History


Meanings of "gizli" in English Turkish Dictionary : 108 result(s)

Turkish English
Common Usage
gizli adj. secret
gizli adj. confidential
gizli adj. hidden
General
gizli n. camera
gizli n. backroom
gizli adj. latent
gizli adj. unseen
gizli adj. under one's hat
gizli adj. esoterical
gizli adj. clandestine
gizli adj. unsearchable
gizli adj. confidential
gizli adj. snug
gizli adj. in camera
gizli adj. cryptical
gizli adj. huggermugger
gizli adj. occult
gizli adj. undisclosed
gizli adj. hush-hush
gizli adj. perdu
gizli adj. classified
gizli adj. shrouded
gizli adj. masked
gizli adj. incognita
gizli adj. closet
gizli adj. blind
gizli adj. teteàtete
gizli adj. back-door
gizli adj. intimate
gizli adj. submersed
gizli adj. subtler
gizli adj. underarm
gizli adj. sealed
gizli adj. quiet
gizli adj. delitescent
gizli adj. unknown
gizli adj. disguised
gizli adj. underground
gizli adj. sneaking
gizli adj. slinky
gizli adj. backstairs
gizli adj. undercover
gizli adj. subterraneous
gizli adj. surreptitious
gizli adj. record
gizli adj. mystic
gizli adj. under cover
gizli adj. restricted
gizli adj. hugger-mugger
gizli adj. underhand
gizli adj. shady
gizli adj. sneaky
gizli adj. secret
gizli adj. underhanded
gizli adj. potential
gizli adj. subterranean
gizli adj. sneak
gizli adj. ulterior
gizli adj. perdue
gizli adj. furtive
gizli adj. inner
gizli adj. close
gizli adj. cryptic
gizli adj. stealthy
gizli adj. private
gizli adj. hidden
gizli adj. arcane
gizli adj. esoteric
gizli adj. privy
gizli adj. concealed
gizli adj. covert
gizli adj. submerged
gizli adj. dark
gizli adj. secluded
gizli adj. recondite
gizli adj. backdoor
gizli adj. hole-and-corner
gizli adj. backstair
gizli adj. invisible
gizli adv. off the record
gizli adv. secretly
gizli adv. sub rosa
gizli adv. confidentially
gizli adv. sneakingly
gizli adv. in confidence
gizli pref. crypto
Phrasals
gizli tucked away
Colloquial
gizli behind closed doors
gizli underarm
Idioms
gizli hole-in-the-corner
Slang
gizli under the table
Trade/Economic
gizli confidential
gizli anonymous
gizli implicit
gizli concealed
Law
gizli clandestine
gizli concealed
gizli confidential
Technical
gizli latent
Computer
gizli invisible
gizli secret
gizli bcc
Medical
gizli larvate
Military
gizli underground
gizli cache
gizli surreptitious
gizli esoteric
gizli confidential

Meanings of "gizli" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

Turkish English
Common Usage
gizli (bilgi) adj. classified
General
ardında gizli olmak v. lie behind
-de gizli olmak v. lurk in
faaliyetlerini gizli olarak sürdürmeye başlamak v. go underground
fenalıklar geçirmeye veya o zamana kadar gizli tuttuğu her şeyi ifşa etmeye başlamak v. go to pieces
gizli dinleme aygıtını sökmek v. debug
gizli gizli dolaşmak v. lurk about
gizli gücü ortaya çıkarmak v. potentize
gizli kalmak v. lie snug
gizli plan kurmak v. compass
gizli tutmak v. suppress
gizli tutmak v. keep secret
abd'de gizli bir yasadışı grup n. cosa nostra
bilinçaltına gönderilen gizli mesaj n. subliminal message
çok gizli bir birim n. a top-secret unit
gizli anlaşma n. collusion
gizli bölme n. false bottom
gizli bütçe n. black budget
gizli delil n. secret evidence
gizli dinleme aygıtı n. bug
gizli dosya n. secret file
gizli etki n. undercurrent
gizli güç n. secret power
gizli güç n. potential
gizli ilişki (cinsel) n. liaison
gizli isim n. cryptonym
gizli iş ya da eylem n. stealth
gizli işlev n. latent function
gizli işsizlik n. concealed unemployment
gizli kamera n. candid camera
gizli kamera şakası n. hidden camera prank
gizli kanıt n. secret evidence
gizli kimlik n. covert identity
gizli lider n. secret leader
gizli metin n. blind text
gizli oda n. backroom
gizli örgüt n. lodge
gizli pencere n. secret window
gizli sistem dosyaları n. hidden system files
gizli tanık n. anonymous witness
gizli tehlikeler n. pitfalls
gizli topluluklar n. secret societies
gizli üs n. secret base
gizli ve kişiye özel bilgiler n. confidential and privileged information
gizli yapı n. latent structure
gizli yer n. recesses
kötü amaçla yapılan gizli anlaşma n. conspiracy
muhtemel sonucun gizli kanunu n. the hidden law of probable outcome
özellikle düşman bölgesinde görev yapan gizli ajan n. action officer
başlangıçtan gizli adj. born classified
gizli inançları olan adj. esoteric
gizli olmayan adj. non-confidential
gizli olmayan adj. nonsecret
gizli yapılan adj. backstairs
gizli bir şekilde adv. hiddenly
gizli olarak adv. secretly
gizli olarak adv. in secret
Phrasals
gizli tutmak hush something up
Colloquial
gizli kapaklı hush-hush
gizli kapaklı underground
gizli kapaklı değil in the open
gizli kapaklı değil into the open
son derece gizli olarak in strict confidence
Idioms
birine gizli/herkesin bilmediği bir sırrı açıklamak let somebody in on something
cinayet gizli kalmaz murder will out
en gizli şeylerini anlatmak bare one's soul
gizli bir kozu olmak have something up one's sleeve
gizli bir şekilde birisine yaklaşmak/onunla arkadaşlık etmek play footsie with someone
gizli ortak silent partner (us)
gizli tutmak brush under the carpet
gizli tutmak keep dark
gizli tutmak sweep under the carpet
gizli tutmak brush under the rug
Speaking
onların gizli silahı their secret weapon
Slang
tartışmayı etkileyecek gizli nokta kicker
Trade/Economic
gizli belge restricted matter
gizli bir formül ile yapılan ilaç patent medicine
gizli ek confidential annex
gizli enflasyon hidden inflation
gizli görüşmeler confidential communications
gizli işsizlik disguised unemployment
gizli işsizlik hidden unemployment
gizli kredi confidential credit
gizli kusur latent defect
gizli muhasebe confidential accounting
gizli olmayan ek nonconfidential annex
gizli oturum secret session
gizli pazarlama undercover marketing
gizli taraflar secret parts
gizli varlıklar hidden assets
gizli zarar hidden damage
Law
dolandırma amacıyla üçüncü bir şahısla gizli anlaşma yapmak collude
gizli celse session without strangers
gizli celse kararı decision for closed session
gizli duruşma secret trial
gizli görev undercover assignment
gizli plan conspiracy
gizli polis programı undercover police program
gizli tertip confederacy
suç işlemek amacıyla gizli ittifak oluşturan şahıs machinator
suç işlemek amacıyla gizli ittifak oluşturan şahıs co-conspirator
suçu gizli tutma concealment of a felony
Politics
ayin yapmak amacıyla yapılan gizli toplantı conventicle
gizli ajan operative
gizli celse in camera sitting
gizli dosyaların sızması leak of secret files
gizli oy ballot
gizli oy verme usulü secret ballot
gizli oylama secret ballot
gizli plan secret plot
gizli reklam surreptitious advertising
gizli reklam secret advertisement
gizli toplantı clandestine gathering
ingiliz gizli servisi her majesty's secret service
Technical
erimenin gizli ısısı latent heat of fusion
gizli basamak concealed footsteps
gizli bozukluklar dormant defects
gizli dönem latent period
gizli ısı latent heat
özgül gizli ısı specific latent heat
Computer
gizli bilgi blind text
gizli değişken latent variable
gizli dosyalar hidden fields
gizli kalın hidden bold
gizli klasörler hidden folders
gizli nesneleri hidden objects
gizli sistem dosyalarını göster show hidden system files
gizli slayt hidden slides
gizli slayt hidden slide
gizli slayt sayısı number of hidden slides
gizli sütunlar hidden columns
gizli: adı bcc: name
yinele gizli resend bcc
Informatics
gizli damga watermark
kabloya gizli saplama wiretap
Construction
gizli taşıyıcılı tavan sistemi clip-in ceiling system
Medical
dışkıda gizli kan faecal occult blood
gizli parotis apsesi occult parotid abscess
Statistics
gizli kök latent root
gizli periyodiklik çizelgesi scheme of hidden periodicity
gizli vektör latent vector
Literature
gizli anlatıcı covert narrator
Religious
günah çıkarılan gizli oda confessional
Geography
gizli yağış occult precipitation
Military
gizli anahtar private key
gizli dil secret language
gizli faaliyet clandestine operation
gizli kayıp concealed loss
gizli servis secret service
British Slang
gizli kapaklı shonky