case - Turkish English Dictionary
History

case

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Meanings of "case" in Turkish English Dictionary : 80 result(s)

English Turkish
Common Usage
case n. dava
case n. vaka
case n. kasa
case n. durum
case n. kutu
case n. kılıf
General
case v. kutulamak
case v. yerine koymak (kasa/kılıf vb)
case v. ciltlemek
case v. sokmak
case v. örtmek
case v. kutuya koymak
case v. gözetlemek
case v. dikizlemek
case v. kutu içine koymak
case v. kaplamak
case n. hasta
case n. tuhaf tip
case n. kutu
case n. kanıt
case n. sandık
case n. neden
case n. sorun
case n. örnek olay
case n. kap
case n. problem
case n. konu
case n. kın
case n. gömlek
case n. mesele
case n. çanta
case n. hukuksal olay
case n. durum
case n. mahfaza
case n. valiz
case n. delil
case n. takdir
case n. zarf
case n. ambalaj
case n. husus
case n. görüş
case n. olay
case n. çerçeve
case n. nevresim
case n. hal
case n. vaziyet
case n. hadise
Trade/Economic
case kasa
case ambalaj sandığı
case kutu
Law
case dava
Politics
case olay
case hadise
case vaka
case dosya
Technical
case bilgisayar destekli sistem mühendisliği
case kutu
case matbaa tezgahı
case durum
case muhafaza
case kasa
case harf kasası
case sandık
case şık
case gömlek
case örnek olay
case kılıf
case mahfaza
Computer
case bilgisayar kasası
case büyük/küçük harf
Medical
case olgu
case vaka
Tobacco
case karton kutu
Linguistics
case hal
case isim hali
case ad durumu
case durum
Military
case kovan
Hunting
case kovan
case mermi

Meanings of "case" with other terms in English Turkish Dictionary : 200 result(s)

English Turkish
Common Usage
case finding rate n. olgu bulma oranı
lower case n. küçük harf
upper case n. büyük harf
case sensitive adj. büyük küçük harfe duyarlı
in any case adv. her durumda
in any case adv. her halükarda
General
accept a case v. davayı kabul etmek
accept the case v. davayı kabul etmek
accept the case v. dava kabul etmek
build up a case v. kanıtları toparlamak
call to court case v. duruşmaya çağırmak
case the joint v. gözetlemek
conclude a case v. davayı sonuçlandırmak
conduct a case v. davayı yönetmek
consider the case v. davayı değerlendirmek
evaluate on a case-by-case basis v. olay/vaka bazında değerlendirme yapmak
file a criminal case against v. hakkında kamu davası açmak
follow a case v. davayı takip etmek
get the case v. davayı almak
hear a case v. davaya bakmak
hear a case v. muhakeme etmek
hear the case of v. davasını görmek
join a court case v. duruşmaya katılmak
lose a case v. davayı kaybetmek
lose the case v. davayı kaybetmek
make one’s case v. kendini ortaya koymak
make out a case for v. bir iddianın savunulabilecek yanlarını bulmak
meet the case v. gereğini yapmak
mount a questionable case against someone v. birine (karşı) kuşku uyandıran/sağlam temellere dayanmayan (şüpheli/soru işaretli) bir dava açmak
open a case v. dava açmak
pack in case v. sandığa koymak
pack into case v. sandığa koymak
present a case v. dava açmak
present a case v. davayı sunmak
prove one's case v. haklı olduğunu kanıtlamak
referring a case to the court v. mahkemeye sevk etmek
refuse to hear the case v. davayı görmeyi reddetmek
remain a missing persons case v. bir kayıp vakası olarak kalmak
rest one's case v. konuyu sonlandırmak
rest one's case v. işlenen konunun anlatımını bitirmek
rest one's case v. davanın tüm delillerini sunduğunu belirtmek
settle the case v. davayı kapatmak
solve the case v. davayı çözmek
strengthen a case v. bir davayı kanıtlamak
summon to court case v. duruşmaya çağırmak
summon to court case in a lawsuit v. duruşmaya çağırmak
take a case v. davayı almak
take someone off the case v. birisini davadan almak
take the case to the european court of human rights v. davayı avrupa insan hakları mahkemesi’ne götürmek
take the case to the european court of human rights v. davayı aihm’e götürmek
throw out the case for lack of evidence v. delil yetersizliğinden davayı düşürmek
try a case v. davayı görmek
win a case v. davayı kazanmak
win the case v. davayı kazanmak
win the case v. mahkemeyi kazanmak
work on a case v. bir dava üstünde çalışmak
(court) case n. dava ikamesi
a case in point n. tipik bir örnek
a case in point n. söz konusu edilen şeyin bir örneği
a murder case n. cinayet vakası
accept the case n. davaya girmek
accusative case n. ismin i hali
aid-assistance in case of death n. ölüm yardımı
airtight case n. sağlam kanıt
an unusual suicide case n. sıradışı bir intihar vakası
an unusual suicide case n. sıradışı bir intihar olgusu
any case n. her durum
at that case n. bu vakada
attache case n. evrak çantası
attaché case n. bond çanta
base case lease n. esas kira kontratı
basket case n. kolu bacağı kesilmiş kimse
basket case n. bunalımda ve çöküntüde olduğundan işe yaramaz kimse
basket case n. işe yaramaz kimse
be much more the case n. durum bundan ibaret
best-case scenario n. en iyi senaryo
best-case scenario n. en iyi durum senaryosu
borderline case n. her iki kategoriye de girebilecek bir durum
borderline case n. sınır vaka
cancelled case n. iptal edilmiş mukavele
cartridge case n. mermi için kovan
cartridge case n. fişek kovanı
case coordination agency n. olay/vaka koordinasyon ajansı
case evaluation n. vaka değerlendirmesi
case expense n. dava masrafı
case for a rifle n. tüfek kılıfı
case history n. geçmiş
case in point n. söz konusu edilen şeyin bir örneği
case in point n. tipik bir örnek
case in point n. tipik bir örnek sorun
case management n. vaka yönetimi
case manager n. vaka yöneticisi
case method n. olay metodu
case method n. vaka tekniği
case of mistaken identity n. kimlik tesbitinde yanılma
case of mistaken identity n. birini başkası sanma
case of mistaken identity n. şahısları karıştırma durumu
case officer n. vaka istihbarat görevlisi
case presentation n. vaka sunumu
case report n. vaka raporu
case result n. dava sonucu
case series n. vaka serisi
case series n. vaka serileri
case shot n. şarapnel
case situation n. durum
case situation n. vaziyet
case studies n. durum çalışmaları
case study n. vaka çalışması
case study n. durum çalışması
case study n. örnek olay incelemesi
case study n. örnek olay
case study n. vaka incelemesi
case-based learning n. vaka tabanlı öğrenme
case-control studies n. vaka-kontrol çalışmaları
cd case n. cd kabı
cigar case n. puro tabakası
cigarette case n. sigara tabakası
cigarette case n. sigaralık
cigarette case n. sigara kutusu
cigarette case n. tabaka
civil case n. hukuk davası
commercial case n. ticari dava
compulsory case n. zorunlu hal
compulsory case n. zorunlu durum
conclusion of the case n. davanın sonuçlanması
concrete case n. somut olay
dative case n. datif
dative case n. ismin-e hali
dative case n. ismin e halindeki sözcük
dative case n. ismin e hali
dispatch case n. evrak çantası
display case n. vitrin
dressing case n. makyaj çantası
each case n. her bir durum
each case n. her bir vaka
emergency case n. acil durum
exceptional case n. istisnai durum
extreme case n. olağanüstü bir örnek
foam case n. köpüklü kutu
gear case n. dişli kutusu
genitive case n. genitif hal
glass case n. vitrin
glasses case n. gözlük kılıfı
hard case n. çetin ceviz
high profile case n. sansasyonel olay
hopeless case n. ümitsiz vaka
jewel case n. cd kutusu
jewel case n. mücevher kutusu
jewel case n. cd kabı
kept in a case n. mahfazalı
knife case n. bıçak kılıfı
law case n. hukuk davası
leather case n. deri kılıf
letter case n. mektup çantası
light case n. ince doku
locative case n. isim hali
locative case n. kalma durumu
lower case n. minüskül
lower case n. miniskül
lower-case letter n. küçük harf
lower-case letter n. miniskül
management of a case n. davanın idaresi
match case n. büyük küçük harfe duyarlı
murder case n. cinayet davası
national state case studies n. ulusal devlet durum çalışmaları
nationalism case studies n. milliyetçilik durum çalışmaları
number of case n. vaka sayısı
nut-case n. kaçık
nut-case n. üşütük
objective case n. ismin i hali
objective case n. ismin-i hali
obligatory case n. zorunlu hal
obligatory case n. zorunlu durum
oblique case n. ismin yalın halinden başka herhangi bir hali
only suspect in the case n. davadaki tek şüpheli
overnight case n. küçük valiz
packing case n. ambalaj sandığı
packing case n. sandık
packing case n. eşya sandığı
particular case n. özel durum
pencil case n. kalem kutusu
pencil case n. kalemlik
pencil case n. kalem kutu
phone case n. telefon kılıfı
police case n. vukuat
rare case n. nadir durum
reasonable worst case n. muhtemel en kötü hal
ruling case n. içtihat
sample case n. örnek
sample case n. örnek vaka
selected case n. seçilmiş vaka
sexual assault case n. cinsel saldırı davası
shell case n. kovan
show case n. vitrin
social case work n. sosyal alan çalışması
social case work n. sosyal durum çalışması
social case work with youth n. gençlerle sosyal durum çalışması
soul case n. vücut
soul case n. beden
special case n. özel durum