| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | scan f. | taramak | ||
|
Unfortunately, this printer can't scan documents. Maalesef bu yazıcı belgeleri tarayamıyor. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | scan i. | göz atma | ||
|
The boss gives a quick scan of the newspapers every morning. Patron her sabah gazetelere hızlıca göz atıyor. More Sentences |
||||
| Genel | scan f. | göz atmak | ||
|
I scanned the land but couldn't see the cow. Araziye göz attım ama ineği göremedim. More Sentences |
||||
| Genel | scan f. | göz gezdirmek | ||
|
My father quickly scanned the newspaper. Babam gazeteye hızla göz gezdirdi. More Sentences |
||||
| Genel | scan f. | iyice incelemek | ||
|
She scanned the book for any helpful information. Yararlı olabilecek herhangi bir bilgi bulmak için kitabı iyice inceledi. More Sentences |
||||
| Genel | scan f. | elektronik aletle taramak | ||
|
They called me to a special room for a detailed search after scanning my bag. Çantamı elektronik aletle taradıktan sonra detaylı arama için beni özel bir odaya çağırdılar. More Sentences |
||||
| Genel | scan f. | (şiir) kulağa ahenkli gelmek | ||
|
He is an amateur poet, but his last poem scans well. Amatör bir şair ama son şiiri kulağa gayet ahenkli geliyor. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | scan f. | gözden geçirmek | ||
|
I scanned the room. Odayı gözden geçirdim. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | scan f. | göz gezdirmek | ||
|
My father quickly scanned the newspaper. Babam gazeteye hızla göz gezdirdi. More Sentences |
||||
| Ticaret/Ekonomi | scan f. | iyice incelemek | ||
|
She scanned the book for any helpful information. Yararlı olabilecek herhangi bir bilgi bulmak için kitabı iyice inceledi. More Sentences |
||||
| Teknik | ||||
| Teknik | scan i. | tarama | ||
|
The scan showed the object in the girl's stomach. Tarama ile kızın midesindeki nesne görüntülenmiştir. More Sentences |
||||
| Teknik | scan f. | tarama yapmak | ||
|
They also alert your immune system to scan for infection in the injured area. Ayrıca bağışıklık sisteminizi yaralı bölgede enfeksiyon taraması yapması için uyarırlar. More Sentences |
||||
| Teknik | scan f. | taramak | ||
|
Unfortunately, this printer can't scan documents. Maalesef bu yazıcı belgeleri tarayamıyor. More Sentences |
||||
| Otomotiv | ||||
| Otomotiv | scan f. | tarama yapmak | ||
|
They also alert your immune system to scan for infection in the injured area. Ayrıca bağışıklık sisteminizi yaralı bölgede enfeksiyon taraması yapması için uyarırlar. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | scan i. | elektronik aletle tarama | ||
| Genel | scan i. | vizyon | ||
| Genel | scan i. | kavrayış | ||
| Genel | scan f. | inceden inceye gözden geçirmek | ||
| Genel | scan f. | bakmak | ||
| Genel | scan f. | vezin ile okumak | ||
| Genel | scan f. | incelemek | ||
| Genel | scan f. | vezin kurallarına uymak | ||
| Genel | scan f. | görüntülemek | ||
| Genel | scan f. | ekranda görüntülemek | ||
| Genel | scan f. | vezne göre okumak | ||
| Genel | scan f. | üstünkörü gözden geçirmek | ||
| Genel | scan f. | süzmek | ||
| Genel | scan f. | üstünden şöylesine geçmek | ||
| Ticaret/Ekonomi | ||||
| Ticaret/Ekonomi | scan i. | gözden geçirme | ||
| Ticaret/Ekonomi | scan f. | genel ve süratli denetim yapmak | ||
| Ticaret/Ekonomi | scan f. | süzmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | scan i. | radar ekranındaki görüntü | ||
| Teknik | scan i. | iç yapıdaki radyoaktif madde dağılımını gösteren tasvir | ||
| Teknik | scan i. | vücudun bir bölgesinin ultrason ve radyografi kullanılarak farklı açı ve bölgelerden alınmış verilerin birleştirilmesiyle oluşturulan görüntü | ||
| Teknik | scan i. | katot ışınlı tüpün ekranı boyunca ilerleyen parlak çizgi veya nokta | ||
| Teknik | scan i. | parlak çizgi veya noktanın katot ışınlı tüpün ekranı boyunca izlediği yol | ||
| Bilgisayar | ||||
| Bilgisayar | scan expr. | tara | ||
| Medikal | ||||
| Medikal | scan i. | skan | ||
| Edebiyat | ||||
| Edebiyat | scan f. | vezin kurallarının işlemesine uygun olmak | ||
| Edebiyat | scan f. | belirli bir vezne sahip olmak | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | scan f. | doğruluğunu, değerini veya önemini test etmek | ||
| Eski Kullanım | scan f. | ciddi olarak değerlendirmek | ||
| Eski Kullanım | scan f. | ayırt etmek | ||
| Eski Kullanım | scan f. | kavramak | ||