gibi - Türkisch Englisch Wörterbuch

gibi

Bedeutungen von dem Begriff "gibi" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 51 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
gibi as prep.
And Morocco is a clear example, as demonstrated by what is happening on its borders with Spain.
Ve Fas, İspanya ile olan sınırlarında yaşananların da gösterdiği gibi açık bir örnektir.

More Sentences
gibi like prep.
Tools like knives and hammers can be dangerous for children.
Bıçak ve çekiç gibi aletler çocuklar için tehlikeli olabilir.

More Sentences
General
gibi as good as adj.
Today, the Interinstitutional Agreement is as good as concluded, but just one small problem remains.
Bugün, Kurumlar Arası Anlaşma tamamlanmış gibidir, ancak geriye sadece küçük bir sorun kalmıştır.

More Sentences
gibi what adj.
Sometimes, a family is not what it seems to be.
Bazen bir aile göründüğü gibi değildir.

More Sentences
gibi as it were adv.
There are other, better signals too, a green light as it were.
Başka, daha iyi sinyaller de var, yeşil ışık gibi.

More Sentences
gibi just as adv.
Just as this is the case from a legal point of view, we are also absolutely obliged to combat illegal immigration.
Yasal açıdan durum böyle olduğu gibi, yasadışı göçle mücadele etmekle de kesinlikle yükümlüyüz.

More Sentences
gibi in the way (that) adv.
We do not yet have a tradition of this in the way the Scandinavian countries do, for example.
Örneğin İskandinav ülkelerinde olduğu gibi bu konuda henüz bir geleneğimiz yok.

More Sentences
gibi all but adv.
The main streets of many small towns have been all but abandoned thanks, in large part, to behemoths like Wal-Mart.
Birçok küçük kasabanın ana caddeleri, büyük ölçüde Wal-Mart gibi devler sayesinde terk edilmiş durumda.

More Sentences
gibi about adv.
I come home from work about seven every day.
Her gün işten eve saat yedi gibi gelirim.

More Sentences
gibi in the manner adv.
The outcome of pursuing monetary policy in the manner of a frightened old man is clear.
Para politikasını korkmuş yaşlı bir adam gibi sürdürmenin sonucu açıktır.

More Sentences
gibi something like adv.
The Committee on Budgetary Control passed the discharge by a vote of something like 17 to 4.
Bütçe Kontrol Komitesi 17'ye karşı 4 gibi bir oyla ibra kararını kabul etti.

More Sentences
gibi around prep.
At present, people are herded around Europe like animals.
Şu anda insanlar Avrupa'da hayvanlar gibi güdülüyor.

More Sentences
gibi such prep.
Yes, I agree, but Rule 19 refers to such exceptional situations as today's.
Evet, katılıyorum, ancak Kural 19 bugünkü gibi istisnai durumlara atıfta bulunmaktadır.

More Sentences
gibi like prep.
Tools like knives and hammers can be dangerous for children.
Bıçak ve çekiç gibi aletler çocuklar için tehlikeli olabilir.

More Sentences
gibi as if conj.
We must not as if the whole caste system is itself untouchable.
Bütün kast sisteminin kendisi dokunulmazmış gibi davranmamalıyız.

More Sentences
gibi as though conj.
With that long list you make it sound as though I have been extremely busy.
Bu uzun listeyle sanki son derece meşgulmüşüm gibi bir izlenim yaratıyorsunuz.

More Sentences
gibi as well as conj.
Will you look after us as well as you did in Genoa?
Cenova'da olduğu gibi bizimle de ilgilenecek misiniz?

More Sentences
Phrases
gibi at about adv.
He left the building at about 7 p.m.
Akşam 7 gibi binadan ayrıldı.

More Sentences
gibi as is expr.
The UN is divided, as are NATO and the EU, and transatlantic relations are damaged.
BM, NATO ve AB gibi bölünmüş durumdadır ve transatlantik ilişkiler zarar görmüştür.

More Sentences
gibi as in expr.
We are to have the same sort of division of labour as in Afghanistan.
Afganistan'da olduğu gibi aynı türden bir iş bölümüne sahip olmalıyız.

More Sentences
Technical
gibi like adv.
Tools like knives and hammers can be dangerous for children.
Bıçak ve çekiç gibi aletler çocuklar için tehlikeli olabilir.

More Sentences
gibi such as expr.
This sort of soil provides an ideal breeding ground for extremist movements such as the Taliban.
Bu tür topraklar Taliban gibi aşırılık yanlısı hareketler için ideal bir üreme alanı sağlar.

More Sentences
General
gibi quasi adv.
gibi some like prep.
gibi in the manner that conj.
gibi in such a way that conj.
gibi the way that conj.
gibi the way (that) conj.
gibi in the way that conj.
gibi in such a manner that conj.
gibi kinda exclam.
gibi ai (as if) abrev.
gibi ai (as if) abrev.
Phrases
gibi in the way of expr.
gibi on the lines of ... expr.
gibi along the lines of ... expr.
gibi as per expr.
Colloquial
gibi alike adv.
gibi sorta (sort of) expr.
gibi kinda (kind of) expr.
gibi along the lines of something expr.
gibi along the lines of expr.
gibi along the lines of expr.
gibi as if/as though expr.
gibi cetera expr.
gibi comme expr.
gibi if you like [uk] expr.
Idioms
gibi after the fashion of expr.
gibi on the lines of expr.
gibi on the lines of expr.
Law
gibi quasi adv.

Bedeutungen, die der Begriff "gibi" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 150 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
kral, padişah gibi taht sahibi devlet başkanı sovereign n.
sarkaç gibi sallanmak oscillate v.
atmak (çıkarmak gibi) discard v.
yapar gibi görünmek pretend v.
köle gibi çalışmak slave v.
solucan gibi kıvrılarak ilerlemek worm v.
canavar gibi monstrous adj.
gaz gibi gaseous adj.
kedi gibi catty adj.
cin gibi quick-witted adj.
cin gibi sharp-witted adj.
bebek gibi baby-like adj.
General
sırık gibi kimse beanpole n.
hayvan yemi (saman/ot gibi) fodder n.
bir hastane gibi kurumun başkanı olan kadın matron n.
bir dağın zirvesi vb gibi harita üzerinde belirlenmiş bir yükseklik spot height n.
peri gibi fairy n.
hükümet tarafından okul binası yapımı gibi işler için verilen toprak land grant n.
altın gümüş gibi kıymetli madenler precious metals n.
ev gibi kullanılan duba barge n.
şeytan gibi tip devil n.
kalbi deli gibi attıran erkek heartthrob n.
yerlisi gibi olma endenisation n.
peynir gibi olma cheesiness n.
deli kızın çeyisi gibi scattered all over n.
ceviz gibi yemişlerin kabuğu nutshell n.
milyoner gibi bir şey a kind of millionaire n.
süt gibi olma milkiness n.
tekne (gemi/vapur/sandal/yat gibi) boat n.
ruh gibi olma etherealness n.
fırın gibi yer furnace n.
baykuş gibi olma owlishness n.
(ölüm gibi nedenlerle) yoksun bırakma bereaving n.
erkek gibi kız tomboy n.
ceviz gibi kabuklu yemiş nut n.
çocuk gibi ağlayan kimse cry baby n.
kısa şiir (tekerleme gibi) jingle n.
dağ gibi olma mountainousness n.
çil yavrusu gibi dağılma stampede n.
ahır gibi ev sty n.
haber (mektup/not/telgraf gibi iletilen) communication n.
saman alevi gibi bir şey flash in the pan n.
yeryüzüyle gökyüzünün birleşmiş gibi göründüğü yer horizon n.
telefon vb gibi teknolojik gelişmelerin insanların arasındaki mesafeyi ortadan kaldırması glocalization n.
(ark/kanal gibi üstü açık) suyolu watercourse n.
bank (park vb gibi yerlerdeki) park bench n.
çocuk gibi olma childlikeness n.
şeftali gibi etli meyvelerin çekirdeği pit n.
karavan gibi kullanılan minibüs camper n.
roman gibi yaşayan kimse gypsy n.
kağıt gibi olma paperiness n.
canfes gibi yaprak thin and smooth leaf n.
kum tanesi gibi taş parçacığı grit n.
hızır gibi yetişen devlet kuşu godsend n.
hızır gibi yetişen şey godsend n.
savaş gibi nedenlerle vatanını terk etmek zorunda bırakılmış kimse displaced person n.
nabız gibi atma pulsing n.
karşı cins gibi giyinen ve davranan kimse transvestite n.
liman gibi kıyıya yakın veya kıyıda bulunan bölge waterfront n.
mavi gibi olma bluishness n.
nur topu gibi çocuk cherub n.
sallanma (sarkaç gibi) swing n.
kıta gibi tek parçadan oluşan kara parçası land mass n.
çığ gibi büyüme snowballing n.
ağır silahlar (top gibi) artillery n.
çalı gibi olma bushiness n.
deve gibi huge person n.
deri gibi leatheriness n.
bomba gibi haber shattering piece of news n.
in gibi dark and narrow place n.
sülük gibi yapışma leeching n.
baba gibi davranış paternalism n.
düşme vb gibi nedenlerle özellikle kafada oluşan sakatlıklar concussions n.
tavşan kuyruğu gibi küçük kuyruk scut n.
kuru ve çabuk tutuşan madde (kav gibi) tinder n.
tımarhane gibi bir yer bedlam n.
ulaşım yolu trafiğinin yavaşlatılması amacıyla yapılan tümsek gibi engeller traffic calming n.
tuvalet malzemeleri (sabun/diş macunu/kolonya gibi) toiletries n.
cehennem gibi hellishness n.
gereği gibi kullanmama abuse n.
kara kehribar gibi parlak siyah jet black n.
kutu gibi olma boxiness n.
ağ gibi sarma enmeshment n.
nabız gibi atış pulsing n.
molekül vb gibi şeylerin yakınlık sırası the affinity order of n.
sünger gibi olma sponginess n.
hayvan gibi tip yahoo n.
köle gibi çalıştırılan kimse dogsbody n.
dev gibi olma enormousness n.
normalden daha büyük penisi varmış gibi davranan delow n.
hücre gibi ve kapısız ufak oda alcove n.
yaratık gibi olma durumu creatureliness n.
adam gibi adam an upright man n.
inci gibi (diş) pearly n.
karınca gibi kaynaşan bir kalabalık a seething crowd n.
pizza gibi hazır yiyecekler fast food n.
özellikle güney afrika'da yuvarlak kulübe vb gibi basit yapı rondavel n.
şaka gibi görünen iğneleyici söz snide n.
hamur gibi olma pastiness n.
canlı gibi görünen lifelikeness n.
konuşur gibi okuma recitative n.
halat gibi dolaştırma kinking n.
ayakta meze gibi yiyeceklerin atıştırıldığı lokanta snack bar n.
saçak gibi tüyler frill n.
dev gibi kadın giantess n.
çatlak gibi görünen desen crackle n.
cin gibi çocuk elf n.
otobüs gibi taşıtlarda bulunan ve yapılan hızı, duraklamaların süresini ve sürücünün ne kadar direks tachograph n.
yeşim gibi yeşil jade n.
kompliman gibi gözüken eleştiri backhanded compliment n.
yerlisi gibi olma endenization n.
gömme dolap (gardırop işlevi gören sandık odası gibi) closet n.
rüya gibi durum idyll n.
tipik olarak kuzey amerika'nın batısında görülen toz gibi çok ince yağan kar champagne powder n.
arı gibi çalışan kimse bee n.
saman gibi gıdası az yiyecek roughage n.
top gümbürtüsü gibi ses peal n.
burun gibi çıkıntı nose n.
su ve hava gibi bir ortamda taşıma waftage n.
otobüs gibi kamunun ihtiyaçlarına yönelik işletilen araç public service vehicle n.
ayı gibi kaba ve sert bearishness n.
ölü gibi olma effeteness n.
kuş gibi şakıma warbling n.
tüy gibi hafif kimse featherweight n.
vadi gibi çukurluk bir alan üzerinden kara veya demiryolunu geçiren ayaklı köprü viaduct n.
halat gibi dolaşma kinking n.
ev şekline sokulmuş veya ev gibi kullanılan tekne houseboat n.
bıçak gibi saplanma stab n.
adam gibi adam a gentleman n.
uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer (akarsu, yol gibi) crossroad n.
cehennem gibi yer inferno n.
müşterilerinin bar gibi bir tezgahın önünde oturduğu ufak lokanta snack bar n.
ata biner gibi oturma straddle n.
bahama adaları, büyük antiller, küçük antiller gibi karayip denizini çevreleyen adalar west indies n.
engel (çit/duvar/korkuluk gibi) barrier n.
konser vb gibi bir etkinlikte sanatçıların sahne alma sırası lineup n.
yılan gibi hain kimse viper n.
küçük bir gemi gibi kullanılabilen tek direkli büyük sandal sloop n.
böcek ve yılan gibi hayvanların dökülmüş kabuk veya derileri exuviae n.
bomba gibi şey dynamite n.
ev gibi olan homeyness n.
arı kovanı gibi yer hive n.
rüya gibi şey dream n.
misk gibi kokma durumu muskiness n.
alt sınıf öğrencilerini uşak gibi kullanma fagging n.
soğuğa karşı dış giysi (palto/ceket/şal gibi) wrap n.
odun gibi görünmesini sağlama engraining n.
çifte merdiven (çit gibi bir bölmenin üstünden geçmek için yapılmış) stile n.
buz gibi olma durumu frigidness n.
prens gibi olma princeliness n.