tinier - Türkçe İngilizce Sözlük

tinier

tinier — Definition

Anlamı ve Tanımı:
çok küçük, minicik
Okunuş (IPA):
(AmE /ˈtaɪni/ – BrE /ˈtaɪni/)
Terim Türü:
Sıfat
Ölçek bakımından son derece küçük olma durumu. Orta İngilizce tine kökünden evrilmiştir. Duygusal anlatımda sevimlilik veya önemsizlik vurgusu taşır.
Eş Anlamlılar:
minute, diminutive
Zıt Anlamlılar:
huge, enormous

"tinier" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 15 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
tiny s. ufacık
The baby held out his tiny hand.
Bebek ufacık elini uzattı.

More Sentences
tiny s. minik
She decided to do a sponsored wheelchair push, self-propelling the wheels with her tiny hands.
Minik elleriyle tekerlekleri kendi kendine iterek sponsorlu bir tekerlekli sandalye itme hareketi yapmaya karar verdi.

More Sentences
tiny s. küçücük
The State restricts the tiny space of freedom that had been gained by the working class and youth.
Devlet, işçi sınıfının ve gençliğin kazandığı küçücük özgürlük alanını kısıtlıyor.

More Sentences
tiny s. mini mini
tiny s. minicik
Genel
tiny s. küçük
In both the unions and the employers' organisations women in leadership roles are in a tiny minority.
Hem sendikalarda hem de işveren örgütlerinde liderlik rolündeki kadınlar küçük bir azınlıktır.

More Sentences
tiny s. çok küçük
He bought a tiny house because he lives alone.
Yalnız yaşadığı için çok küçük bir ev satın aldı.

More Sentences
Teknik
tiny s. ufacık
The baby held out his tiny hand.
Bebek ufacık elini uzattı.

More Sentences
Genel
tiny s. mini
tiny s. ufacık tefecik
tiny s. minnacık
tiny s. minimini
tiny s. bacak kadar
tiny s. ufaklık
tiny s. bit kadar

"tinier" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 31 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
tiny place i. küçük yer
tiny area i. küçük alan
tiny piece i. çok küçük parça
tiny piece i. parçacık
tiny piece i. küçücük parça
tiny piece of matter i. maddenin çok küçük parçası
tiny [brit] i. bebek
tiny [brit] i. ufacık çocuk
make tiny distinctions f. kılı kırk yarmak
make tiny distinctions f. titiz davranmak
make tiny distinctions f. ince eleyip sık dokumak
bore somebody out of their (tiny) mind f. içini baymak
miss one tiny detail f. küçük bir ayrıntıyı kaçırmak
tiny and round s. mercimek kadar
a tiny bit s. bir nebze
teeny-tiny s. ufacık
teeny-tiny s. minicik
Konuşma Dili
tiny house i. küçük ev
tiny house i. çok küçük ev
tiny house i. genellikle 37 metrekare ve altındaki evler
not even a tiny bit expr. zerre kadar (olumsuz)
teeny tiny expr. mini minnacık
Deyim
patter of tiny feet i. çocuk cıvıltısı
the patter of tiny feet i. (evdeki) çocuk gürültüsü/patırtısı
the patter of tiny feet i. (evdeki) çocuk sesleri
hear the patter of tiny feet f. bebeği olduğunu/olacağını öğrenmek
Bilgisayar
tiny integer i. çok küçük tamsayı
tiny view i. küçük görünüm
Zooloji
tiny fly i. minik sinek
tiny speckled bush-cricket i. minik noktalı çalı kriketi
Botanik
tiny tim (thymophylla aurea) i. papatyagiller familyasından sarı çiçekli bir çayır bitkisi