same - Türkisch Englisch Wörterbuch
Verlauf

same

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau


Bedeutungen von dem Begriff "same" im Türkisch Englisch Wörterbuch : 13 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
same adj. aynı
General
same adj. eşit
same adj. farksız
same adj. benzer
same adj. aynı
same adj. özdeş
same adv. tıpkı
same adv. aynı şekilde
same pron. tıpkısı
same pron. aynı şey
same pron. aynısı
Speaking
same aynen devam
Technical
same aynı

Bedeutungen, die der Begriff "same" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 500 Ergebniss(e)

Englisch Türkisch
Common Usage
at the same time adv. aynı zamanda
General
happen at the same time v. rastlamak
have to eat the same food v. aynı yemeğe talim etmek
melt in the same pot v. aynı pota içinde eritmek
do the same v. aynısını yapmak
happen at the same time v. rastlaşmak
become the same v. aynılaşmak
agree to do the same thing v. sözbirliği etmek
bring together under the same roof v. aynı çatı altında toplamak
consider same v. aynı saymak
gather around the same table v. aynı masada toplanmak
exist or stand in the same place v. aynı yerde bulunmak
share the same views v. aynı görüşleri paylaşmak
remain the same v. aynı kalmak
be on the same wavelength v. frekansları uyuşmak
be of the same mind v. hemfikir olmak
be on the same wavelength v. aynı frekansta olmak
tell the same thing v. aynı şeyi söylemek
be on the same wavelength v. aynı düşüncelere sahip olmak
be the same v. aynı olmak
assemble under the same roof v. aynı çatı altında toplamak
gather around the same table v. aynı masanın çevresinde toplanmak
agree to tell the same story v. ağızbirliği etmek
remain same v. aynı kalmak
come to the same result v. bir kapıya çıkmak
get on the same page v. bir noktada buluşmak
have the same function v. aynı görevi görmek
serve the same purpose v. aynı işleve sahip olmak
serve the same purpose v. aynı işi görmek
have the same function v. aynı işleve sahip olmak
have the same function v. aynı işi görmek
serve the same purpose v. aynı görevi görmek
be of the same opinion v. aynı kafada olmak
keep on and on (saying the same thing) v. diline dolamak
keep on saying (the same thing) v. diline dolanmak
gather under the same roof of v. çatısı altında toplanmak
bring together under the same roof v. çatısı altında toplanmak
keep on saying (the same thing) v. dile dolamak
share the same environment v. aynı ortamı paylaşmak
share the same ambiance v. aynı ortamı paylaşmak
live under the same roof v. aynı çatı altında yaşamak
leave something same v. aynı bırakmak
share the same opinion v. aynı görüşü paylaşmak
have the same meaning v. aynı anlamı taşımak
bear the same meaning v. aynı anlamı taşımak
move in the same direction v. aynı yönde hareket etmek
not be the same v. aynı olmamak
carry the same meaning v. aynı anlamı taşımak
talk the same language v. aynı dili konuşmak
speak the same language v. aynı dili konuşmak
occur at the same time as v. denk gelmek
occur at the same time as v. denk düşmek
lead to the same result as another v. aynı yola çıkmak
not to play by the same rules v. aynı kurallara uymamak
be in the same ballpark v. -e yakın olmak
have the same meaning v. aynı anlamda olmak
have the same meaning v. aynı anlama gelmek
share the same fate v. aynı kaderi paylaşmak
have same meaning v. aynı anlamda olmak
have two spouses at the same time v. aynı anda iki eşe birden sahip olmak
encounter the same problem v. aynı problemle karşılaşmak
collect under the same title v. bir başlıkta toplamak
face the same problem v. aynı problem ile karşılaşmak
face with the same situation v. aynı durum ile karşılaşmak
encounter the same problem v. aynı problem ile karşılaşmak
collect under the same heading v. bir başlıkta toplamak
collect under the same heading v. bir başlık altında toplamak
face the same problem v. aynı problemle karşılaşmak
collect under the same title v. bir başlık altında toplamak
would assume the same conditions v. aynı koşulların var olduğunu kabul etmek
would assume the same conditions v. benzer koşulların varlığını kabullenmek
think in the same way v. aynı düşünmek
do two jobs at the same time v. iki iş birden yapmak
be sold at the same price v. aynı paraya satılmak
be sold at the same price v. aynı fiyata satılmak
be from the same species v. aynı türden olmak
give the same taste v. aynı tadı vermek
be on the same flight v. aynı uçakta/uçuşta olmak
take the same train v. aynı trene binmek
share the same cell v. aynı hücreyi paylaşmak
think the same v. aynı kafadan olmak
be of the same mind v. aynı kafadan olmak
share the same opinion/view v. aynı kafadan olmak
be on the same wavelength v. aynı kafadan olmak
feel the same thing at the same time v. aynı anda aynı şeyi hissetmek
make the same mistakes v. aynı hataları yapmak
put something in the same equation v. aynı kefeye koymak
put something in the same equation v. aynı kefede değerlendirmek
gather under the same roof v. aynı çatı altında toplanmak
live in the same town v. aynı şehirde yaşamak
have the same interests v. aynı ilgi alanlarına sahip olmak
the same of n. tıpkısı
the same n. aynı
of the same kind n. türdeş
one and the same n. aynı
same kind n. aynı tür
same day n. aynı gün
the same n. bir
the same (of) n. aynısı
the same old thing n. eski hamam eski tas
the same n. değişmemiş
the same of n. aynısı
being of the same race n. soydaşlık
same quality n. aynı cins
same age group n. aynı yaş grubu
same period n. aynı dönem
same meaning n. aynı anlam
a person with the same name as another n. adaş
same quality n. aynı kalite
same difference n. hepsi aynı
same difference n. bir fark yok
same difference n. aynı
same effects n. aynı etkiler
the same film n. aynı film
same deal as before n. önceki anlaşmanın aynısı
same class n. aynı sınıf
same design n. aynı tasarım
same song n. aynı şarkı
same money n. aynı para
same rare blood type n. aynı nadir kan grubu
two faces of the same coin n. aynı paranın iki yüzü
two sides of the same coin n. aynı paranın iki yüzü
same old love n. aynı eski aşk
(someone) who speaks the same language n. dildaş
of the same kind adj. hemcins
of the same father adj. baba bir
of the same race adj. hemcins
one and the same adj. tek
of the same age adj. öğür
of the same age adj. yaşıt
pretty much the same adj. hemen hemen aynı
of the same age adj. akran
one and the same adj. tıpkı
much the same adj. hemen hemen aynı
one and the same adj. tıpkısı
of the same opinion adj. hemfikir
of the same race adj. soydaş
of the same kind adj. soydaş
one and the same adj. bir
one and the same adj. büsbütün aynı
same as original adj. aslının aynısı
same as original adj. aslının aynı
almost the same adj. nerdeyse aynı
almost the same adj. hemen hemen aynı
much the same adj. nerdeyse aynı
same as one another adj. birbiriyle aynı
same in adj. birbiriyle aynı
showing the same characteristics adj. aynı özellikleri gösteren
of the same opinion adj. oydaş
exact same adj. tıpatıp/birebir aynı/benzer
exactly the same adj. birebir aynı
exact same adj. birebir aynı
same-face adj. benzer yüzlü
same-face adj. hemyüz
same-face adj. yüzü benzeyen
on the same plane adv. aynı düzeyde
all in the same breath adv. aynı zamanda
in the same vein adv. aynı şekilde
at the same time adv. bununla beraber
in the same boat adv. benzer durumda
in the same vein adv. aynı anlayışla
just the same adv. tıpkı eskisi gibi
much the same adv. olduğu gibi
in the same breath adv. bir solukta
in the same direction adv. aynı doğrultuda
along the same line adv. aynı anlayışla
in the same time adv. aynı zamanda
at the same time as adv. le aynı zamanda
on the same plane adv. aynı derecede
all the same adv. gelgelelim
just the same adv. yine de
at the same time adv. birden
in the same breath adv. aynı zamanda
just the same adv. buna rağmen
at the same time adv. yine de
at the same time adv. bu sırada
at the same time adv. aynı anda
in the same way adv. aynı şekilde
all the same adv. hepsi bir
just the same adv. tıpatıp aynı
all the same adv. bununla birlikte
all the same adv. ne olursa olsun
at the same time adv. mamafih
in the same direction adv. aynı yönde
along the same line adv. aynı şekilde
all the same adv. yine de
but at the same time adv. fakat aynı zamanda
in the same boat adv. aynı şartlar altında
pretty much the same adv. yine öyle
all the same adv. buna karşın
on the same page adv. aynı sayfada
at the same time adv. bununla birlikte
on the same lines adv. aynı cinsten
same as before adv. önceki gibi
same as before adv. önceden olduğu gibi
same as before adv. eskiden olduğu gibi
at about the same time adv. hemen hemen aynı zamanlarda
in the same manner adv. aynı şekilde
at one and the same time adv. aynı zamanda
at one and the same time adv. aynı anda
on the same day adv. aynı günde
to the same degree adv. aynı ölçüde
in the same vein adv. benzer şekilde
at the same time adv. aynı zaman zarfında
in the same class with prep. aynı seviyede
in the same way as prep. aynı şekilde
same as prep. ile aynı
same kind of prep. aynı tür
both at the same time pron. ikisi aynı anda
in just the same way as conj. tıpkı -ğı gibi
same here interj. ben de
the very same interj. ta kendisi
same here interj. al benden de o kadar
same here interj. benden de al o kadar
Phrases
under the same conditions adv. aynı şartlar altında
under the same terms and conditions adv. aynı şartlarda
under the same conditions adv. aynı şartlarda
under the same conditions adv. eşit şartlar altında
in exactly the same way tıpkı
on the same level hemzemin
in exactly the same way aynen
in just the same way tıpkı
under the same roof aynı çatı altında
under the same circumstances eşit şartlar altında
same as always her zamankinden
within the same day aynı gün içerisinde
in the same day aynı gün içerisinde
in the same day aynı gün içinde
within the same day aynı gün içinde
within the same day aynı günde
at the same time, same place aynı yerde aynı zamanda
at the same time, same place aynı yerde ve zamanda
on the same point aynı noktada
and more of the same ve benzeri
due to the same reason aynı sebeple
due to the same reason aynı nedenle
same as it ever was her zamankiyle aynı
same as it ever was her zaman olduğu gibi
same as it ever was her zamanki gibi aynı
exactly the same bire bir aynı
we all smile in the same language hepimiz aynı dilde gülümsüyoruz
things never stay the same hiç bir şey aynı kalmaz
nothing stays the same hiç bir şey aynı kalmaz
due to the same reason aynı neden yüzünden
due to the same reason aynı nedenden dolayı
due to the same reason aynı nedenden ötürü
while at the same time bu arada aynı zamanda
while at the same time aynı zamanda
for the same reason aynı sebepten dolayı
Proverb
lightning never strikes in the same place twice aynı dert kişinin başına iki kez gelmez
you never step into the same river twice aynı nehirde iki kez yıkanılmaz
all great minds run in the same channel aklın yolu birdir
great minds run in the same channel aklın yolu birdir
Colloquial
in the same class with aynı düzeyde
in the same breath aynı zamanda
all the same hepsi bir
all the same hepsi aynı
close enough to use the same toothpick etle tırnak gibi
take the same risk aynı riski almak
same as last time son seferki gibi
repeat the same message aynı mesajı tekrarlamak
same thing i told you this morning sabah söylediğim gibi
stop asking the same questions over and over sürekli aynı soruları sorup durmayı kes
same story aynı hikaye
same o(l)' same o(l)' aynı eski hikaye
the same again her zamankinden! (garsona içecek/içki siparişi verirken)
Idioms
by the same token aynı sebeple bundan başka
in the same camp aynı gruptan
by the same token bundan başka
all in the same boat aynı durumda
by the same token aynı şekilde
by the same token aynı sebeple
by the same token aynen
be in the same ballpark aynı özellikte olmak
by the same token bir de
in the same camp aynı fikirde
be in the same ballpark benzer özelliklere sahip olmak
by the same token ilaveten
two acrobats cannot dance on the same rope iki cambaz bir ipte oynamaz
be on the same wavelength aynı telden çalmak
be on the same wavelength biriyle kafaları uyuşmak
be on the same wavelength aynı kafada olmak
tarred with the same brush al birini vur ötekine
cast in the same mold aynı hamurla yoğrulmuş
amount to the same thing aynı kapıya çıkmak
pee in the same pot aynı kaba işemek
be tarred with the same brush aynı yolun yolcusu olmak
come to the same thing aynı kapıya çıkmak
the same old story eski tas eski hamam
tarred with the same brush aynı yolun yolcusu
harp on the same string diline dolamak
row in the same boat bir kazanda kaynamak
meet the same fate aynı kaderi paylaşmak
suffer the same fate aynı kaderi paylaşmak
be tarred with the same brush aynı hataları yapmak
be cast in the same mould taban tabana aynı olmak
be in the same boat aynı sorunları yaşamak
be in the same boat aynı şartlarla karşı karşıya olmak
be in the same boat aynı şartlarda olmak
live under the same roof aynı çatı altında yaşamak
live under the same roof aynı evde oturmak
be of the same mind aynı görüşü paylaşmak
be of the same mind aynı düşüncede olmak
be of the same mind hemfikir olmak
the same old same old aynı tas aynı hamam
put everyone in the same pot hepsini aynı kefeye koymak
one and the same aynısı
one and the same tıpatıp aynı
one and the same birbirinin aynısı
opposite sides of the same coin bir elmanın iki yarısı
different sides of the same coin birbirine cok yakın iki fikir
two sides of the same coin bir elmanın iki yarısı
opposite sides of the same coin birbirine cok yakın iki fikir
different sides of the same coin bir elmanın iki yarısı
two sides of the same coin birbirine cok yakın iki fikir
add up to the same thing aynı kapıya çıkmak
close enough to use the same toothpick yediği/içtiği ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick aralarından su sızmaz
close enough to use the same toothpick can ciğer kuzu sarması
tar somebody with the same brush aynı kefeye koymak
in the same ballpark aynı kefede
in the same ballpark benzer özelliklere sahip
in the same ballpark aynı özellikte
be bitten by the same bug aynı isteklere veya ihtiyaçlara sahip olmak
be cast in the same mould aynı hamurla yoğrulmuş olmak
be cast in the same mold aynı hamurla yoğrulmuş olmak
cast in the same mold tıpatıp aynı
cast in the same mold aynı hamurdan yoğrulmuş
be cast in the same mold aynı hamurdan yoğrulmuş olmak
be cast in the same mould birbirlerine aşırı benzemek
cast in the same mold tıpatıp benzer
be cast in the same mould aynı hamurdan yoğrulmuş olmak
be cast in the same mould tıpa tıp benzer olmak
be cast in the same mold birbirinin aynısı olmak
be cast in the same mold taban tabana aynı olmak
be cast in the same mold birbirlerine aşırı benzemek
be cast in the same mold tıpa tıp benzer olmak
cut from the same cloth aynı hamurdan yoğrulmuş
made from the same mold aynı hamurdan yoğrulmuş
be made from the same mold birbirinin tıpatıp benzeri olmak
be cut from the same cloth aynı hamurdan yoğrulmuş olmak
be cut from the same cloth aynı hamurdan yoğrulmak
made from the same mold birbirinin tıpatıp benzeri
be made from the same mold aynı hamurdan yoğrulmuş olmak
be made from the same mold aynı hamurdan yoğrulmak
be cut from the same cloth birbirinin tıpatıp benzeri olmak
cut from the same cloth birbirinin tıpatıp benzeri
walk and chew gum at the same time iki/ birçok işi aynı anda yapabilmek
the same ballpark aşağı yukarı aynı
go into the same old song and dance about something hep aynı özrü beyan etmek/bildirmek
go into the same old song and dance about something ısrarla özür dilemek
juggle six things at the same time aynı anda bin türlü takla atmak
sing from the same hymn sheet aynı telden çalmak
sing from the same song sheet aynı telden çalmak
sing from the same hymnbook aynı telden çalmak
read from the same page aynı telden çalmak
be in the same boat as someone birisiyle aynı durumda olmak
in the same league aynı kulvarda
be in the same league aynı kulvarda olmak
be not in the same league with someone birisiyle aynı kulvarda olmamak
be not in the same league with someone aynı seviyede/düzeyde/kalitede vb olmamak
drink the same kool-aid aynı çanaktan içmek
live under the same roof with ile aynı çatı altında yaşamak
be of the same mind aynı kafada olmak
be of the same mind hemfikir/aynı kanıda/aynı görüşte olmak
it's the same old story aynı eski hikaye
the same old thing eski tas eski hamam
be on the same page hemfikir olmak
be on the same page aynı düşünmek
read from the same page hemfikir olmak
sing from the same hymnbook aynı fikirde olmak
read from the same page aynı fikirde olmak
sing from the same hymnbook hemfikir olmak
on the same page hemfikir
tar somebody with the same brush aynı kefeye koymak (koyulmak)
paint somebody with the same brush aynı kefeye koymak (koyulmak)
come to the same thing aynı şey olmak
add up to the same thing aynı şey olmak
amount to the same thing aynı şey olmak
close enough to use the same toothpick yediği içtiği ayrı gitmez
close enough to use the same toothpick yedikleri içtikleri ayrı gitmez
sing from the same songsheet aynı ağzı kullanmak
sing the same tune aynı ağzı kullanmak
sing the same tune aynı şeyi söylemek
sing from the same hymnsheet aynı ağzı kullanmak
sing from the same songsheet aynı şeyi söylemek
sing from the same hymnsheet aynı şeyi söylemek
on the same footing eşit şartlarda
on the same footing eşit koşullarda
be on the same sheet of music aynı telden çalmak
be in the same boat aynı gemide olmak (aynı şartlarda olmak)
on the same page aynı görüşte
on the same page orta görüşe sahip olan
on the same page ortak görüşte
two sides of the same coin madalyonun iki yüzü
Speaking
it is all the same to me bana göre hava hoş
it's all the same to me bana göre hava hoş
same to you sen de
it amounts to the same thing aynı şeydir
it comes to the same thing aynı kapıya çıkar
exactly the same aynen
it's all the same. ha hoca ali ha ali hoca
same to you bilmukabele
it amounts to the same thing aynı hesaba gelir
they both amount to the same thing ikisi bir kapıya çıkar
same to you aynen
same to you size de
the same to you with brass knobs on benim için ne düşünüyorsan allah sana iki katını versin
the same to you with brass knobs on daha beter olasın emi
same to you darısı başınıza
same to you darısı başına
same to you darısı başıma
we are not the same biz aynı değiliz
the same today as it was yesterday dün olduğu gibi bugün de aynı
I will not make the same mistakes aynı hataları yapmayacağım
everything is the same her şey aynı
it's just the same to me benim için hava hoş
the same thing every time her seferinde aynı şey
we could be the same aynı olabiliriz
if i came to you and said the same thing ya ben sana gelip aynı şeyi söyleseydim
it's the same as the last one sonuncusuyla aynı
how'd you like it if somebody did the same to you? aynı şey sana yapılsa nasıl hissederdin?
i don't want you to think that all the turks are the same tüm türklerin aynı olduğunu düşünmenizi istemem
it always starts the same way hep aynı şekilde başlar
never gonna be the same asla eskisi gibi olmayacak
are you sure it was the same night? aynı gece olduğundan emin misin?
you all say the same thing hepiniz aynı şeyi söylüyorsunuz
you're all the same hepiniz aynısınız
the same goes for him aynı şey onun için de geçerli
you're the same as everybody else sen de herkes gibisin
if god wanted everybody to be the same tanrı herkesin aynı olmasını isteseydi
i'd like the same ben de aynısından alayım
i'll have the same (sipariş verirken) (garsona) aynısından/bana da aynısından
the same for me (sipariş verirken) (garsona) aynısından/bana da aynısından
it's all the same to me benim için hava hoş
it's the same old story aynı eski hikaye
it's all the same to me benim için fark etmez
they come from the same place as you onlar da seninle aynı yerden geliyor
it's just the same to me hepsi aynı bana
it's just the same to me bana hepsi aynı
it's just the same to me benim için hepsi aynı
it's all the same to me bana hepsi aynı
it's all the same to me benim için hepsi aynı
it's all the same to me hepsi aynı bana
they said the same thing about them onlar için de aynı şeyi söylediler
same to you sana da
nothing will remain the same hiçbir şey aynı kalmayacak
are we talking about the same guy? aynı adamdan mı bahsediyoruz?
we are in the same class aynı sınıftayız
same old same old aynı eski hikaye
the same to you senin de
the same to you sana da
nothing feels the same without you sensiz hiçbir şeyin tadı tuzu yok
nothing's the same without you sensiz hiçbir şeyin tadı tuzu yok
same ole same ole hayat bildiğin gibi devam ediyor
same ole same ole hep aynı şeyler
same ole same ole hayat eskisi gibi devam ediyor
same old same old hayat bildiğin gibi devam ediyor
same old same old hayat eskisi gibi devam ediyor
same old same old hep aynı şeyler
you look the same hiç değişmemişsin
we're going to the same place aynı yere gidiyoruz
i feel the same way about you ben de senin için aynı şeyi düşünüyorum
i was going to ask you the same thing aynı şeyi ben de sana soracaktım
i'm doing the same thing here as you are ben de burada senin yaptığın şeyin aynısını yapıyorum
i'm doing the same thing here as you are ben de burada senin yaptığın şeyi yapıyorum
we have the same tastes zevklerimiz aynı
i could say the same for you aynı şeyi ben de senin için söyleyebilirim
are you in the same class? aynı sınıfta mısınız?
are you in the same class with me? benimle aynı sınıfta mısın?
are you in the same class with me? benimle aynı sınıfta mısınız?
same here aynen ben de
same here al benden de o kadar
same as last time geçen seferki gibi
same as last time geçen sefer olduğu gibi
that's not the same thing bu aynı şey değil
I won't do the same aynısını yapmayacağım
we're the same height aynı boydayız
we're not the same height aynı boyda değiliz
just the same aynen devam
same old same old aynen devam
i could say the same to you aynısını ben de sana söyleyebilirdim
we go to the same school aynı okuldayız
we go to the same school aynı okula gidiyoruz
it's not the same aynı şey değil
it isn't the same thing aynı şey değil
i don't think we have the same size foot ayak numaramızın aynı olduğunu sanmıyorum
we live in the same flat [uk] aynı evde yaşıyoruz
we live in the same flat [uk] aynı dairede yaşıyoruz
we live in the same apartment aynı dairede yaşıyoruz
we live in the same apartment aynı evde yaşıyoruz
we are not in the same class Biz aynı sınıfta değiliz
Slang
in the same boat aynı durumda olmak
in the same boat aynı koşulları paylaşmak
in the same boat aynı şeylere göğüs germek
tarred with the same brush aynı bokun soyu
same old shit hep aynı bok
same shit different day her gün aynı bok
same shit different day aynı bokun laciverti
same shit, different asshole aynı bokun laciverti