arkada - Türkisch Englisch Wörterbuch

arkada

Bedeutungen von dem Begriff "arkada" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 22 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
arkada behind adv.
The one sitting behind had a gun.
Arkada oturanın silahı vardı.

More Sentences
General
arkada back adv.
Tom and Mary will enter from the back.
Tom ve Mary arkadan girecek.

More Sentences
arkada behind adv.
The one sitting behind had a gun.
Arkada oturanın silahı vardı.

More Sentences
arkada at the back adv.
Make sure it's not too tight and that it's straight, even at the back.
Çok sıkı olmadığından ve arkada bile düz olduğundan emin olun.

More Sentences
arkada behind prep.
Can you hand me the cable behind me, please?
Arkamdaki kabloyu uzatır mısın lütfen?

More Sentences
Colloquial
arkada in the rear adv.
Even passengers in the rear can access navigation functions.
Arkadaki yolcular bile navigasyon işlevlerine erişebilir.

More Sentences
Idioms
arkada in the back expr.
Here is a more massive false radiator grille, stylish headlights and powerful bumpers both in front and in the back.
İşte daha büyük bir sahte radyatör ızgarası, şık farlar ve hem önde hem de arkada güçlü tamponlar.

More Sentences
General
arkada astern adv.
arkada abaft adv.
arkada behindhand adv.
arkada ahent adv.
arkada ahent adv.
arkada ahind adv.
arkada ahind adv.
arkada rearwards adv.
arkada post adv.
arkada sternward adv.
arkada sternwards adv.
Technical
arkada rearward adv.
Marine
arkada aback adv.
Archaic
arkada baft adv.
Modern Slang
arkada ahint (behind) [north-east england] adv.

Bedeutungen, die der Begriff "arkada" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 88 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
tavanı arkaya doğru alçalan ve arkada koltuk alanı sınırlı olan araba coupe n.
izler (arkada kalan) trail n.
iki önde/iki arkada olmak üzere dört tekerlekli paten roller/quad skate n.
biri önde diğeri arkada iki atın taşıdığı direklere asılı sedye brancard n.
arkada bırakılan iz sign n.
iki atın önde iki atın arkada ilerlediği bir at arabası düzeni four-horse string out n.
(bowling) arkada kalan labut sleeper n.
arkada bırakmak leave behind v.
arkada kalmak stay behind v.
arkada bırakmak overtake v.
arkada bırakmak outdistance v.
arkada olmak bring up the rear v.
arkada bırakmak pass v.
arkada kalmak be at the end v.
arkada kalmak be in the back v.
arkada kalmak bring up the rear v.
gözü arkada kalmak die or leave having left something undone or a desire unaccomplished v.
(deniz seyahatinde) arkada bırakmak drop v.
arkada bırakmak outrace v.
arkada bırakmak outspeed v.
arkada iz bırakmayan traceless adj.
arkada kalan behindhand adj.
arkada olan tail adj.
arkada olan arrière adj.
(özellikle erkek organ) arkada yer alan dorsifixed adj.
arkada yer alan postern adj.
arkada yer alan postic adj.
arkada bulunan postern adj.
arkada yer alan sternward adj.
arkada yer alan sternwards adj.
arkada kalan trailing adj.
çok arkada way behind adv.
(konum olarak) arkada posteriorly adv.
arkada olması gerekirken önde durarak preposterously adv.
arkada anlamına gelen bir ön ek super- pref.
Phrasals
arkada kalmak lag behind v.
arkada bırakmak put behind v.
arkada yavaş yavaş yok olmak fade back v.
arkada uzaklaşmak fade back v.
arkada ne olduğunu görmek için kafasını çevirmek look round v.
birinin/bir şeyin arkada yürüttüğü işleri gizlemek için meşru olarak çalışan bir işletme gibi görünmek front for v.
birinin/bir şeyin arkada yürüttüğü işleri gizlemek için meşru olarak çalışan bir işletme gibi görünmek front for (someone or something) v.
Phrases
devamı arkada see overleaf expr.
Colloquial
önde sürücünün arkada tekerleklerin olduğu bir çiftlik aracı koneke [new zealand] n.
arkada enseye kadar, yanlarda ve önde kısa olan saç modeli mullet n.
arkada olmak be behind v.
devamı arkada more on back expr.
Idioms
arkada gözü olmak have eyes in the back of one's head v.
birini veya bir şeyi arkada bırakmak get past someone or something v.
çok geride/oldukça arkada bırakmak leave (someone or something) in the dust v.
en arkada kalmak be bringing up the rear v.
arkada gözü olmak have eyes in the back of head v.
arkada gözü olmak have eyes in the back of your head v.
gözü arkada kalmak not be able to trust somebody v.
arkada sürüklenen under tow adj.
bayağı arkada kalmış in the dust expr.
oldukça arkada kalmış in the dust expr.
Speaking
birkaç sıra arkada oturmak sit a couple of rows behind v.
gözün arkada kalmasın don't be worrying yourself expr.
arkada kim var? who's back there? expr.
arkada kalan bizleriz we who are left behind expr.
arkada kalmayın don't get left behind expr.
Textile
ön ve arkada pilileri olan kemerli ceket modeli norfolk jacket n.
Architecture
(manzara) arkada retrospective adj.
Automotive
arkada kapısı olan küçük araba hatchback n.
arkada konumlu tümleşik şanzıman rear transaxle n.
Aeronautic
yatay stabilizenin önde ana taşıyıcı kanatların arkada olduğu uçak tipi canard n.
Marine
tam arkada dead astern adv.
Anatomy
periotik kemiği oluşturan üç unsurun altta ve arkada olanlarına verilen ad opisthotic n.
periotik kemiği oluşturan üç unsurun altta ve arkada olanlarını teşkil eden opisthotic adj.
periotik kemiği oluşturan üç unsurun altta ve arkada olanları ile ilişkili opisthotic adj.
periotik kemiği oluşturan üç unsurun altta ve arkada olanlarına ait opisthotic adj.
arkada olan dosel adj.
Biology
arkada olan inferior adj.
Botanic
(bitki bölümleri) arkada yer alan posticous adj.
(bitki bölümleri) arkada yer alan postical adj.
Geology
arkada bulunan kara backland n.
arkada bulunan kara back land n.
Military
ordunun arkada kalan safı rearward n.
ordunun arkada kalan safı rear rank n.
ordunun arkada kalan safı rear line n.
Sport
bir bacak önde bir bacak arkada kalça squat pozisyonunda iken zıplayarak öndeki bacağın arkaya arkadaki bacağın da öne doğru çekilmesi jumping lunge n.
yarışta arkada kalmış sporcu back marker n.
arkada kalmak trail v.
Theatre
en arkada ve yukardaki en ucuz koltukların olduğu balkon family circle n.
en arkada ve yukardaki en ucuz koltukların olduğu balkon second balcony n.
en arkada ve yukardaki en ucuz koltukların olduğu balkon upper balcony n.
Ornithology
(kemirgen gagalılar ve ağaçkakanlar) önde iki arkada iki parmağı olan yoke-toed adj.