Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Fransızca - İngilizce
Almanca - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
be high time
driving direction
Holy crap!
Schwarzspecht
premature ignition
lateral beam sensor
cyclotomic field
hydrolytic splitting
scrag end
still-life
ganoderic acid
ucundan
Geçmiş
Cümleler
"ucundan"
teriminin İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 1 sonuç
Kategori
Türkçe
İngilizce
Genel
1
Genel
ucundan
from the end of
ed.
"ucundan"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 123 sonuç
Kategori
Türkçe
İngilizce
Genel
1
Genel
iki ucundan çekilererek açılan içinde küçük bir hediye bulunan noel oyuncağı
christmas cracker
i.
2
Genel
iki ucundan çekilererek açılan içinde küçük bir hediye bulunan noel oyuncağı
bon-bons
i.
3
Genel
doğru parçasının iki ucundan her biri
endpoint
i.
4
Genel
(tahta) ucundan kesilmiş ince parça
list
i.
5
Genel
iki ucundan kova sarkan bir su taşıma aracı temsili
bouget
i.
6
Genel
ayakları yalnızca ayak ucundan ve topuktan saran alçak topuklu bir ayakkabı
court
i.
7
Genel
yalnızca bir ucundan girilebilen geçit
cul
i.
8
Genel
namlu başlığının yerleştirildiği fıçı tahtalarının iki ucundan birindeki oluk
croze
i.
9
Genel
serviksin iç (uterus) veya dış ucundan (vajina) her biri
os
i.
10
Genel
film çekim tahtasının tepesine bir ucundan menteşelenmiş hareketli çubuk
slapstick
i.
11
Genel
uçak kanadının bir ucundan diğerine uzanan geçit
slot
i.
12
Genel
aklının ucundan geçmemek
never occur to (one)
f.
13
Genel
aklının ucundan geçmemek
(something) to never cross (one's) mind
f.
14
Genel
dünyanın diğer ucundan bir arkadaş edinmek
make a friend from the other side of the world
f.
15
Genel
ucundan kırılmak
be broken at the tip
f.
16
Genel
(tahta) ucundan ince bir parça kesmek
list
f.
17
Genel
(kütük) ucundan parçalamak
broom
f.
18
Genel
(kütük) mekanik şekilde ucundan aşındırmak
broom
f.
19
Genel
ucundan dokunmak
glance [obsolete]
f.
20
Genel
ucundan geçmek
cut
f.
21
Genel
ucundan temas etmek
skiff [scotland]
f.
22
Genel
bir şeyin ucundan ısırmak
snack [dialect]
f.
23
Genel
ucundan kesmek
sneck
f.
24
Genel
ucundan köşesinden başarı elde etmek
squeeze
f.
25
Genel
bir ucundan diğerine geçmesi zor olan
arduous
s.
26
Genel
bir ucundan bir ucuna
across
ed.
Öbek Fiiller
27
Öbek Fiiller
ucundan sarkmak
sag away from
f.
28
Öbek Fiiller
birini burnunun ucundan öpmek
kiss someone on the tip of one's nose
f.
29
Öbek Fiiller
bir ucundan diğerine gitmek
get over
f.
30
Öbek Fiiller
(bir şeyin) bir ucundan bir ucuna sürünmek/yürümek
crawl across (something)
f.
31
Öbek Fiiller
bir ucundan diğerine gitmek
go through
f.
32
Öbek Fiiller
bir yol/patika (bir şeyin/bir yerin) başından sonuna/bir ucundan diğer ucuna dolanarak gitmek
wind through (something or some place)
f.
33
Öbek Fiiller
(bir şeyin/bir yerin) başından sonuna/bir ucundan diğer ucuna dolanarak gitmek/ilerlemek
wind through (something or some place)
f.
İfadeler
34
İfadeler
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek
you can't be half pregnant
expr.
35
İfadeler
öylece ucundan olmaz kendini iyice bu işe vermen gerek
you can't be a little bit pregnant
expr.
Konuşma Dili
36
Konuşma Dili
aklın ucundan geçmeyecek bir şey yapmak
do the unthinkable
f.
37
Konuşma Dili
(birinin birini) burada göreceği aklının ucundan geçmezdi
(one) never thought (one) would see (someone) here
expr.
38
Konuşma Dili
aklının ucundan bile geçirme
don't even think about it
expr.
Deyim
39
Deyim
aklının ucundan geçmeyen plan/beklenti
gleam in (one's) eye
i.
40
Deyim
aklının ucundan geçmeyen plan/beklenti
twinkle in (one's) eye
i.
41
Deyim
işin bir ucundan tutma
lick of work
i.
42
Deyim
işin bir ucundan tutma
a lick of work
i.
43
Deyim
ellerinin ucundan kaçırmak
slip through someone's fingers
f.
44
Deyim
parmaklarının ucundan kaçırmak
slip through someone's fingers
f.
45
Deyim
burnunun ucundan ötesini görememek
see no further than the end of nose
f.
46
Deyim
parmaklarının ucundan kaçırmak
let something slip through one's fingers
f.
47
Deyim
parmaklarının ucundan kayıp gitmek
let something slip through one's fingers
f.
48
Deyim
aklının ucundan bile geçmemek
not dream of doing something
f.
49
Deyim
işin bir ucundan tutmamak
not do a hand's turn
f.
50
Deyim
hiçbir işin ucundan tutmamak
not do a hand's turn
f.
51
Deyim
ucundan bir işe girişmek
put (one's) toe in the water
f.
52
Deyim
aklının ucundan geçmek
cross your mind
f.
53
Deyim
birinin aklının ucundan geçmek
cross somebody's mind
f.
54
Deyim
aklının ucundan geçmek
cross mind
f.
55
Deyim
ucundan kıyısından başlamak
dip a toe in the water [uk]
f.
56
Deyim
ucundan kıyısından başlamak
dip one's toe in the water [uk]
f.
57
Deyim
bir şeyin parmaklarının ucundan kayıp gitmesine izin vermek/engel olamamak
let something slip through your grasp
f.
58
Deyim
bir şeyin parmaklarının ucundan kayıp gitmesine izin vermek/engel olamamak
let something slip through your fingers
f.
59
Deyim
(birinin/bir şeyin) parmaklarının ucundan kayıp gitmesine izin vermek/engel olamamak
let (someone or something) slip through (one's) fingers
f.
60
Deyim
bir şey aklının ucundan bile geçmemek
not dream of something/of doing something
f.
61
Deyim
burnunun ucundan ötesini görmemek
not see beyond your nose
f.
62
Deyim
burnunun ucundan ötesini görmemek
not see beyond the end of your nose
f.
63
Deyim
burnunun ucundan ilerisini görmemek
not see beyond the end of your nose
f.
64
Deyim
burnunun ucundan ilerisini görmemek
not see beyond your nose
f.
65
Deyim
burnunun ucundan ötesini görmemek
see no further than (the end of) (one's) (own) nose
f.
66
Deyim
dünyanın öteki ucundan geliyormuş gibi
on a slow boat to china
zf.
67
Deyim
bir ucundan bir ucuna
from sea to shining sea
expr.
68
Deyim
bir ucundan öteki ucuna
from sea to shining sea
expr.
69
Deyim
işin bir ucundan tutmama
haven't done a hand's turn
expr.
70
Deyim
dünyanın öteki ucundan geliyormuş gibi
on a slow boat to china
expr.
71
Deyim
dünyanın öteki ucundan geliyormuş gibi
slow boat to china
expr.
72
Deyim
aklımın ucundan bile geçmez
nothing could be further from my mind
expr.
73
Deyim
bir şeye ucundan kıyısından başla
dip your toe into something
expr.
74
Deyim
dünyanın bir ucundan
from the ends of the earth
expr.
75
Deyim
(basketbolda) sahanın bir ucundan diğer ucuna
from coast to coast
expr.
76
Deyim
(basketbolda) sahanın bir ucundan bir ucuna
from coast to coast
expr.
77
Deyim
(birinin) aklının ucundan geçmezdi
not in (one's) wildest dreams
expr.
Konuşma
78
Konuşma
aklımın ucundan geçmez
nothing could be further from my mind
expr.
79
Konuşma
aklının ucundan bile geçirme
don't even think about (doing it)
expr.
80
Konuşma
neden şunun bir ucundan tutup bana yardım etmiyorsun?
why don't you grab the other end of this thing and help me?
expr.
81
Konuşma
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi
fancy meeting you here
expr.
82
Konuşma
senin burada olacağın aklımın ucundan geçmezdi
never thought I'd see you here
expr.
83
Konuşma
senin burada olacağın aklımın ucundan geçmezdi
I never thought I'd see you here
expr.
84
Konuşma
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi
never thought I'd see you here
expr.
85
Konuşma
seni burada göreceğim aklımın ucundan geçmezdi
I never thought I'd see you here
expr.
Teknik
86
Teknik
tırnak ucundan tırnak ucuna çevrilerek alınan parmak izi
rolled print
i.
87
Teknik
kanadın bir ucundan diğer ucuna
spanwise
i.
88
Teknik
kanadın bir ucundan diğer ucuna
span wise
i.
89
Teknik
ülkenin bir ucundan diğerine at sırtında yapılan yolculuk
wild-goose chase [obsolete]
i.
90
Teknik
iki ucundan ortasına doğru dişleri olan eğe
double-ender
i.
91
Teknik
ucundan yüklü
loaded at the and
s.
92
Teknik
bir ucundan diğer ucuna kadar yiv açılmış
full-length parallel grooved
s.
Elektrik
93
Elektrik
termoelektrik akım üretip sıcaklığı ölçmede kullanılan, iki ucundan birbirine bağlanmış iki adet metal çubuk veya tel
thermoelectric couple
i.
Mimarlık
94
Mimarlık
(kirişi) bir ucundan duvara sabitlemek
tail in
f.
Demiryolu
95
Demiryolu
biletin yırtılması veya ucundan bir parça koparılması
clip
i.
Denizcilik
96
Denizcilik
ıskarmozun bir ucundan diğer ucuna olan mesafe
room and space
i.
97
Denizcilik
ıskarmozun bir ucundan diğer ucuna olan mesafe
timber and room
i.
98
Denizcilik
cıvadranın dış ucundan gemi bodoslamasına çekilen halatlar
bowsprit shrouds
i.
99
Denizcilik
hortumun bir ucundan tutup sulamak
underrun a hose
f.
100
Denizcilik
(ipi) insanlara iki ucundan çektirmek
double-bank
f.
Medikal
101
Medikal
parmak ucundan kan örneği alma
fingerstick
i.
102
Medikal
parmak ucundan kan örneği alma
fingerprick
i.
103
Medikal
meme ucundan aspirasyon işlemi ile çekilen sıvılar
nipple aspirate fluids
i.
104
Medikal
ince bıçak veya mikro pipetle parmak ucundan kan alma işlemi
fingerstick
i.
105
Medikal
parmak ucundan kan alma işlemi
finger stick
i.
Fizik
106
Fizik
birer ucundan birleşen iki farklı metal telden yapılmış bir tür termometre
thermocouple
i.
107
Fizik
birer ucundan birleşen iki farklı metal telden yapılmış bir tür termometre
thermocouple junction
i.
Zooloji
108
Zooloji
sürüngenlerin, kuşların ve memelilerin embriyolarında beslenme kanalının alt ucundan büyüyen zarımsı kese
allantois
i.
109
Zooloji
embriyolarında beslenme kanalının alt ucundan büyüyen dölzarı olan omurgalılar
allantoidea
i.
110
Zooloji
embriyolarında beslenme kanalının alt ucundan büyüyen dölzarı olan (omurgalı)
allantoidean
s.
Botanik
111
Botanik
çeşitli kara yosunlarının arkegonunu saran, gövde ucundan veya ana gövdeden oluşmuş tüp
marsupium
i.
112
Botanik
çeşitli kara yosunlarının arkegonunu saran, gövde ucundan veya ana gövdeden oluşmuş bir tüp
perigynium
i.
113
Botanik
(filiz) ucundan kesmek
stop
f.
114
Botanik
ana sapın ucundan büyüyen
acrogenous
s.
115
Botanik
ana sapın ucundan büyüyen
acrogenic
s.
116
Botanik
koni şeklinde olup sivri ucundan tutturulmuş (meyve)
obconic
s.
Tütün
117
Tütün
sigaranın ucundan tütünün dökülmesi
loose ends of a cigarette
i.
118
Tütün
borunun küçük ucundan yapılan enfiye kutusu
mull
i.
Spor
119
Spor
(sopa, raket) ucundan tutmak
shorten
f.
Basketbol
120
Basketbol
sahanın bir ucundan diğerine atılan şut
coast-to-coast
i.
121
Basketbol
sahanın bir ucundan ötekine atılan pas
coast-to-coast
i.
Argo
122
Argo
(yatağı) girilemez hale getirmek için çarşafını ayak ucundan kendi üzerine katlamak
french
f.
123
Argo
sahanın bir ucundan diğer ucuna hücum ederek basket atma
coast to coast
expr.
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of ucundan
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy