undue - Türkçe İngilizce Sözlük

undue

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

undue — Definition

Anlamı ve Tanımı:
aşırı, yersiz
Okunuş (IPA):
(AmE /ʌnˈduː/ – BrE /ʌnˈdjuː/)
Terim Türü:
Sıfat
Olması gerekenden fazla veya uygunsuz olma durumu. Orta İngilizce undue kökünden gelir. Hukuk ve eleştirel anlatılarda sınır aşımını belirtir.
Eş Anlamlılar:
excessive, unwarranted
Zıt Anlamlılar:
due, appropriate

"undue" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 23 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
undue s. lüzumsuz
The majority of people gave undue meaning to the draft.
İnsanların çoğunluğu taslağa lüzumsuz fazla anlam yükledi.

More Sentences
undue s. aşırı
Increased demand placed undue strain on services.
Artan talep, hizmetler üzerinde aşırı bir baskı oluşturdu.

More Sentences
undue s. usule aykırı
undue s. yersiz
undue s. usulsüz
undue s. manasız
undue s. yakışıksız
undue s. yasaya aykırı
undue s. münasebetsiz
undue s. uygunsuz
undue s. kanunsuz
undue s. yolsuz
undue s. çok fazla
Ticaret/Ekonomi
undue s. uygun olmayan
undue s. vadesi gelmemiş
undue s. vadesi dolmamış
undue s. ödeme zamanı gelmemiş
undue s. henüz ödenmesi gerekmeyen
Hukuk
undue s. kanunsuz
undue s. uygunsuz
undue s. vadesi gelmemiş
undue s. usulsüz
Teknik
undue s. çok fazla

"undue" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 25 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
undue criticism i. yersiz eleştiri
undue seizure i. yasaya aykırı el koyma
without undue delay zf. fazla gecikmeden
İfadeler
with undue haste expr. yangından mal kaçırır gibi
with undue haste expr. gümrükten mal kaçırır gibi
Ticaret/Ekonomi
provision of undue raw material i. usülsüz hammadde sağlama
undue debt i. vadesi gelmemiş borç
undue cost or effort i. tutarı belirsiz maliyet veya uğraşılar
undue cost or effort i. kesinleşmemiş maliyet veya harcamalar
undue price i. fahiş fiyat
undue price i. aşırı fiyat
undue hardship i. gereksiz külfet
undue hardship i. gereksiz yere katlanılan zorluk
Hukuk
undue influence i. haksız nüfuz kullanımı
undue influence i. nüfuzu kötüye kullanma
undue influence i. haksız etki
continuance by undue process i. mahkeme tarafından verilen usulsüz süre veya erteleme kararı
undue preference i. haksız imtiyaz
undue preference i. uygunsuz tercih
undue preference i. kanuni olmayan tercih
undue delay i. adalet mekanizmasının haklı nedenlere dayanmadan yavaş ilerlemesi
undue delay i. aşırı gecikme
Siyasal
undue interference i. yersiz müdahale
undue interference i. haksız müdahale
Medikal
undue risk i. gereksiz risk