like - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

like

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "like" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 32 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
like v. beğenmek
like v. hoşlanmak
like v. sevmek
like prep. gibi
General
like v. hoşuna gitmek
like v. sempati duymak
like v. hazzetmek
like v. istemek
like v. rağbet etmek
like v. dilemek
like v. tutmak
like v. beğenmek
like v. hoşlanmak
like v. sevmek
like v. beğeni duymak
like n. beğeni
like n. benzeri
like n. zevk
like n.
like n. benzer
like adj. eşit
like adj. müşabih
like prep. aynı
like prep. olası
like prep. gibi
like suf. -imsi
like suf. -mis gibi
Colloquial
like tav olmak
Technical
like hoşlanmak
like gibi
like sevmek
Ottoman Turkish
like mümasil

Bedeutungen, die der Begriff "like" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
baby-like adj. bebek gibi
General
fall like a bombshell v. gündeme bomba gibi düşmek
stick like a leech v. sülük gibi yapışmak
flow like water v. dere gibi akmak
go like clockwork v. yolunda gitmek
work like hell v. harıl harıl çalışmak
swear like a trooper v. kalaylamak
go like hot cakes v. peynir ekmek gibi gitmek
spread like wildfire v. ağızda sakız olmak
work like a demon v. çok çalışmak
go like clockwork v. tıkırında gitmek
feel like v. gibi hissetmek
lie like a trooper v. çok yalan söylemek
live like fighting cocks v. krallar gibi yaşamak
behave like an enemy v. düşman kesilmek
become like granite v. granitleşmek
be like a fish out of water v. sudan çıkmış balığa dönmek
like better v. tercih etmek
sell like hot cakes v. kapanın elinde kalmak
sting like a bee v. arı gibi sokmak
feel like a fish out of water v. denizden çıkmış balığa dönmek
know something like the back of one's hand v. adı gibi bilmek
end up like somebody v. akıbetine uğramak
make it look like an accident v. kaza süsü vermek
live like a gentleman v. efendi gibi yaşamak
feel like 30 cents v. utancından yerin dibine geçmek
feel like crying v. ağlamaklı olmak
know a place like the palm of one's hand v. avucunun içi gibi bilmek
grin like a cheshire cat v. sırıtmak
swim like a brick v. batmak
like one another v. hoşlaşmak
eat like a horse v. ayı gibi yemek
look like v. gibi görünmek
grin like a cheshire cat v. pişmiş kelle gibi sırıtmak
would like v. istemek
become like ebony v. abanoz kesilmek
sleep like a log v. deliksiz uyumak
behave like a beast v. canavarlaşmak
stare like a stuck pig v. ağzı açık ayran delisi gibi bakmak
make it look like a suicide v. intihar süsü vermek
treat somebody like a dirt v. hiçe saymak
feel like v. duygusu içinde olmak
cling like a leech v. sülük gibi yapışmak
feel like v. içinden gelmek
swear like a trooper v. ana avrat düz gitmek
fit like a glove v. tıpatıp uymak
fit like a glove v. kalıp gibi oturmak
know like the palm of one's hand v. avucunun içi gibi bilmek
spend money like water v. tutarsızca fazlasıyla para harcamak
spend money like water v. su gibi para harcamak
look like v. benzemek
become like a prison to v. zindan olmak
sleep like a log v. leş gibi uyumak
eat like a horse v. kurt gibi yemek yemek
eat like a horse v. öküz gibi yemek
feel like 30 cents v. yerin dibine geçmek
treat somebody like a fool v. deli yerine koymak
look like somebody v. adama dönmek
be treated like a criminal v. suçlu muamelesi görmek
tremble like an aspen leaf v. tir tir titremek
sleep like a baby v. bebek gibi uyumak
spread like wildfire v. büyük bir hızla yayılmak
attack a meal like a ravenous wolf v. aç kurt gibi saldırmak
sound like v. gibi gelmek
sell like hot cakes v. yok satmak
feel like v. canı istemek
look like v. birisine çekmek
seems like v. sanki
sell like hot cakes v. kapışılmak
look like somebody v. adama benzemek
treat somebody like a fool v. salak yerine koymak
treat somebody like a fool v. enayi muamelesi yapmak
behave like a european v. frenkleşmek
seem like v. gibi gelmek
not to like v. hoşlanmamak
drink like a fish v. fazla içki içmek
go like hot cakes v. yok satmak
swear like a trooper v. ağzına geleni söylemek
feel like doing v. canı yapmak istemek
work like a beaver v. harıl harıl çalışmak
go like a bomb v. çok iyi gitmek
sweat like a pig v. çok terlemek
sweat like a pig v. domuz gibi terlemek
act like a fool v. aptallık etmek
talk like friends v. ahbapça konuşmak
sell like hot cakes v. çok satılmak
sell like hot cakes v. kapış kapış gitmek
like (someone/something) v. (birini veya bir şeyi) sevmek
swell like a balloon v. balon yapmak
cry like a baby v. bebek gibi ağlamak
cry like a baby v. çocuk gibi ağlamak
feel like something v. canı istemek
become like v. haline gelmek
behave like a know it all v. hariçten gazel okumak
(for somebody) like (something) v. hoşuna gitmek
not like v. hoşuna gitmemek
(for somebody) like (something) v. hoşa gitmek
come out smelling like a rose v. zeytinyağı gibi suyun yüzüne çıkmak
cry like a baby v. zırıl zırıl ağlamak
like some very much v. çok hoşlanmak
make it look like a murder v. cinayet süsü vermek
look like someone v. birine benzemek
keep something like a secret v. sır gibi saklamak
work like clockwork v. tıkır tıkır işlemek
seem like v. gibi gözükmek
operate like clockwork v. tıkır tıkır işlemek
run like clockwork v. tıkır tıkır işlemek
appear like v. gibi gözükmek
appear like v. gibi görünmek
seem like v. gibi görünmek
like a lot v. birine bayılmak
like enormously v. birine bayılmak
look like v. gibi gözükmek
drop like a bombshell v. bomba gibi düşmek
eat like a bird v. çok az yemek
eat like a bird v. çok yavaş yemek
feel like shit v. hali olmamak
feel like crap v. kolunu kaldıracak hali olmamak
feel like shit v. kolunu kaldıracak hali olmamak
feel like crap v. hali olmamak
live like the kings v. krallar gibi yaşamak
live like a king v. kral gibi yaşamak
treat someone like dirt v. adam yerine koymamak
watch someone like a hawk v. birini göz hapsinde tutmak
treat someone like dirt v. adamdan saymamak
treat someone like dirt v. pislikmiş gibi davranmak
work like a horse v. eşek gibi çalışmak
become jelly-like v. pelteleşmek
feel like v. canı -mek istemek
look like v. -cek gibi olmak
spend like water v. su gibi harcamak
feel like v. gereği hissetmek
spend like water v. hesapsızca tüketmek
spend like water v. hesapsızca harcamak
laugh like a drain v. kahkahalarla gülmek
come like a bombshell v. bomba etkisi yaratmak
looks like v. görüntüsü vermek
appears like v. görüntüsü vermek
like to listen to music v. müzik dinlemekten hoşlanmak
not what it looks like v. göründüğü gibi olmamak
feel like an outsider v. yabancı gibi hissetmek
feel like an outsider v. kendini yabancı hissetmek
feel like an outsider v. yabancılık hissetmek
feel like a stranger v. yabancı gibi hissetmek
loom over like a nightmare v. kabus gibi çökmek
treat like a step-child v. üvey evlat gibi saymak
descend over like a nightmare v. kabus gibi çökmek
feel like an alien v. kendini yabancı hissetmek
feel like v. canı çekmek
feel like an alien v. yabancılık hissetmek
feel like an alien v. yabancı gibi hissetmek
feel like a stranger v. kendini yabancı hissetmek
treat like a step-child v. üvey evlat muamelesi yapmak
treat like a step-child v. üvey evlat gibi tutmak
feel like a stranger v. yabancılık hissetmek
like to be flattered v. pohpohlanmaktan hoşlanmak
like to be pampered v. pohpohlanmaktan hoşlanmak
pack together like sardines v. balık istifi dizilmek
look like v. izlenimi uyandırmak
feel like a new person v. yenilenmiş hissetmek
like dancing v. dans etmeyi sevmek
make it look like an act of terror/terrorism v. terör süsü vermek
make something look like v. gibi göstermek
stink like a dog v. köpek gibi kokmak
live like a parasite v. parazit gibi yaşamak
be treated like a second-class citizen v. ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmek
treat someone like a child v. birisine çocukmuş gibi davranmak
feel like a man v. bir erkek gibi hissetmek
not feel like oneself v. kendini iyi hissetmemek
pretend to like someone v. birinden hoşlanıyormuş gibi davranmak
seem like such a tragedy v. tam bir trajedi gibi görünmek
scream like a little girl v. küçük bir kız gibi bağırmak
fall to the ground like a sack of spuds v. patates çuvalı gibi düşmek
pop up like a cork v. mantar gibi fırlamak
dress up like a superhero v. bir süper kahraman gibi giyinmek
like someone right off v. birinden hemen hoşlanmak
leak like a sieve v. elek gibi sızdırmak
make something look like v. -miş gibi göstermek
look like an immigrant v. bir göçmene benzemek
look like a little angel v. küçük bir melek gibi görünmek
shake like a leaf v. yaprak gibi titremek
make it seem like a suicide v. intihar süsü vermek
make it seem like an accident v. kaza süsü vermek
like turkeys voting for christmas v. bile bile lades demek
like turkeys voting for an early christmas v. bile bile lades demek
be like one fist v. tek yumruk gibi olmak
collapse like a paper castle v. kağıttan kale gibi çökmek
like mature men v. olgun erkeklerden hoşlanmak
act like a mother v. anne gibi davranmak
be not like v. benzememek
make someone feel like giving up v. cesaretini kırmak
circle like vultures v. akbabalar gibi üşüşmek
circle like vultures v. akbabalar gibi dolaşmak
come out like snot v. sümük gibi çıkmak
want to be like someone else v. birine özenmek
want to be like someone else v. başka biri gibi olmak istemek
cry like a new born baby v. yeni doğmuş bir bebek gibi ağlamak
cry like a new born baby v. yeni doğmuş bebek gibi ağlamak
eat like an elephant v. fil gibi yemek
think like einstein v. einstein gibi düşünmek
think like v. (birisi) gibi düşünmek
taste like chicken v. tadı tavuk gibi olmak
like someone v. birinden hoşlanmak
(i) would like to indicate (that...) v. belirtmek istemek
like studying v. çalışmayı sevmek
like to work v. çalışmayı sevmek
like to study v. çalışmayı sevmek
like working v. çalışmayı sevmek
dress up like her mom v. annesi gibi giyinmek
be like sb v. birine benzemek
be like someone v. birine benzemek
be like somebody v. birine benzemek
not like one's job v. işini sevmemek
feel like she(he's had it before v. sanki daha önce yaşamış gibi hissetmek
feel like a child v. çocuk gibi hissetmek
like each other v. birbirinden hoşlanmak
behave like a beast v. canavar gibi davranmak
grocers and the like n. bakkal çakkal
a face like thunder n. sinirli bir yüz ifadesi
like a house on fire n. süratle
like a house on fire n. hızla
gelatine-like dessert n. dolaz
foam-like plastic material used for insulation n. strafor
the like n. benzerleri
the like n. ve bunun gibiler
the like n. birbirine benzeyenler
a movie-like story n. film gibi hikaye
scimitar-like tusks n. kılıç gibi azı dişleri
a passion like the burning of the sun n. hiç bitmeyen büyük bir tutku
lymph node-like tissue n. lenf düğümü benzeri doku
memory like a fish n. balık hafıza
barn-like room n. kocaman oda
barn-like room n. ahır gibi oda
eagle-like nose n. kemerli burun
an old table game like domino n. aznif
avian predators like eagles n. kartal gibi yırtıcı kuşlar
tea-like drink n. çaya benzer içecek
like leather adj. kayış gibi
like an arrow adj. ok gibi
for all the world like adj. tıpatıp aynı
like sin adj. aşırı
wraith like adj. hayalet gibi
exactly like adj. tıpkı
like a bean pole adj. fasulye sırığı gibi
like smoke adj. çabuk ve kolay
like this adj. bunun gibi
shaped like adj. şeklinde
like an angel adj. melek gibi
like quicksilver adj. cıva gibi
something like adj. aşağı yukarı
packed like sardines adj. sardalye gibi istif edilmiş
like an animal adj. hayvan gibi
like this adj. böyle
such like adj. bunun gibi
like clockwork adj. çok düzenli
like former adj. eskisi gibi
just like adj. aynı
city like adj. şehir gibi
packed like sardines adj. balık istifi
like an island adj. adamsı
like water adj. su gibi
like stone adj. taş gibi
like smoke adj. kolay
shaped like adj. biçiminde
as like as adj. kadar benzer
like many others adj. birçokları gibi
like a broken record adj. bozuk plak gibi
like a powder keg adj. barut fıçısı gibi
sweet like honey adj. bal gibi tatlı
like a limpet adj. sülük gibi
alligator-like adj. timsaha benzeyen
animal-like adj. hayvana benzeyen
alligator-like adj. timsahınki gibi (dişler vb)
animal-like adj. hayvansı
arrow-like adj. ok gibi
like-minded adj. kafadar
flu-like adj. grip gibi
dough-like adj. hamurumsu
ebony-like adj. abanoz
dove-like adj. dürüst
carpet-like adj. halı gibi
flu-like adj. nezle gibi
like-minded adj. kafa dengi
dough-like adj. hamur gibi
like-minded adj. hemfikir
horse-like adj. at gibi
dove-like adj. saf
doll-like adj. bebek gibi
giant-like adj. devasa
finger-like adj. parmak gibi
dove-like adj. masum
grape-like adj. üzümsü
like dish-water adj. bulaşık suyu gibi
dove-like adj. güvercin gibi
tree-like adj. ağaçsı
turf-like adj. çimen gibi
mirror-like adj. ayna gibi
moss-like adj. yosunumsu
sultan-like adj. sultani
moss-like adj. yosunu andıran
serpent-like adj. yılan gibi
monkey-like adj. maymun gibi
mucus-like adj. sümüksü
moss-like adj. yosun gibi
whirlpool-like adj. girdap benzeri
wooden-like adj. ahşap görünümlü
like minded adj. aynı fikirde
like minded adj. hemfikir
like a man adj. erkek gibi
like my mother adj. annem gibi
thread-like adj. ip şeklinde
thread-like adj. ipliksi
thread-like adj. ip gibi
real-like adj. gerçek gibi
real-like adj. gerçeğe yakın
labyrinth-like adj. labirentimsi
labyrinth-like adj. labirent gibi
maze-like adj. labirentimsi
maze-like adj. labirent gibi
european-like adj. avrupalı gibi
flower-like adj. çiçeğe benzeyen
flower-like adj. çiçek gibi
flower-like adj. çiçeksi
like all girls adj. bütün kızlar gibi
dance-like adj. dans gibi
bat-like adj. yarasa gibi
copper-like adj. bakır gibi
rainbow-like adj. gökkuşağı gibi
dinosaur-like adj. dinozor benzeri
christ-like adj. isa benzeri
like beads-on-a-string adj. art arda dizili/dizilmiş
like gold adj. altın gibi
manifesto-like adj. bildiri/manifosta gibi
like-minded adj. oydaş
like-new adj. yeni gibi
shovel-like adj. kürek gibi
like a boss adj. patron gibi
elf-like adj. cin gibi
elf-like adj. ufak tefek
yogurt-like adj. yoğurt benzeri
yogurt-like adj. yoğurt gibi
dream-like adj. hayalimsi
needle-like adj. iğnemsi
snail-like adj. çok yavaş
needle-like adj. iğne gibi sivri uçlu
snail-like adj. salyangoz gibi
needle-like adj. iğne uçlu
umbrella-like adj. şemsiye gibi
earth-like adj. dünya benzeri
crystal-like adj. billursu
crystal-like adj. kristal gibi
dot-like adj. nokta gibi
dot-like adj. noktaya benzeyen
wheat-like adj. buğdaysı
fairytale-like adj. peri masalı gibi
like minded adj. aynı kafada
shaped like cross adj. haç şeklinde
gel-like adj. jelimsi
lady-like adj. hanımhanımcık
trance-like adj. büyülenmiş
trance-like adj. kafası karışmış
coat-like adj. kürkümsü
plant-like adj. bitki benzeri
dog-like adj. köpeğimsi
dog-like adj. köpeğe benzeyen
waif-like adj. çok ince
waif-like adj. dal gibi
waif-like adj. incecik
talon-like adj. pençe gibi
tallow-like adj. don yağı kıvamında
tallow-like adj. don yağına benzeyen
tallow-like adj. iç yağına benzeyen
tardis-like adj. içi, dış görünümünden daha geniş ve ferah olan
candy-like adj. şeker gibi
candy-like adj. şekere benzeyen
like a streak of lightning adv. şimşek gibi
like a shot adv. ok gibi
like clockwork adv. saat gibi
like anything adv. şiddetle
like fury adv. çok hızlı
like a shot adv. birdenbire
like hot cakes adv. süratle
like lightning adv. çok çabuk
like a nut adv. çılgın gibi
like blazes adv. çok fazla
like lightning adv. şimşek gibi
like a dying duck adv. şaşkın şaşkın
like a shot adv. şimşek gibi
like a bump on a log adv. put gibi hareketsiz
like a shot adv. hiç tereddüt etmeden
like a shot adv. hızla
like hell adv. çok
like a house afire adv. son sürat
like kings adv. krallar gibi
like smoke adv. çabuk
like a dream adv. hayal gibi
like a maniac adv. manyakça
like hell adv. aşırı
at times like these adv. böyle zamanlarda
like a flash adv. çarçabuk
like the devil adv. ayağına tez
like giving a charity adv. sadaka verir gibi
like mad adv. delicesine
like a drowned rat adv. sırılsıklam
like the devil adv. çok çabuk
like sardines adv. sıkış tepiş
like a lamb adv. kuzu kuzu
like that adv. bunun gibi
like fury adv. hiddetle
in like manner adv. aynı tarzda
like lightning adv. yıldırım gibi
as like as not adv. belki de
like the devil adv. şeytan gibi çok çabuk
like hot cakes adv. kapışan kapışana
like a shot adv. yıldırım gibi
like hot cakes adv. cüretle
like a lamb adv. paşa paşa
like that adv. şöyle
like a dog adv. köpek gibi
like mad adv. deli gibi
like mad adv. çıldırmış gibi
like royalty adv. kral gibi
like a bird adv. kuş misali
like a shot adv. derhal
like the devil adv. şeytan gibi
like a shot adv. çabucak
like smoke adv. süratle
like sardines adv. balık istifi gibi
like clockwork adv. tıkır tıkır
like crazy adv. deli gibi
like a shot adv. hemen
without wishing to boast i'd like to say that adv. ayıptır söylemesi
like mad adv. çılgınca
like hell adv. cehennem gibi
something like adv. gibi
like this adv. şöyle
just like adv. tıpkı
like mad adv. delice
just like that adv. işte böyle
like that adv. işte böyle
like a blue streak adv. süratle
like a streak adv. süratle
like greased lightning adv. süratle
like a blue streak adv. hızla
like a lightning adv. hızla
like a flash adv. hızla
like a lightning adv. süratle
like a flash adv. süratle
like a streak adv. hızla
like a shot adv. süratle
like greased lightning adv. hızla
like every year adv. her yıl olduğu gibi
like every year adv. her sene olduğu gibi
just like every year adv. her yıl olduğu gibi
just like every year adv. her sene olduğu gibi
if you'd like to adv. şayet isterseniz
like them adv. onlar gibi
like me adv. benim gibi
after a plane crash like this adv. böyle bir uçak kazasından sonra
like beads-on-a-string adv. sıra halinde/birbiri ardına gelen
like a flash adv. bir koşu
like a bomb adv. bomba gibi
in/like a flash adv. dakikasında
like a skyscraper adv. bir gökdelen gibi
like a song adv. bir şarkı gibi
something like prep. kadar
something like prep. kabilinden
some like prep. gibi
such like prep. böylesi
something like prep. ihtimal ki
something like prep. yaklaşık olarak
like this interj. işte böyle
just like this interj. işte böyle
like so interj. işte böyle (bir şeyin nasıl olacağını gösterirken)
like what? interj. ne gibi?
Phrasals
play like gibi davranmak
Phrases
like a hungry wolf aç kurt gibi
like a bat out of hell yel gibi
like a skeleton iskelet gibi
like a bat out of hell tazı gibi hızlı
like a bat out of hell şimşek gibi
like an enemy düşmanca
looks to me like bana öyle geliyor ki
like it or not sev ya da terket
like a bat out of hell hızla
like a bat out of hell süratle
I would really like to come, but gelmeyi çok isterdim, ancak
not like before eskisi gibi değil
if she/he stays stressed out like this bu şekilde stresli kalmaya/olmaya devam ederse
it looks like anlaşılan o ki
in situations like this bu gibi durumlarda
i'd like to point out that belirtmek isterim ki
i'd like to state that belirtmek isterim ki
you make it sound like öyle bir konuşuyorsun ki
it looks like that görünen o ki
and the like ve benzeri
not like yours seninki/sizinki gibi değil
like for like benzer nitelikte
like in the old days (tıpkı) eski günlerdeki gibi
like in the old days eskiden olduğu gibi