekirdeğinde nükleolusu saran küresel kılıf prothyalosome i.
vücut boşluğunu saran zar peritonaeum i.
vücut boşluğunu saran zar peritoneum i.
hücre çekirdeğini saran perinuclear s.
trakeyi saran peritracheal s.