aynı - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

aynı



Bedeutungen von dem Begriff "aynı" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 48 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
aynı identical adj.
aynı same adj.
General
aynı the same n.
aynı same difference n.
aynı doublet n.
aynı facsimile n.
aynı one and the same n.
aynı spitting image of adj.
aynı very image of adj.
aynı self adj.
aynı selfsame adj.
aynı similar adj.
aynı duplicate adj.
aynı equal adj.
aynı one adj.
aynı identical adj.
aynı all of a piece adj.
aynı tantamount adj.
aynı set adj.
aynı double adj.
aynı uniform adj.
aynı veritable adj.
aynı very adj.
aynı parallel adj.
aynı just like adj.
aynı look-alike adj.
aynı of a piece with adj.
aynı identic adj.
aynı of a piece adj.
aynı corresponding adj.
aynı alike adj.
aynı same adj.
aynı in kind adv.
aynı to a hair adv.
aynı ditto adv.
aynı in rem adv.
aynı identically adv.
aynı eadem adv.
aynı idem adv.
aynı like prep.
aynı homeo- pref.
aynı tauto- pref.
aynı homo- pref.
Speaking
aynı no change
Technical
aynı same
aynı uniform
aynı identical
aynı alike

Bedeutungen, die der Begriff "aynı" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
aynı fikirde olmak agree v.
aynı fikirde olmamak disagree v.
aynı doğrultuda olan parallel adj.
aynı seviyede even (with) adj.
aynı biçimde likewise adv.
aynı şekilde likewise adv.
aynı zamanda at the same time adv.
General
aynı acıyı hissetmek sympathize v.
aynı acıyı hissetmek sympathise v.
aynı alanda farklı tarım ürünleri yetiştirmek intercrop v.
aynı amaca hizmet etmemek serve at cross purposes v.
aynı ana denk gelmek coincide v.
aynı anda aynı şeyi hissetmek feel the same thing at the same time v.
aynı anda birkaç görevi yerine getirmek multitask v.
aynı anda birkaç iş/görev yapmak juggle several tasks at once v.
aynı anda bulunmak co-exist v.
aynı anda dikmek interplant v.
aynı anda iki eşe birden sahip olmak have two spouses at the same time v.
aynı anda olmak synchronise v.
aynı anda olmak synchronize v.
aynı anda olmak concur v.
aynı anda söze başlamak intercede with v.
aynı anda söze karışmak intercede with v.
aynı anda var olmak coexist v.
aynı anda yapmak accompany v.
aynı anda yaratmak concreate v.
aynı anlama gelmek have the same meaning v.
aynı anlamda olmak have same meaning v.
aynı anlamda olmak have the same meaning v.
aynı anlamı taşımak bear the same meaning v.
aynı anlamı taşımak have the same meaning v.
aynı anlamı taşımak carry the same meaning v.
aynı ayarda olmak be in step with something v.
aynı ayarda olmak (birisiyle) be in step with somebody v.
aynı bedende birleşmek coalite v.
aynı bırakmak leave something same v.
aynı bırakmak leave untouched v.
aynı bırakmak leave unchanged v.
aynı boyunduruğa koşmak yoke with v.
aynı çatı altında toplamak bring together under the same roof v.
aynı çatı altında toplamak assemble under the same roof v.
aynı çatı altında toplanmak gather under the same roof v.
aynı çatı altında yaşamak live under the same roof v.
aynı dalga boyunda sinyal göndererek yayını anlaşılmaz hale getirmek jam v.
aynı dili konuşmak talk the same language v.
aynı dili konuşmak speak the same language v.
aynı durum ile karşılaşmak face with the same situation v.
aynı düşüncede olmak go along v.
aynı düşüncede olmak hold with v.
aynı düşüncede olmak go along with somebody v.
aynı düşüncede olmak go along with v.
aynı düşüncede olmamak disagree v.
aynı düşüncede olmamak disagree with v.
aynı düşüncelere sahip olmak be on the same wavelength v.
aynı düşünmek think in the same way v.
aynı düşünmek think similarly v.
aynı düzeyde kalmak keep up with v.
aynı düzeyde olmak equal v.
aynı düzeyde olmak rank pari passu v.
aynı düzeye gelerek uyum sağlamak get abreast v.
aynı düzeye gelmek catch up with v.
aynı düzeye gelmek get abreast v.
aynı düzeye getirmek catch up v.
aynı düzeye ulaşmak come up to someone's shoulder v.
aynı evde hep beraber yaşamak cohabitate v.
aynı fikirde olmak agree v.
aynı fikirde olmak go along v.
aynı fikirde olmak concur v.
aynı fikirde olmak subscribe to v.
aynı fikirde olmak weigh in with v.
aynı fikirde olmak be all of one mind about v.
aynı fikirde olmak agree with v.
aynı fikirde olmak see eye to eye with v.
aynı fikirde olmak see eye to eye v.
aynı fikirde olmamak dissent v.
aynı fikirde olmamak differ v.
aynı fikirde olmamak disagree v.
aynı fikirde olmamak differ from v.
aynı fikirde olmamak controversialize v.
aynı fikirde olmamaya razı olmak agree to disagree v.
aynı fiyata satılmak be sold at the same price v.
aynı frekansta olmak be on the same wavelength v.
aynı görevi görmek serve the same purpose v.
aynı görevi görmek have the same function v.
aynı görüşlerde olmak be eye to eye v.
aynı görüşlere sahip olmak hold similar views v.
aynı görüşleri paylaşmak share the same views v.
aynı görüşte olmak go along with v.
aynı görüşte olmamak dissent v.
aynı görüşte olmamak have a different opinion v.
aynı görüşte olmamak disagree with v.
aynı görüşte olmamak be inconsistent with v.
aynı görüşü paylaşmak carry along v.
aynı görüşü paylaşmak share the same opinion v.
aynı hareketi yapmak follow suit v.
aynı hataları yapmak make the same mistakes v.
aynı hızla uzunca bir süre gitmek cruise v.
aynı hizada olmak be in alignment v.
aynı hizaya getirmek align v.
aynı hücreyi paylaşmak share the same cell v.
aynı ilgi alanlarına sahip olmak have the same interests v.
aynı işi görmek serve the same purpose v.
aynı işi görmek have the same function v.
aynı işleve sahip olmak have the same function v.
aynı işleve sahip olmak serve the same purpose v.
aynı kaderi paylaşmak have a similar fate v.
aynı kaderi paylaşmak share the same fate v.
aynı kafada olmak be of the same opinion v.
aynı kafadan olmak be of the same mind v.
aynı kafadan olmak think the same v.
aynı kafadan olmak share the same opinion/view v.
aynı kafadan olmak be on the same wavelength v.
aynı kağıttan oynamak return v.
aynı kalmak remain unchanged v.
aynı kalmak remain the same v.
aynı kalmak remain same v.
aynı kefede değerlendirmek put something in the same equation v.
aynı kefeye koymak equate v.
aynı kefeye koymak put something in the same equation v.
aynı koşulların var olduğunu kabul etmek would assume the same conditions v.
aynı kulvarda olmak be on a par with someone v.
aynı kurallara uymamak not to play by the same rules v.
aynı kuvvetle karşı koymak countervail v.
aynı masada toplanmak gather around the same table v.
aynı masanın çevresinde toplanmak gather around the same table v.
aynı noktaya değinmek make similar point v.
aynı odayı paylaşmak chum v.
aynı olmak be the same v.
aynı olmamak not be the same v.
aynı ortamı paylaşmak share the same ambiance v.
aynı ortamı paylaşmak share the same environment v.
aynı paraya satılmak be sold at the same price v.
aynı pota içinde eritmek melt in the same pot v.
aynı problem ile karşılaşmak face the same problem v.
aynı problem ile karşılaşmak encounter the same problem v.
aynı problemle karşılaşmak encounter the same problem v.
aynı problemle karşılaşmak face the same problem v.
aynı renkten oynamak follow suit v.
aynı saymak consider same v.
aynı saymak identify v.
aynı sesi tekrar etmek alliterate v.
aynı sesi tekrarlamak alliterate v.
aynı sokakta karşılıklı evlerde oturmak live across the street from each other v.
aynı soydan çiftleştirmek inbreed v.
aynı şehirde yaşamak live in the same town v.
aynı şekilde hareket etmek fall into line with v.
aynı şekilde karşılık verilmek retaliate v.
aynı şekilde karşılık vermek give somebody a dose of their own medicine v.
aynı şekilde karşılık vermek give somebody a taste of their own medicine v.
aynı şeye sahip olmak own something in common v.
aynı şeyi durmadan ve her yerde tekrarlamak constantly make something the main topic of conversation v.
aynı şeyi söylemek tell the same thing v.
aynı şeyi tekrar tekrar söylemek ring the changes on v.
aynı şeyi yapmak follow suit v.
aynı şeyi yapmak follow the suit v.
aynı şeyleri tekrarlayıp durmak harp on v.
aynı tadı vermek give the same taste v.
aynı tarlada farklı bitkileri yetiştirmek intercrop v.
aynı trene binmek take the same train v.
aynı tutmak identify v.
aynı türden olmak be from the same species v.
aynı uçakta/uçuşta olmak be on the same flight v.
aynı yapmak uniform v.
aynı yapmak unify v.
aynı yemeğe talim etmek have to eat the same food v.
aynı yerde bulunmak exist or stand in the same place v.
aynı yola çıkmak lead to the same result as another v.
aynı yola farklı yönlerden gelmek come each way in different directions v.
aynı yoldan geri dönmek backtrack v.
aynı yoldan geri dönmek double back v.
aynı yoldan geri gitmek retrace one's steps v.
aynı yönde hareket etmek move in the same direction v.
aynı yönetim altında birleştirmek syndicate v.
aynı zamana ayarlamak synchronise v.
aynı zamana ayarlamak synchronize v.
aynı zamana denk gelmek coincide v.
aynı zamana denk gelmek concur v.
aynı zamana denk gelmek coinciding v.
aynı zamana rastlamak clash v.
aynı zamana rastlamak concur v.
aynı zamana rastlamak coincide v.
aynı zamana rastlamak coincide with v.
aynı zamanda olmak concur v.
aynı zamanda oluşturmak concreate v.
aynı zamanda rastlamak coincide with v.
beklenenle aynı oranda olmak be in the right ballpark v.
bir tarlayı aynı anda sulayıp gübrelemek fertigate v.
birini başkalarıyla aynı kefeye koymak lump someone together with v.
birini başkalarıyla aynı tutmak lump someone together with v.
birisiyle aynı eve taşınmak move in with someone v.
birisiyle aynı görüşte/düşüncede olmamak beg to differ with someone v.
biriyle aynı evde yaşamaya başlamak move in with someone v.
biriyle aynı fikirde olmak hold opinion with v.
çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak hold a child back a year v.
dönüp dolaşıp aynı noktaya gelmek come full circle v.
dönüp dolaşıp aynı şeyi anlatmak harp on v.
hep aynı telden çalmak harp on something v.
hep aynı tür rolleri vermek typecast v.
iki farklı maddeyi aynı anda yakmak cofire v.
ile aynı fikirde olmak hold with v.
ile aynı fikirde olmak be one with v.
ile aynı fikirde olmamak differ with v.
ile aynı görüşte olmamak disagree with v.
ile aynı hızda gitmek keep up with v.
ile aynı odayı paylaşmak double up with v.
ile aynı olmak be tantamount to v.
ile aynı tempoda gitmek keep up with v.
iskambilde aynı renkten oynamak follow the suit v.
koymak (bir mektupla aynı zarf içine) enclose v.
metindeki satırların sağ ve sol kenarlarını aynı hizaya getirmek justify v.
neredeyse/yaklaşık (bir şeyle) aynı/benzer olmak come close v.
sıralamada aynı değerde olmak rank pari passu v.
sürekli aynı rolü vermek typecast v.
tamamen aynı fikirde olmak see eye to eye v.
tamamen aynı görüşte olmak be solidly for v.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar crawl n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar tour n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar-hopping n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme pub crawl n.
(genelde nikahsız) aynı evi paylaşan kimse cohabitant n.
akran/aynı yaşta olan agemate n.
aslının aynı exact copy of the original n.
aslının aynı true copy of the original n.
aslının aynı true and exact copy of the original document n.
aslının aynı nüsha tenor n.
aynı ada sahip kimse namesake n.
aynı adı taşıyan namesake n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ evening primrose oil n.
aynı adı taşıyan bitkinin tohumlarından elde edilen çok değerli bir yağ primrose evening oil n.
aynı adlı namesake n.
aynı adlı homonym n.
aynı anda birçok yerde olma yetisi ubiquity n.
aynı anda çeşitli meteorolojik olguları kaydeden cihaz meteograph n.
aynı anda hem özne hem de nesne konumunda olma durumu assujetissement n.
aynı anda her yerde bulunma ubiquity n.
aynı anda iki aracın yarıştığı bir çeşit araba/motor yarışı drag racing n.
aynı anda iki farklı yöne sallanan ikili oyun ipi double dutch n.
aynı anda iki yerde birden olma bilocation n.
aynı anda iki zıt fikre inanma doublethink n.
aynı anda olma concurrence n.
aynı anda olma concurrency n.
aynı anda olma simultaneousness n.
aynı anda yapılan işlem simultaneous operation n.
aynı anlam same meaning n.
aynı basım facsimile n.
aynı birimle ölçülebilme commensurability n.
aynı cins same quality n.
aynı cinsten olma congenialness n.
aynı derecede yıkıcı etki equally devastating effect n.
aynı dereceden kimse fellow n.
aynı dönem same period n.
aynı duyguları paylaşma fellow feeling n.
aynı düşüncede olma communion n.
aynı eski aşk same old love n.
aynı etkiler same effects n.
aynı evde yaşayan kimse cohabitant n.
aynı fikirde olma agreement n.
aynı film the same film n.
aynı gemide hizmet eden shipmate n.
aynı gün same day n.
aynı hareketli kaslar congenerous muscles n.
aynı hatta gidiş geliş sefer yapan tren shuttle train n.
aynı hızla giden bir sürücünün bir süre sonra hızlı gittiğini algılıyamaması velocitization n.
aynı hizaya getirme alignment n.
aynı inancı paylaşanlar grubu a group sharing equal belief n.
aynı isimli namesake n.
aynı isimli homonym n.
aynı kabileden/gruptan birisiyle yapılan evlilik intermarriage n.
aynı kabileden/gruptan birisiyle yapılan evlilik inmarriage n.
aynı kalite same quality n.
aynı kıta içinde düzenlenen geziler short haul n.
aynı konu üzerinde düşünüp durma rumination n.
aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa (gazete) spread n.
aynı kökten türemiş olma durumu conjugateness n.
aynı kökten türemiş sözcük conjugate n.
aynı kuluçkadan çıkan yavruların tümü covey n.
aynı mağazalar zincirine bağlı mağaza chain store n.
aynı masada oturanların hepsi table n.
aynı meslekten/topluluktan kimseleri ifade eden bir söz brethren n.
aynı nadir kan grubu same rare blood type n.
aynı odayı paylaşma chummage n.
aynı okuldan mezun kişilerin geliştirdiği birbirini gözetme ilişkisi old-boy network n.
aynı olma (fikir) concurrence n.
aynı para same money n.
aynı paranın iki yüzü two sides of the same coin n.
aynı paranın iki yüzü two faces of the same coin n.
aynı partiden seçime katılan aday running mate n.
aynı rota üzerinde yol alan gemi tren gibi taşıtların seferleri arasındaki zaman headway n.
aynı sesi tekrar etme alliteration n.
aynı sesin tekrarı alliteration n.
aynı sesletime sahip farklı anlama gelen kelimeleri karıştırma malapropism n.
aynı sınıf same class n.
aynı sınıftan kimseler tribe n.
aynı soydan çiftleştirme inbreeding n.
aynı soydan gelme cognation n.
aynı soydan gelme filiation n.
aynı şarkı same song n.
aynı şekil kind n.
aynı şey ditto n.
aynı takımda yarışan at running mate n.
aynı tasarım same design n.
aynı tür same kind n.
aynı tür fellow n.
aynı türden olan congener n.
aynı türden olan şey homogenesis n.
aynı türden şey congener n.
aynı ülkeden olan fellow countryman n.
aynı ülkenin vatandaşı compatriot n.
aynı yardım public relief n.
aynı yaş grubu same age group n.
aynı yazar idem n.
aynı yere geri dönme backtrack n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması ride-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması covoiturage n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması car-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpool n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması lift-sharing n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması carpooling n.
aynı yere giden kişilerin her ay birinin aracını ortaklaşa kullanarak hem trafik sıkışıklığını hem de yakıt vb gibi masrafları azaltması rideshare n.
aynı yıl ve yerdeki üzümler kullanılarak üretilmiş şarap vintage wine n.
aynı yönetim altında bulunan gazeteler grubu a newspaper syndicate n.
aynı zaman diliminde olma contemporization n.
aynı zaman diliminde olma contemporisation n.
aynı zamana rastlama concurrence n.
aynı zamanda birçok yerde mevcut olma ubiquity n.
aynı zamanda olma coincidence n.
aynı zamanda planlama concurrent planning n.
aynı zamanda ve aynı hızla paripassu n.
aynı zamanda yer alma conjunction n.
babasıyla aynı adı taşıyan kimsenin adına eklenir junior n.
başkası ile aynı evde oturan kimse inmate n.
bir bölgede birden fazla dilin aynı anda bulunması polyglossia n.
bir bölgedeki kuşlara yapılan aynı zamanlı saldırı epornitic n.
bir canlı türünde aynı karakteri taşıyan canlıların oluşturduğu alt bölüm race n.
bir grup insanın aynı sigarayı sırayla içmesi chainsmoke n.
bir kart çekip çıkan kelimeyi aynı gruptaki oyunculara çizerek anlatmaya çalıştığınız bir oyun pictionary n.
bir yönetim altında bulunan aynı türden bir grup ticari kuruluş syndicate n.
birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri spouse n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction-level event (ele) n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi extinction event n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi biotic crisis n.
birden çok canlı türünün soyunun aynı zaman aralığı içinde tükenmesi mass extinction n.
birlik durumda yaşayan aynı türden organizmaların oluşturduğu topluluk colony n.
dini aynı olan kimse coreligionist n.
dini aynı olan kimse co-religionist n.
dolaşıp aynı noktaya gelen yol circuit n.
dönüp dolaşıp aynı noktaya gelinen mesele vicious cycle n.
gönderilen şeyler (mektupla aynı zarf içinde) enclosures n.
hepsi aynı same difference n.
herkes için aynı fiyat flat rate n.
iki elini de aynı beceriyle kullanabilme ambidexterity n.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofire n.
iki farklı maddeyi aynı anda yakma cofiring n.
iki tarafın da aynı oranda kazanması veya kaybetmesi zero-sum game n.
kaba veya ağır bir söz yerine aynı anlamı veren daha hafif bir söz söyleyen euphemist n.
karşı tarafta aynı yeri işgal eden kimse his opposite number n.
karşısındaki ile aynı duyguyu paylaşma sympathies n.
kırık veya diğer dişlerle aynı hizada olmayan diş snaggletooth n.
rüzgar yönünün seyir halindeki araçla aynı olması tail wind n.
sağdan sola veya soldan sağa aynı okunan kelime palindrome n.
sekizi aynı doğumda doğan bebekler octuplet n.
soyu aynı olma filiation n.
tıpatıp aynı spit n.
tıpatıp aynı replica n.
aslının aynı same as original adj.
aslının aynı true adj.
aşağı yukarı aynı roughly comparable adj.
aynı amaçlı olan collateral adj.
aynı anda simultaneous adj.
aynı anda birden fazla yerde olan ubiquitous adj.
aynı anda birden fazla yerde olan omnipresent adj.
aynı anda her yerde olabilen omnipresent adj.
aynı anda olan simultaneous adj.
aynı anlamlı synonymous adj.
aynı atadan olma consanguineous adj.
aynı birimle ölçülebilen commensurable adj.
aynı cinsten of a kind adj.
aynı cinsten homogenous adj.
aynı derecede coordinate adj.
aynı derecede muhtemel olan equiprobable adj.
aynı derecede önemli equally important adj.
aynı duyguları paylaşan sympathetic adj.
aynı düzeyde even (with) adj.
aynı düzeyde equal adj.
aynı düzeyde quits adj.
aynı düzeyde flush adj.
aynı evi paylaşan cohabiting adj.
aynı familyadan olan congenerous adj.
aynı fikirde like minded adj.
aynı fikirde unanimous adj.
aynı fikirde olan agreed adj.
aynı frekanslı synchronous adj.
aynı güçte of equal strength adj.
aynı hisseden sympathetic adj.
aynı hizada olan flush adj.
aynı iki tür two of a kind adj.
aynı isimli with identical name adj.
aynı kafada like minded adj.
aynı kökenli cognate adj.
aynı kökten cognate adj.
aynı kökten gelen paronymous adj.
aynı kökten türemiş conjugate adj.
aynı mahalleden olmayan nonlocal adj.
aynı mesafede olan equidistant adj.
aynı miktarda as much adj.
aynı olan concurrent adj.
aynı onda olmuş coexisted adj.
aynı ölçekle ölçülebilen commensurable adj.
aynı ölçü ile ölçülebilen commensurable adj.
aynı özellikleri gösteren showing the same characteristics adj.
aynı soydan kindred adj.
aynı soydan gelen connate adj.
aynı soydan gelen cognate adj.
aynı soydan gelen sib adj.
aynı soydan gelen collateral adj.
aynı süreli coextensive adj.
aynı tarafa ait ipsilateral adj.
aynı tür all of a piece adj.
aynı türden congenial adj.
aynı türden cognate adj.
aynı türden of a sort adj.
aynı türden allied adj.
aynı türden kindred adj.
aynı türden olan congenerical adj.
aynı türden olan congeneric adj.
aynı yapılı olan homogeneous adj.
aynı yaşta contemporary adj.
aynı yerde ve aynı zamanda gerçekleşen co-located adj.
aynı yörüngede hareket eden synchronous adj.
aynı zamana ait contemporary adj.
aynı zamana rastlayan coinciding adj.
aynı zamana rastlayan concurrent adj.
aynı zamanda her yerde bulunan ubiquitous adj.
aynı zamanda iyi ve kötü olan dulcamara adj.
aynı zamanda meydana gelen simultaneous adj.
aynı zamanda meydana gelen coinciding adj.
aynı zamanda meydana gelen concurrent adj.
aynı zamanda meydana gelen coincident adj.
aynı zamanda meydana gelen cooccurring adj.
aynı zamanda olan contemporaneous adj.
aynı zamanda olan simultaneous adj.
aynı zamanda olan equitemporaneous adj.
aynı zamanda olan concurrent adj.
aynı zamanda olmayan asynchronous adj.
aynı zamanda oluşan concurrent adj.
aynı zamanda ya da aynı yerde varolan coexisted adj.
aynı zamanda yapılan isochronic adj.
aynı zamanda yapılan simultaneous adj.
aynı zamanlı concurrent adj.
aynı zamanlı synchronous adj.
başından sonuna kadar aynı güçle sürdürülen sustained adj.
başından sonuna kadar aynı seviyede sürdürülen sustained adj.
birbirinin aynı cookie-cutter adj.
birbiriyle aynı same as one another adj.
birbiriyle aynı identical adj.
birbiriyle aynı same in adj.
birbiriyle aynı selfsame adj.
birden fazla dilin aynı anda bulunduğu (bölge) polyglossic adj.
birebir aynı exact same adj.
birebir aynı exactly the same adj.
büsbütün aynı one and the same adj.
devamlı aynı şekilde devam eden (müzik) monotonous adj.
durmadan aynı şekilde akan (su) steady adj.
hemen hemen aynı almost the same adj.
hemen hemen aynı pretty much the same adj.
hemen hemen aynı much the same adj.
hep aynı kalan standing adj.
hepsi aynı büyüklükte all of a size adj.
her zaman aynı çıtayı yakalayamayan spotty adj.
her zaman aynı seviyeyi tutmayan (iş) inconsistent adj.
iki aynı şey arasına yerleşmiş intermediate adj.
iki elini aynı beceriyle kullanabilen ambidextrous adj.
iki elini aynı şekilde kullanabilen ambidextrous adj.
iki elini de aynı biçimde kullanabilen ambidextrous adj.
ile aynı identical with adj.
ile aynı hizada level with adj.
ile aynı hizaya konmuş aligned with adj.
konjonktürle aynı yönde hareket eden procyclical adj.
konuyu aynı yönden ele alan synoptic adj.
kökeni aynı olan collateral adj.
kökü aynı olan cognate adj.
nerdeyse aynı almost the same adj.
nerdeyse aynı much the same adj.
tabiatı aynı olan connatural adj.
tıpatıp aynı for all the world like adj.
tıpatıp/birebir aynı/benzer exact same adj.
yumuşak ama aynı zamanda sakız kıvamında olan fudgy adj.
aynı anda tout de suite (french) adv.
aynı anda at the same time adv.
aynı anda meanwhile adv.
aynı anda at once adv.
aynı anda at one and the same time adv.
aynı anlayışla in the same vein adv.
aynı anlayışla along the same line adv.
aynı ayarda in step adv.
aynı biçimde in a similar way adv.
aynı cinsten on the same lines adv.
aynı derecede on the same plane adv.
aynı derecede equally adv.
aynı derecede as well adv.