| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle i. | kırışıklık | ||
|
I can estimate that she is at least 60 from her wrinkles. Kırışıklıklarından en az 60 yaşında olduğunu tahmin edebiliyorum. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle i. | kırışık | ||
|
You should iron that shirt to get rid of those wrinkles. O kırışıklardan kurtulmak için o gömleği ütülemelisin. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle f. | kırışmak | ||
|
Denim doesn't wrinkle easily. Denim kumaş kolay kolay kırışmaz. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle f. | kırıştırmak | ||
|
The man wrinkled his forehead, thinking about the past. Adam maziyi düşünerek alnını kırıştırdı. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle f. | buruşmak | ||
|
Layla and Sami aged up and wrinkled up. Layla ve Sami yaşlandı ve buruştu. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | wrinkle i. | buruşukluk | ||
| Yaygın Kullanım | wrinkle f. | buruşturmak | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | wrinkle i. | kırışık | ||
|
You should iron that shirt to get rid of those wrinkles. O kırışıklardan kurtulmak için o gömleği ütülemelisin. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | wrinkle i. | ustaca çözüm | ||
| Genel | wrinkle i. | kurnazlık | ||
| Genel | wrinkle i. | alın kırışığı | ||
| Genel | wrinkle i. | alında kırışıklık | ||
| Genel | wrinkle i. | pot | ||
| Genel | wrinkle i. | buruşma | ||
| Genel | wrinkle i. | marifet | ||
| Genel | wrinkle i. | buruş | ||
| Genel | wrinkle i. | akıllıca fikir | ||
| Genel | wrinkle i. | yeni fikir | ||
| Genel | wrinkle i. | yeni cihaz | ||
| Genel | wrinkle i. | yenilik | ||
| Genel | wrinkle i. | icat | ||
| Genel | wrinkle i. | beklenmedik gelişme | ||
| Genel | wrinkle i. | beklenmedik davranış | ||
| Genel | wrinkle i. | farklı fikir | ||
| Genel | wrinkle i. | sorun | ||
| Genel | wrinkle i. | kusur | ||
| Genel | wrinkle i. | pürüz | ||
| Genel | wrinkle f. | pörsümek | ||
| Genel | wrinkle f. | büzüşmek | ||
| Genel | wrinkle f. | çatmak | ||
| Genel | wrinkle f. | büzülmek | ||
| Genel | wrinkle f. | düzensiz hale gelmek | ||
| Teknik | ||||
| Teknik | wrinkle i. | buruşuk | ||