Parallel... - Türkisch Englisch Wörterbuch

Parallel...

Bedeutungen, die der Begriff "Parallel..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
parallel adj. aynı doğrultuda olan
parallel adj. paralel
General
parallel bars n. jimnastik aleti
parallel computers n. paralel bilgisayarlar
parallel operation n. paralel operasyon
parallel n. paralel çizgi
parallel bars n. paralel
parallel line n. paralel çizgi
parallel plate viscometer n. paralel plaka viskometresi
parallel of latitude n. paralel daire
parallel n. nazire
parallel n. benzerlik
parallel n. koşut çizgi
striking parallel n. dikkat çekici benzerlik
striking parallel n. dikkat çekici paralellik
parallel universe n. paralel dünya
parallel world n. paralel dünya
parallel universe n. paralel evren
parallel world n. paralel evren
parallel n. paralellik
parallel n. karşılaştırma
parallel n. paralel harita çizgisi
parallel n. birden fazla görev veya işlemin eş zamanlı gerçekleştirildiği durum
parallel n. benzerlik
parallel n. paralel eğri
parallel n. baskıda kullanılan beşinci referans işareti karakteri
parallel cousin n. paralel kuzen
parallel n. paralelizm
parallel n. askı ayaklığına benzer ayaklık
parallel n. paralel kenarlı metal şerit
parallel n. zemine paralel yüksek platform
parallel n. eşlenik şey
parallel n. denk
parallel n. aynı gerilim farkının iki veya daha fazla rezistansa uygulandığı elektrik cihazı devresi
parallel n. paralel hat
parallel n. tamamen aynı unsurlar
parallel motion n. paralel ses hareketi
parallel n. fiziksel denklik
parallel n. fiziksel paralellik
parallel n. mukabil
parallel motion n. iki sesin aynı yönde kaydettiği melodik ilerleme
parallel n. paralel cetvel
parallel motion n. paralel hareket
parallel n. kıyas
parallel motion n. doğrusal hareket
parallel n. birbirine denk unsurlar
parallel cousin n. teyze veya amcadan olan kuzen
parallel motion n. paralel hareket yaratan bağlı mekanizma
parallel n. istihkam yüzüne neredeyse paralel uzun siper hattı
parallel n. paralel küre hattı
parallel n. paralel kenarlı metal blok
parallel n. paralel yüzey
parallel motion n. paralel hareket yaratan birleşik bağlantı
parallel n. paralel pozisyon
parallel v. karşılaştırmak
be parallel with v. benzemek
draw a parallel between v. benzetmek
parallel v. paralel olarak koymak
parallel v. ile karşılaştırmak
be parallel v. muvazi olmak
be parallel to v. benzemek
parallel v. kıyaslamak
draw a parallel between v. karşılaştırmak
parallel v. benzetmek
parallel v. paralel olmak
parallel v. paralel yapmak
go parallel with v. paralel gitmek
be parallel to v. -e benzemek
be parallel with v. -e benzemek
be parallel to v. -e paralel olmak
be parallel with v. -e paralel olmak
parallel [obsolete] v. benzerini oluşturmak
parallel [obsolete] v. benzerini göstermek
parallel [obsolete] v. aynısını örnek vermek
parallel [obsolete] v. paralelini yaratmak
parallel v. eşleştirmek
parallel v. (bir şey) denk göstermek
parallel [obsolete] v. aynısını oluşturmak
parallel v. (bir şeye) paralel göstermek
parallel adj. aynı
parallel adj. benzer
parallel adj. yan yana ve birbirini kesmeden uzayıp giden
parallel adj. muvazi
parallel adj. koşut
without parallel adj. benzersiz
without parallel adj. eşsiz
without parallel adj. rakibi olmayan
parallel adj. karşılaştırılabilen
parallel adj. karşılaştırılan
parallel adj. aynı yönde olan
parallel adj. tekabül eden
parallel adj. eşit uzaklıkta olan
parallel adj. benzeşen
parallel adj. aynı yatkınlığı olan
parallel adj. aynı gelişimi izleyen
parallel adj. eşlik eden
parallel adj. eşlenik
parallel adj. eşit mesafeli
parallel adj. benzer
parallel adj. ortak yönlü
parallel adj. aynı yönde seyreden
parallel adj. peşi sıra gelen
parallel adj. aynı noktayı gösteren
parallel adj. aynı sonuca varan
parallel adj. ardışık hareketli
parallel adj. taban tabana ayarlanan
parallel adj. aynı zamanda olan
parallel adj. birbirini izleyen
parallel adj. aynı yolu izleyen
parallel adj. eşleşen
parallel adj. yan yana olan
parallel adj. benzer çizgide
in parallel adv. paralel olarak
in parallel with the requirements adv. ihtiyaçlar doğrultusunda
in parallel with this purpose adv. bu amaç doğrultusunda
in parallel adv. paralel durumda
in parallel adv. koşut olarak
parallel adv. paralel uzanarak
parallel adv. paralel bir şekilde
parallel adv. taban tabana
in parallel with prep. buna bağlı olarak
in parallel with prep. -e paralel olarak
parallel to prep. -e paralel
in parallel with prep. paralelinde
in parallel to prep. paralelinde
Phrases
in parallel with these developments expr. bu gelişmeler doğrultusunda
in parallel with these developments expr. bu gelişmelere paralel olarak
Trade/Economic
parallel market n. paralel piyasa
parallel economy n. kayıtdışı ekonomi
parallel standards n. ikili para standardı
parallel loan n. paralel kredi
parallel standard n. paralel standart
parallel import n. paralel ithalat
parallel meeting n. paralel/eş zamanlı toplantı
parallel sourcing n. bir ürünü en az iki üreticiden alma
parallel importing n. (özellikle farmasötik ilaçlar için) yerel üreticiden daha ucuza mal satan satıcıdan yapılan ithalat
parallel importing n. paralel ithalat
Law
parallel lawsuit n. mukabil dava
parallel lawsuit n. karşı dava
Politics
parallel state n. paralel devlet
parallel structure n. paralel yapı
parallel diplomacy n. paralel diplomasi
Technical
parallel port mode n. paralel kapı kipi
parallel inverse feedback n. paralel ters geribesleme
parallel resonance n. paralel rezonans
parallel storage n. koşut bellek
parallel flow n. paralel akım
connection in parallel n. paralel bağlama
parallel access n. paralel erişim
parallel adder n. koşut toplayıcı

Bedeutungen, die der Begriff "Parallel..." mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 4 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Technical
parallel sargı tarafından oluşturulan alan akımı shunt field current n.
parallel bağlantı shunt n.
devreye parallel bağlanmış shunted adj.
Automotive
parallel park parallel parking n.